İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.
Şüphelilerden iş insanı Zafer Gül, ifadesinde, Gül Kentsel Tasarım İnşaat Tur. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi olduğunu söyledi.
Gül, soruşturmada ismi geçen Ali Gül’ün eskiden Gül İnşaat yetkilisi olduğunu, Mus Can İnşaat Turizm San. Ltd. Şti. yetkilisi ve sahibi Uğur Güngör’ü de tanıdığını belirtti.
Arsa maliki Mus Can İnşaat şirketi ile 2015 yılının nisan ayında hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını aktaran Gül, “Sonrasında tadilat ruhsatı almak için arsa sahibi Uğur Güngör ile belediyeye müracaat ettik. Tadilat ruhsatını alabilmek için o dönem başkan yardımcısı olan (Beylikdüzü Belediye Başkanı) Mehmet Murat Çalık, arsa sahibi Uğur Güngör, Ali Gül ve beni Beylikdüzü Belediyesi’ne toplantıya çağırdı. Toplantıda ruhsatların süresinin dolmak üzere olduğunu ifade ederek, 6 milyon lira bedel istedi.” dedi.
Şüpheli Zafer Gül, Gül İnşaat ve Mus Can olarak ortakların bu bedeli ödemek istemediklerini, karşılığında ilçeye cami, sağlık ocağı, park gibi, ismini de kendilerinin koyacağı bir yer yapmayı teklif ettiklerini ancak Çalık’ın bu bedeli ödemek zorunda oldukları, yoksa bu işlemi yapmayacaklarını ifade ederek, “Siz gerekli ödemeyi yapın, biz bağış yaparız.” dediğini öne sürdü.
Gül, “Bu şekilde yaklaşık 6 milyon lira ödemeyi yapmak zorunda kalarak, Fatih Keleş adına Beylikdüzü Mermerciler Sanayi Sitesi’nde senet bonosu düzenleyip arsa sahibi Uğur Güngör ile beraber hisseler oranında (yüzde 42 arsa sahibi Mus Can adına Uğur Güngör, yüzde 58 yükleniciler olarak Gül İnşaat ve Gül Kentsel) düzenleyerek Fatih Keleş’e teslim ettik. Daha sonrasında yükleniciler olarak biz ve Uğur Güngör bir kısım ödeme yaptık. Bu ödemeyi Fatih Keleş’in Beylikdüzü’ndeki Mermerciler Sitesi’ne Uğur Güngör’ün vefat eden avukatıyla beraber teslim ettik. Bir kısmının ödemesini yapamadığımız için Mehmet Murat Çalık, yerine daire alabileceklerini söyledi. Metrekare fiyatını onların belirlediği bir fiyattan yerine daire verdik. Verdiğimiz daireler projedeki hasılat paylaşım sözleşmesine istinaden hisseler oranında verilmiştir. Daha sonra, Adem Soytekin bizi arayarak ‘Daireleri ben alacağım, satış ofisine geliyorum.’ diyerek daireleri maket üzerinden seçmiştir. Böylece 13 bağımsız bölüm, üzerinde Şekerbank’ın 90 milyon lira arsa sahibi adına ipoteği bulunarak devredildi.” ifadelerini kullandı.
Tapu devirleri ve para transferini de anlatan Gül, şunları kaydetti:
“Biz yükleniciler olarak, tapu devirlerini hazırladık, tapu masraflarını üç ortağın ortak hesabından ödedik. Arsa sahibi bu devirlerden kendi rızasıyla ortak hesaptan (yükleniciler ve arsa sahibine ait ortak hesap) Şekerbank’a para göndererek, bunların 6-7 tanesi üzerinden ipoteği kaldırdı. Daha sonrasında yükleniciler ile arsa sahibi arasındaki davanın süregelmesi nedeniyle diğer daireler üzerindeki ipoteği kaldırmadı. Ancak arsa sahibi ipotekleri kaldırmadığı için ipotekli olan 4 daireyi, inşaatın yarım kalmaması ve durmaması için bedeli karşılığında Adem Soytekin’den (Asoy İnşaat yetkilisinden) satın aldık. Adem Soytekin ile bizim herhangi bir alacak verecek ilişkimiz hiç olmamıştı. Bu 4 daire için tapu dairesinde Adem Soytekin’e para da verdik.”
“Belediyeciler ruhsatın yenilenmesi için bizi icbar etmiş oldular”
İnşaatın 2015 yılı ağustos ve eylül ayında tadilat projesini belediyeye sunduklarını belirten Gül, “Tadilat projesinde kapalı alan toplam yaklaşık 106 bin 989 metrekare satılabilir alana düştü. Daire metrekareleri azaltılıp konut sayısı artırıldı. Sonuçta 600 konut, 37 iş yeri olarak hazırlanmış oldu. Toplam kapalı alan metrekaresi düştü. Yani, ekstra bir menfaatimiz de olmadı. Belediyeciler ruhsatın yenilenmesi için bizi icbar etmiş oldular.” diye konuştu.
Gül, “İddialarla ilgili olarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nda verdiğim ilk savunmamda bu olayları anlatmamıştım. İnşaatın yarım kalmaması ve mühürlenmemesi için belediyecilerin zoruyla o şekilde bir ifade vermek zorunda bırakılmıştım. Ancak olayların geldiği bu noktada gerçekleri, samimiyetle ve bütün açıklığıyla anlatmak istedim. Şimdiki beyanımın esas alınmasını talep ediyorum. Bu nedenlerle, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Anlatımlarımın tamamı tapu kayıtları ve belediye evrakları ile sabittir.” ifadelerini kullandı.
Muhabir: Hasan Hüseyin Kul