DOHA (AA) – New York Film Festivali eski direktörü Richard Pena moderatörlüğünde Doha İslami Eserler Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilen etkinliğe, çok sayıda amatör film yapımcısı ile yönetmen katıldı.
Salles, sinema ile kültür, sanat ile kimlik arasında derin bağ olduğunu belirterek, bunların sinemanın kimliğini korumak ve unutmaya karşı mücadele için en güçlü araç olduğunu dile getirdi.
Belgesel ve uzun metrajlı filmlere yönelmesinde fotoğraf tutkusunun etkisine işaret eden Salles, “Eserlerimde tema olarak insanlık ruhunu öne çıkarıyorum. Bu yaklaşımı, kamerayı çıkarmadan önce o topluluğun bir parçası gibi hisseden fotoğraf ustalarından öğrendim.” dedi.
“Sinema, görünene eşlik eden görünmeyendir”
Walter Salles, bu ruhu filmlerine taşımak için çabaladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu sayede doğaçlama sahneler ve profesyonel olmayan oyuncularla bekleneni aşan performanslar yakalıyorum. Sağlam senaryoya sahip olmak, tıpkı caz müzikte olduğu gibi yapıyı bildiğinizde ondan sapmayı kolaylaştırır. ‘Motosiklet Günlükleri’ filmi için profesyonel olmayan oyuncularla çalıştım. Bu filmde Güney Amerika’nın kültürel kimliğini anlamak için gerçek yolculuğa çıktım. Belgesel gibi spontane anları yakalamak için genelde oyuncularla yazıp doğaçlıyorum.”
Sinemada plansız olanı keşfetmeyi sevdiğini dile getiren Salles, “Görünenin ötesindeki görünmeyeni hissettirmek önemli. Sinema, görünene eşlik eden görünmeyendir; göstermediklerimiz de en az gösterdiklerimiz kadar değerli. Her filmde hem dramatik hem de duyusal bir yapı vardır.” diye konuştu.
Salles, genç yönetmenlere aşikar olandan kaçınmalarını tavsiye ederek, “Her şeyi gösterirseniz bu televizyon olur. Seyirciyi görüntüyü tamamlamaya davet ettiğinizde sinemadasınız. Diyaloğu tamamlamak için bir boşluk bıraktığınızda sinemadasınız.” ifadesini kullandı.
Etkinlik kapsamında ayrıca yönetmen Hala Elkoussy’nin “East of Noon” filminin gösterimi gerçekleştirildi.
Walter Salles kimdir?
Çağdaş Latin Amerika sinemasının önemli isimlerinden biri olan Brezilyalı yönetmen Walter Salles, uluslararası arenada 1998 yılındaki “Central Station” (Merkez İstasyonu) ve 2004 yılındaki “The Motorcycle Diaries” (Motosiklet Günlükleri) gibi filmlerle tanınır.
Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ve Oscar adaylığı kazanan “Merkez İstasyonu”, Brezilya’nın sosyal gerçeklerini insani bakışla yansıttı. “Motosiklet Günlükleri” ile Cannes’da “En İyi Senaryo” ödülünü alan Salles, Latin Amerika’nın kimlik ve direniş temalarını evrenselleştirdi.
Usta yönetmen, belgesel gerçekçiliği kurmaca ile harmanlayan tarza, amatör oyunculara ve doğaçlama sahnelere önem verir. Genç yönetmenlere mentörlük yaparak bağımsız sinemayı destekleyen Salles, toplumsal hafıza ve göç gibi temalarla sinemanın “direniş aracı” olduğunu vurgular.
Muhabir: Salih Şeref,Batuhan Parin