TRT 1 ekranlarında her salı yayınlanan “Mehmet: Fetihler Sultanı” dizisi, entelektüel kişiliğiyle de ön plana çıkan ve 32 yıl hükümdarlık yapan Osmanlı Padişahı Sultan Mehmet’in hayatına ışık tutuyor.
Ozan Bodur’un senaryosunu kaleme aldığı dizi, aynı zamanda İstanbul’un fethedilme sürecinde yaşananlara odaklanıyor.
Dizinin başrol oyuncusu Serkan Çayoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fatih Sultan Mehmet’i canlandırırken onun ruh haline girmeye çalıştığını belirterek, kendisiyle inanılmaz manevi bir bağ kurduğunu söyledi.
Yapımcı Eyüp Gökhan Özekin’in yanı sıra sette çalışan herkesin diziyi oldukça sahiplendiğine işaret eden Çayoğlu, “Türkiye’nin prodüksiyon anlamında en zor işlerinden birini çekiyoruz. Herkes sete motive olup da geliyor. Birbirimizi de motive ediyoruz çünkü çok önemli ve ağır bir iş çekiyoruz.” dedi.
Çayoğlu, sette çok başarılı bir sanat yönetmenliği olduğuna dikkati çekerek, “Çok iyi bir sanat ekibimiz var. Sette her şey sıfırdan birebir yapıldı. Sıfırdan üç-dört gemi yapıldı ve biri yüzdürülecek. Burada olmaktan, çalışmaktan dolayı çok mutluyum. Ekip arkadaşlarımdan da mutluyum. Gerçekten çok güzel bir setimiz var.” ifadelerini kullandı.
Türk dizilerinin yurt dışında gördüğü ilgiye dair ise Çayoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türk dizileri yurt dışında çok büyük başarılar elde ediyor. Birçok kişinin adını duymadığı ülkelerde Türk dizileri yayınlanıyor. Biz kendi kültürümüzü, diziler sayesinde diğer ülkelere transfer etme şansını buluyoruz. Bu çok önemli bir şey. İnsanlar, Türk tarihini hatta Türkiye’nin tam olarak nerede olduğunu bile bilmiyorken bir anda Türk kültürüyle tanışıyor. Türkçe öğrenmek ve Türkiye’ye gelmek istiyor. O yüzden dizilerde yansıttığımız şeyler çok önemli.”
“Çok büyük ve çok iyi bir ekip var”
Dizide “Çandarlı Halil Paşa” karakterini oynayan Selim Bayraktar, büyük bir prodüksiyon ile çalıştıklarını vurgulayarak, “Ekibin duygusal birlikteliği ve arkadaşça omuz omuza verip işin üstesinden gelmesi çok büyük bir başarı. Burada çok iyi bir ekip var, büyük bir aile olduk.” diye konuştu.
Bayraktar, dönem işlerinde oynamanın sadece o dönemi yansıtmak anlamına gelmediğini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Aslında dönem işlerinde arkeolojik bir keşif de yapıyorsun. Tarihi kazmaktan bahsediyorum. Oynadığınız karakterin, dönemin derinliğini öğrenmek zorundasınız. Mutfağından giyilen kostümünden hissiyatına kadar o dönemde nasıl konuşulduğu ve nasıl selam verildiğine kadar giden bir yolculuk. O yüzden bu işe bir arkeolojik keşif olarak bakıyorum. Bu dönemlerde eskiye gitseniz de yine günümüzü anlatan duygular, içerikler vardır. Dizimiz şu an bu sebeple seyrediliyor.”
Birebir dönemin tarihini işlemenin bir dizide çok zor olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Aslında biz hayali karakterlerle bir yorum yapıyoruz. Birebir dönemin tarihini işlemek bir dizide çok zor ve birebir anlattığınız zaman o belgesele girer. Gönül ister ki daha da çok gerçeği anlatalım. Seyirciyi ekran başında tutabilmek için günümüzün gerçekliklerini de hikayeye eklemek zorundayız. O yüzden o dönemi tamamıyla yansıtamazsınız. Çok fazla eleştiriler geliyor pek çok dönem işiyle ilgili ancak biz bir dizi yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, dönem dizilerinin seyircileri kitap okumaya yönlendirdiğini söyleyerek, “Bence bu dönem işleri bizi tarih kitapları okumaya teşvik etti. Dediğim gibi yaptığımız iş bir tarihi keşif.” dedi.
“Sahnenin güzel olması için çabalayan bir oyuncu grubu var”
“İshak Paşa” rolünü üstlenen Ertuğrul Postoğlu da dizide seyircilerin karakterinin yolculuğuna şahit olduklarını belirterek, “Serüven içerisinde İshak Paşa’nın değişimini yavaş yavaş senaristlerle ve oyuncularla birlikte göstermeye çabaladık. İshak Paşa’yı çok seviyorum. ‘Karda yürür iz bırakmaz’ diye bir tabir vardır İshak Paşa da biraz öyle.” şeklinde konuştu.
Postoğlu, yapımcıların kimyası uyan cesur oyuncuları dizide bir araya getirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Oyuncular grubu, birbirine yardım eden ve sıfır egoyla burada çalışan oyuncular. Bu çok önemli. Tiyatroda da böyledir. Bazen rolün önemi yoktur. Oyuncu grubunun önemi vardır. Burada da o var. Herkesin birbirinin yanında olduğu, birbirine destek verdiği ‘senin sahnen, benim sahnem’ demediği, ‘benim lafım, senin lafın’ demediği ve tamamen sahnenin güzel olması için çabalayan bir oyuncu grubu var. Eğer bu dizi bir başarıya ulaşıyorsa, öncelik yapım şirketinin kurmuş olduğu bu oyuncu grubu sonrasında senaryo sayesinde. Yönetmeninden teknik ekibine, çaycısından oyuncusuna kadar herkesin kimyası çok iyi uyuşuyor.”
Dizide “Yeniçeri Ağası Kurtçu Doğan”ı oynayan Ali Sinan Demir ise hikayede geçirdiği dönüşümün bir oyuncu olarak kendisini tatmin ettiğini dile getirerek, “Oyuncu zorlanacağı şeyler ister. O dönüşümleri eğer iyi gösterirse, seyircide de sempati, empati oluşturuyor.” dedi.
Demir, çaycısından yapımcısına, kameramanından oyuncusuna kadar setteki ekibin başarısıyla tarihe geçeceğini vurgulayarak, “Çok büyük bir emek var. Arkadaşlık, dostluk, birbirine sahip çıkma ve çok iyi bir set var.” değerlendirmesinde bulundu.
Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün