Trump’ın Tarifeleri Abd Ekonomisi Için Enflasyon Ve Resesyon Riskini Artırıyor Haberi

Yayın: 12:47 - 04.04.2025
Güncelleme: 12:47 - 04.04.2025

WASHINGTON/NEW YORK (AA) – “Kurtuluş günü” olarak nitelendirdiği 2 Nisan’da diğer ülkelere karşılıklı tarifelerin uygulanmasını öngören kararnameyi imzalayan Donald Trump, bu şekilde adil bulmadığı ticaret uygulamalarına son vereceğini savunuyor.

Tarife artışlarıyla yılda yaklaşık 700 milyar dolara yakın gelir elde etmeyi hedefleyen Trump yönetimi, bu şekilde uygulamayı planladıkları vergi indirimlerini finanse etmeyi amaçlıyor.

Ancak ekonomistler, bu tarifelerin ithalat maliyetlerini artırarak tüketici fiyatlarını yükseltebileceği, artan maliyetler sonucunda azalan tüketici harcamalarının ise ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulunuyor.

Tarife nedir?

Tarifeler, ticareti düzenlemek, yerli üretimi korumak veya gelir elde etmek için ithal edilen malların ülkeye girişinde uygulanıyor. Gümrük vergileri, ithal edilen malların değerinin bir yüzdesi olarak veya parça başına maktu olarak alınabiliyor.

Mamul malların yanı sıra, bileşenler ve hammaddelerden de gümrük vergisi alınması, özellikle sınırların birçok kez aşıldığı karmaşık tedarik zincirleri düşünüldüğünde üreticilerin maliyetlerini önemli ölçüde artırabiliyor.

Tarifeler, ithal malları daha pahalı hale getirerek tüketicileri yurt içinde üretilen ürünleri satın almaya teşvik ederken, ticaret anlaşmazlıklarına ve tüketiciler için daha yüksek fiyatlara neden olabileceği gerekçesiyle de eleştiriliyor.

Ülkeler ayrıca gümrük vergilerinin yanı sıra, ithalat kotaları, lisanslar, güvenlik standartları ve sınır kontrolleri dahil ticarette tarife dışı engeller koyabiliyor.

Bir ülke tarafından tarifelerin uygulamaya konulması, misilleme olasılığı dolayısıyla ticaret savaşına dönüşme riski taşırken, tarifeler ülkeler arasında bir müzakere aracı olarak da kullanılabiliyor.

Trump neden tarife getiriyor?

İlk başkanlık döneminde ticarette korumacı politikalar izleyen Trump, 2024 seçim kampanyasında da yeniden göreve gelmesi durumunda yeni gümrük vergileri getireceğini belirtmiş, sözlükteki en sevdiği kelimenin “tarife” olduğunu her fırsatta vurgulamıştı.

Trump, dost ve düşman, tüm ülkeler tarafından “kazıklandıklarını” öne sürmüş, tarifelerin Amerikan üretimini canlandıracağını, yabancı mallara bağımlılığı azaltacağını ve ülkenin dış ticaret açığını azaltacağını savunmuştu.

Bu yıl göreve başlamasıyla ardı ardına tarife açıklamaları yapan Trump, fentanil ve göçmenlik krizi gerekçesiyle Kanada, Meksika ve Çin’e yönelik getirdiği tarifelerin yanı sıra otomobil, çelik ve alüminyum gibi sektör bazlı tarifeler için de kararnamelere imza atmıştı.

Trump, tarifeler konusunda farklı ülke ve sektörleri de hedef alırken, ticarette ABD’ye adil davranılmadığını öne sürerek tüm ülkelere karşılıklı tarife uygulayacaklarını bildirmişti.

Bazı ülkelerin ABD’ye çok fazla mal sattığı halde ABD ürünlerini almadığına işaret eden Trump, verilen devasa dış ticaret açığına dikkati çekmiş ve bunun devam etmemesi gerektiğini belirtmişti.

Öte yandan ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ABD’nin ithalatı geçen yıl ihracatını aştı. Geçen yıl yaptığı 4,1 trilyon dolarlık alımla dünyanın en büyük ithalatçısı konumunda bulunan ABD, 3,2 trilyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Beyaz Saray’ın paylaştığı bilgilerde de geçen yıl ABD’nin mal ticaret açığının 1,2 trilyon doları aştığı, 2001’de yüzde 28,4 olan ABD’nin küresel üretimdeki payının ise 2023’te yüzde 17,4’e düştüğüne vurgu yapıldı.

Dün açıklanan karşılıklı tarifelerin detayları neler?

ABD için “büyük gün” olarak gördüğü 2 Nisan’da karşılıklı tarifeleri duyuran Trump, konuya dair kararnameye de imza attı.

Buna göre, 180’in üzerinde ülke ve bölgeye getirilen tarife oranlarının yüzde 10 ila 50 arasında değiştiği görüldü. Ülkenin ithalat yaptığı başlıca ticaret partnerleri için tarife oranı Avrupa Birliği’ne yüzde 20, Çin’e yüzde 34, Vietnam’a yüzde 46, Tayvan’a yüzde 32, Japonya’ya yüzde 24 ve Hindistan’a yüzde 26 olarak belirlendi.

Türkiye, Birleşik Krallık, Brezilya, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Yeni Zelanda, Mısır ve Suudi Arabistan’ın aralarında olduğu bazı ülkeler için yüzde 10 gümrük vergisi uygulanması öngörüldü.

Ayrıca, Rusya, Küba, Belarus ve Kuzey Kore’nin karşılıklı tarifelere tabi olmadığı görülürken, yetkililer söz konusu ülkelerin yaptırımlar dolayısıyla ABD ile anlamlı bir ticaret yapamadığı ve halihazırda yüksek tarifelere maruz kaldığını aktardı.

Öte yandan Trump’ın tarife listesinde yer alan bazı ülkeler ise tartışma konusu oldu. Bunlardan, Güney Okyanusu’nda bulunan Avustralya’ya bağlı Heard ve McDonald Adaları, insan nüfusunun olmamasına rağmen tarife listesine girmesiyle dikkati çekti.

Tüm ülkelere getirilen yüzde 10 oranındaki temel gümrük vergisinin 5 Nisan’da, ülkelere özel olarak belirlenen daha yüksek oranlı tarifelerin ise 9 Nisan’da yürürlüğe gireceği bildirildi.

Tarifeler nasıl hesaplandı?

Trump, daha önce karşılıklı tarifelere dair açıklamalarında, ABD’den ne kadar tarife alınıyorsa o kadar tarife uygulayacaklarını, karşılıklı tariflerin adil olacağını savunmuştu.

Aynı zamanda tarifelerde “esnek” olabileceklerinin de sinyalini veren Trump, “Bize uyguladıklarından daha azını alabiliriz çünkü bizden o kadar fazla vergi aldılar ki bunu kaldırabileceklerini düşünmüyorum. Başka bir deyişle, bizden o kadar çok vergi aldılar ki bizden aldıkları vergiyi onlara uygulamaktan utanıyorum, ancak önemli bir miktar olacak.” demişti.

Karşılıklı tarifeler belirlenirken, ülkelerin ABD’den ithalata uyguladığı gümrük vergilerinin dikkate alınacağı ve katma değer vergileri, sübvansiyonlar ve döviz manipülasyonu gibi konuların da hesaplamalara dahil edileceği belirtilmesine karşın, ABD’nin muhtemelen sadece verdiği dış ticaret açığına göre hareket ettiği öne sürüldü.

Beyaz Saray, ülkeye özgü daha yüksek tarife oranlarının, her ülkenin ABD’ye uyguladığını miktarın yaklaşık yarısı olduğunu belirtirken, piyasalarda yapılan hesaplamalar, bu miktarın nasıl belirlendiğiyle ilgili kafa karışıklığına yol açtı.

Yüzde 10’luk temel gümrük vergisi uygulanan ülkelerin ABD’nin ticaret fazlası verdiği ülkeler olması dikkati çekti.

ABD’nin kendisine uygulandığını öne sürdüğü tarife oranlarının, bir ülkeye verilen açığın, buradan gerçekleştirilen toplam ithalata bölünmesiyle elde edilen orana denk veya çok yakın olması, hesaplamalarda yalnızca açığın dikkate alındığına yönelik iddiaları güçlendirdi.

