SON DAKİKA

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

MOBİL UYGULAMALARIMIZ

Haber10.com

Paylaş
veya
aşağıdaki bağlantıyı paylaşın:
Anasayfa » Yerel Haber » Congist’26’Nın Teması “Kriz Dinamiklerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar” Olarak Belirlendi Haberi

Congist’26’Nın Teması “Kriz Dinamiklerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar” Olarak Belirlendi Haberi

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin geleneksel hale getirdiği Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi "Congist'26"nın hazırlıklarına başlandı.

Yayınlanma:
Congist’26’Nın Teması “Kriz Dinamiklerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar” Olarak Belirlendi Haberi

Geçen yıl aralık ayında üçüncüsü düzenlenen Congist’24’te “Sosyal Bilimler ve Yapay Zeka: Teori ve Pratik” teması ele alındı, kongrenin uluslararası bilimsel ortağı, yapay zeka konusunda önemli çalışmalara imza atan Hollanda Erasmus Üniversitesinin Rotterdam Felsefe Fakültesi oldu.

Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen kongrede, Türkçe ve İngilizce sunulan bildirilerin tam metinleri, kitap olarak İstanbul Üniversitesi Yayınları (Istanbul University Press) tarafından okurlarla buluşturulacak.

Gelecek yıl 13-15 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Congist’26’nın teması ise “Kriz Dinamiklerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar” olarak belirlendi.

“İki yılda bir bu kongreleri yapma kararı aldık”

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Kadıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 150 yıllık bir geçmişle Darülfünun’dan bu yana Türkiye’deki ilk edebiyat fakültesi olduklarını söyledi.

Kadıoğlu, fakültenin ilk başta felsefe, tarih, coğrafya ve Türk dili ve edebiyatı olmak üzere 4 bölüm üzerine kurulduğunu, bugün ise 41 alanda diploma verdiklerini belirtti.

Edebiyat Fakültesi olarak “sosyal bilimlerin beşiği” mottosunu taşıdıklarına işaret eden Kadıoğlu, 41 bölümde 20 dil bölümü olduğunu da aktararak, “Bu diller arasında İngilizce, Fransızca, Almanca gibi bildiğimiz diller dışında Korece, Çince, Urduca gibi daha nadir rastlanan diller ile Ukraynaca ve İspanyolca gibi trend diller de yer alıyor. Türk Cumhuriyetlerinde konuşulan lehçelerimizin ele alındığı bölümlerimiz de var.” dedi.

Kadıoğlu, fakülte olarak tüm bölümlerin katkılarıyla Congist’in düzenlediği bilgisini vererek, şöyle devam etti:

“İlk kongremizi 2018’de yaptık ve 2018, Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin 100. yıl dönümüydü. ‘Eve Dönen Asker’ başlığı altında, savaşın edebiyata, kültüre, bilime etkilerinin ele alındığı, Türk Dil Kurumuyla işbirliği içinde çok kapsamlı bir kongre oldu. Ondan bir yıl sonra 2019’da ‘Şehrin Dili’ başlığıyla Fransa’dan Limoges Üniversitesinin ana partnerliğinde kongremizi gerçekleştirdik. Pandemi döneminde bir ara oldu ve son kongremizi geçen yıl gerçekleştirdik. Bundan sonra fakülte bünyesinde artık iki yılda bir bu kongreleri geleneksel olarak yapma kararı aldık. Bir sonraki kongreyi 2026’da yapacağız, çalışmalara başladık.”

Congist’26’nın kriz konusunu ele almasına ilişkin Kadıoğlu, “Krizleri disiplinlerarası bir çerçevede anlamak, kalıpları ortaya çıkarmaya, toplumda farkındalık yaratmaya ve gelecekteki zorluklar karşısında dayanıklılığı güçlendirmeye yardımcı olur. Krizlerin toplumsal boyutlarını disiplinlerarası bir bakışla incelemek üzere farklı sosyal bilim alanlarından bilim insanları bir araya getirilecektir. Kongremiz, akademik tartışmaları ve disiplinlerarası işbirliklerini teşvik ederek krizleri anlama ve sürdürülebilir çözümler üretme konusunda yenilikçi ve uygulanabilir perspektifler sunmayı hedefliyor. Kriz konusunda sosyal bilimler alanında çalışmalar yapan tüm bilim insanlarını kongremizde görmekten mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı.

“Yarının dünyasında en hızlı ve en kolay çözümün, en insani seçenek olmadığı örnekler göreceğiz”

Geçen yılki “Sosyal Bilimler ve Yapay Zeka: Teori ve Pratik” başlıklı kongrede de yapay zekanın sosyal bilimlerle her yönden ilişkisinin ele alındığını söyleyen Sevtap Kadıoğlu, çok sayıda oturumda 160’ın üzerinde bildiri sunulduğunu belirtti.

Prof. Dr. Kadıoğlu, yapay zekaya dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yapay zekanın kullanımı artık günümüzde belki ev işlerinin yapımında, akademik bir makalenin yazımında, bilimsel gelişmelere ya da patent üretimine kadar her noktada kendisini göstermekte. Diğer taraftan etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bilimsel bilginin oluşumu, bunun paylaşımı, kullanımı ve üretim yapılırken karşımıza çıkacak etik sorunlar, büyük ölçüde sosyal bilimlerin konusu. Yapay zeka deyince akla her zaman daha çok temel bilimler, fen bilimleri, mühendislik bilimleri gelse de yöntem ve etik açıdan incelenmesi, aslında sosyal bilimlerin konusu. Tabii teknik olarak da sosyal bilimlerin yapay zekadan aldığı, alabileceği şeyler var.”

Kongrede sosyal bilimler ile yapay zeka arasındaki ilişkilerin kapsamlı ve çok yönlü olarak tartışıldığını belirten Kadıoğlu, artık yapay zekanın imkanlarının insanlara hızlı üretimler sağladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Mesela eskiden tarihte bir belge okumak için harcayacağımız vakti artık harcamıyoruz. Osmanlıcayı günümüz Türkçesine çeviren uygulamalar var. Aynı şekilde şu anda bildiğim kadarıyla arşiv belgelerini okuyabilen uygulamalar var. Seri üretimle başlayan modern dönemde, en hızlı ve en karlı olana yönelen uygulamaların, en insani olanla bağdaşmadığı birçok örnekle karşı karşıya kaldığımızı hatırlatmak isterim. Buradan yola çıkarak, yarının dünyasında da en hızlı ve en kolay çözümün, en insani seçenek olmadığı örnekler göreceğiz. Bizler durup düşünmeye ihtiyaç duyan, düşüncelerimizi, yasa ve vicdan terazisine koyarak fiile geçirmeye çalışan, güçlüklerle ve en başta kendi doğamızla mücadele ederek ideal bir dünyanın umudunu taşıyan varlıklarız. Yeni bir çağın başlangıcı kabul edebileceğimiz bugünlerde insan faktörü, hem makine öğretiminde hem de yapay zeka çıktılarının denetlenmesinde başlıca kıstas olmalıdır. Yoksa hızına yetişemediğimiz ve sonuçları aleyhimize olacak bir gelişme sürecine tanıklık edebiliriz. Bu noktada sosyal bilimlerin, yapay zeka çalışmalarına daha fazla müdahil olması gerekmektedir. Teknolojideki bu gelişmelerin eğitim-öğretim, düşünce, kültür ve sanat faaliyetlerine tesirinin, sosyal yönden değerlendirilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır.”

“Sosyal bilimlerin, yapay zeka çalışmalarına daha fazla müdahil olması gerekmekte”

Kadıoğlu, yapay zekanın yeni bir çağı beraberinde getirdiğini vurgulayarak, “O kadar hızlı gidiyor ki belki sona gelmekten olan bir çağ. İnsan faktörü, hem makine üretiminde hem de yapay zeka çatılarının denetlenmesinde başlıca kıstas olmalıdır. Mesela bir edebiyat metninde ‘duygu, insan faktörü nerede ya da nereden itibaren olmalıdır’ın araştırmasını, çalışmasını, AR-GE’sini yapacak olanlar sosyal bilimcilerdir. Bizler kendimize böyle bir hedef koymalıyız. Yoksa yapay zeka çatılarının denetimini yapamadığımız zaman, insani faktörleri bunlara dahil edemediğimiz zaman, sonuçları aleyhimize olacak birçok gelişmeye tanıklık edebiliriz. Bu noktada sosyal bilimlerin, yapay zeka çalışmalarına daha fazla müdahil olması gerekmekte.” görüşünü paylaştı.

Bundan sonra fakülte bünyesinde her bölümün kendi alanına bağlı yapay zekayı daha spesifik olarak ele alacaklarını aktaran Sevtap Kadıoğlu, “Yeni akademik metodolojiler geliştirmek ve bilim dünyasına sunmak istiyoruz. Eğitimde dönüşüm potansiyeli var ve sosyal bilimler burada da bu tasarımda bir rol oynamalıdır.” ifadelerini sözlerine ekledi.

Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün

İlgili Haberler