Tarifeler ne kadar süre uygulanacak?

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, tarifelerin, Başkan Trump’ın ticaret açığının ve bunun temelindeki adil olmayan uygulamaların oluşturduğu tehdidin çözüldüğüne veya hafifletildiğine karar verene kadar yürürlükte kalacağı belirtildi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, tarifelerin açıklanmasından bir gün önce yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın “her zaman iyi bir müzakereye hazır olduğunu” belirterek görüşmelere kapıyı aralık bırakmıştı.

Tarifelerden ne kadar gelir elde edilmesi bekleniyor?

ABD yönetimi, tarifelerden yılda yaklaşık 600 milyar ila 700 milyar dolar arasında gelir elde edileceğini tahmin ediyor.

Trump’ın ticaret ve üretimden sorumlu kıdemli danışmanı Peter Navarro, 30 Mart’ta verdiği bir röportajda, tarifelerin yılda yaklaşık 600 milyar dolar, 10 yıl içinde ise 6 trilyon dolarlık gelir sağlayacağını belirtmişti. Navarro, otomobil tarifelerinden ise yılda 100 milyar dolar gelir elde edileceğini kaydetmişti.

ABD’de yerli üreticileri ve işçileri temsil eden The Coalition for a Prosperous America’nın 2024 tarihli analizine göre de ABD’nin ithalatına yüzde 10’luk “evrensel” bir gümrük vergisinin gelir vergisi indirimleriyle birlikte 728 milyar dolarlık bir ekonomik büyüme ve 2,8 milyon ek istihdam sağlayacağı öngörülüyor.

Analizde, tarifelerin, ABD Hazinesi’ne 263 milyar dolar gelir sağlayacağı tahmin edilirken, bu gelirin düşük gelirli hanelere önemli bir 1200 dolarlık vergi iadesi sağlamak ve orta gelirli hanelere gelirlerinin yüzde 3-4’ü oranında vergi iadesi yapmak için kullanılabileceği kaydediliyor. Söz konusu tariflerin hanehalkı gelirini ise yüzde 5,7 artıracağı savunuluyor.

Tarifelerin Amerikalı tüketicilere etkisi ne olacak?

Tarifelerden kaynaklanan ek maliyetlerin bir kısmı genellikle son tüketiciye yansıtılıyor. Bu nedenle tariflerin ABD’de yaşam maliyetlerini daha da artırmasından endişe duyuluyor.

Yale Universitesi’nin Bütçe Laboratuvarı tarafından yapılan analize göre, ABD’deki ortalama efektif tarife oranının yüzde 22,5’e yükselerek 1909’dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koyuyor.

Analizde, tarifelerin enflasyonun artmasına neden olacağı ve ABD’de hane halkı başına ortalama 3 bin 800 dolara mal olabileceği tahmin ediliyor.

Anderson Economic Group’un analizine ise Trump’ın otomobil ithalatına getirdiği yüzde 25’lik gümrük vergisinin etkisi ele alınıyor.

Buna göre, tarifelerin en düşük maliyetli Amerikan arabalarına ek olarak 2 bin 500 ile 5 bin dolar, bazı ithal modellere ise 20 bin dolara kadar ek maliyet getirmesi bekleniyor. Otomobil tarifelerinin Amerikalı tüketicilere etkisinin ise ilk tam yıl için 30 milyar dolara mal olabileceği tahmin ediliyor.

ABD’de yıllık enflasyon halihazırda Fed’in uzun vadeli yüzde 2 hedefinin üzerinde bulunuyor.

Ülkede enflasyon son olarak şubatta aylık bazda yüzde 0,2, yıllık bazda ise yüzde 2,8 olarak kaydedilmişti.

Boston Fed tarafından tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin hazırlanan bir analize göre, tarife artışının enflasyonda 1,4 ila 2,2 puanlık bir artışa neden olabileceği tahmin ediliyor.

Bu durumun enflasyonla mücadelesini henüz tamamlamamış olan Fed’in işini daha da zorlaştırması bekleniyor.

Trump’ın başkanlık görevini devraldığı 20 Ocak’tan bu yana tarife söylemlerinin etkisiyle ABD’de tüketici güveninin düştüğü, enflasyon beklentilerinin ise yükseldiği dikkati çekiyor.

Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi, martta 57,9’a inerek Kasım 2022’den bu yana en düşük seviyesini kaydederken, tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi yüzde 4,9’a yükselerek Kasım 2022’den beri en yüksek seviyesine çıkmıştı.

Tarifelerin ABD ekonomisinin büyümesine etkisi nasıl öngörülüyor?

Trump’ın tariflerinin ABD ekonomisinin büyüme performansını da etkilemesi bekleniyor. Tarifeler sonucu artan maliyetler ve azalan tüketici harcamalarının, ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceğine işaret ediliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, ABD ekonomisinin 2025 yılı büyümesinin, beklenenden daha yüksek gümrük vergileri nedeniyle mart ayında öngörülen yüzde 1,7’den daha yavaş olacağını tahmin ediyor.

Oxford Economics’in analizine göre, ABD’nin GSYH büyümesinin bu yıl yüzde 1,4 olması öngörülüyor. ABD’nin resesyondan kaçındığı ancak tehlikeli bir şekilde kırılgan hale geldiği, tarifelerin açıklandığı gibi kalması halinde ise resesyona girme olasılığının artacağı belirtiliyor.

Tax Foundation’un analizine göre, Trump’ın tarifelerinin gelecek 10 yıl içinde yaklaşık 3,2 trilyon dolar gelir yaratacağı ancak ABD’nin Gayrisafi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) yüzde 0,8 oranında azaltacağı öngörülüyor.

ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ülke ekonomisi 2024’te yüzde 2,8 büyüme kaydetmişti.

Tarifeler Amerikan piyasalarını nasıl etkiledi?

Trump’ın karşılıklı tarifelerinin ticaret savaşı endişeleri ile ABD’de resesyon kaygılarını kuvvetlendirmesiyle pay piyasalarında sert düşüş görüldü.

Dow Jones endeksi dün 1600 puanın üzerinde değer kaybetti ve yüzde 3,98 geriledi. Nasdaq endeksindeki kayıp da 1000 puanı aştı ve endeks yüzde 5,97 düşüş kaydetti. S&P 500 endeksi de yüzde 4,84 geriledi.

S&P 500 ile Nasdaq endeksleri, 2020’den bu yana en büyük günlük kaybını yaşadı. ABD piyasalarından yaklaşık 3 trilyon dolar silindi.

Yatırımcılar riskli varlıklardan kaçarken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 16 baz puan azalışla yüzde 4,03’e geriledi. Dolar endeksi de yüzde 1,7 kayıpla 102,07 seviyesine indi.

Tarife sarsıntısının yaşandığı piyasalarda, “muhteşem yedili” olarak adlandırılan şirketlerin hisseleri de sert düştü. Alphabet’in hisseleri yüzde 3,92, Amazon’un hisseleri yüzde 8,98, Apple’ın hisseleri yüzde 9,25, Meta’nın hisseleri yüzde 8,96, Microsoft’un hisseleri yüzde 2,36, Nvidia’nın hisseleri yüzde 7,81 ve Tesla’nın hisseleri yüzde 5,47 geriledi.

Vietnam, Endonezya ve Çin gibi büyük üretim merkezlerine yönelik yüksek tarifeler nedeniyle özellikle giyim sektöründe faaliyet gösteren perakende şirketlerinin hisselerindeki düşüşler dikkati çekti. Bunlardan Nike’ın hisseleri yüzde 14,44 ve Ralph Lauren’in hisseleri yüzde 16,27 değer kaybetti.

Çoğunlukla ithal ürünlerin satışını gerçekleştiren perakendecilerden Five Below’un hisseleri yüzde 27,81 ve Dollar Tree’nin hisseleri yüzde 13,34 geriledi.

Artan ekonomik riskler nedeniyle bankacılık hisselerinde de düşüş görüldü. Citigroup’un hisseleri yüzde 12,10, Bank of America’nın hisseleri yüzde 11 ve JPMorgan Chase’in hisseleri yüzde 6,97 düştü.

Muhabir: Dilara Zengin Okay,Sevgi Ceren Gökkoyun

Exit mobile version