-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Salih Selçuk
Salih Selçuk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Gazetelere media tower ötesi operasyon izni!

Gazetelere media tower ötesi operasyon izni!

Her sabah gazetelerimi aldığım Şırnaklı gazete bayiim Gülnaz, tezgahın üzerinde duran dört parmak kalınlığındaki desteye bakıp ilk kez dün “Bu kadar gazeteyi sahiden okuyor musunuz?” diye bir sordu. (Aklı başında bir insanın yapmayacağı bir şey çünkü!) Bu soruya daha önce çok muhatap olmuş biri olarak, karşılığında verdiğimiz tüm hazır cevapları artık denize atmamız gerekiyor... Bu sorunun yanıtının artık olmadığı gerçeğiyle yaşamaya alışmalıyız... -mıyız?

Böyle deprem cümleleri kurmak yerine, Türkiye'nin günümüz medyasını kesinlikle hak etmediğini özellikle vurgulamak zorundayız.

Hayır... Gazetelerin çoğu okunmuyor, sadece bakılıyor.. -idi. Ama yakında bakmayı da bırakabiliriz. Zira bunların bir kısmını gazete saymak giderek zorlaşıyor. Burada gerçek bir gazeteciden iki çift laf: “Bir gün Türkiye'de gazete mutlaka yeniden icad edilecektir. Çünkü bu meslek bugünkü haliyle sürdürülemez.” (Necati Zincirkıran “Olaylar Anılar ve Gerçekler” 2007) Yani gazetelerin hali, media tower ötesi bir durum arz ediyor.

Dünyanın en kritik dönemlerini yaşadığımız günümüzde, Türkiye'nin sahici sorunları konuşabilmesi ve dünyadaki/bölgedeki gücünün/öneminin artık farkına varabilmesi gerekiyor. (Türkiye'nin dış politikada en önemli derdi neden yerel meclislerin aşdığı/alacağı soykırım tasarılarıdır? Çin'in en önemli derdi hanidir Taiwan değil, Xinjiang/Doğu Türkistan direnişçileri de değil, Tienanman katliamından kurtulup yurtdışına kaçarak Çin'in insan hakları ihlalleri konusunda çeşitli ülkelerin yerel parlamentolardan karar çıkartmaya çalışanlar hiç değil)

Dünyanın (ve Türkiye'nin) önünde, her şeyin baştan ayağa değişeceği (öyle ya da böyle değişmek zorunda kalacağı) bir dönem var. Dünya finans sisteminin ciddi bir krize girmesi bekleniyor. İstanbul'da bir konferansta konuşan eski ABD hazine bakanı John Snow'un deyimiyle, “FED (Amerikan Merkez Bankası) (Ağustos'daki) finans krizini çok iyi yönetmiştir” ama “(modern) tarihte hiç yaşanmadığı üzere”, “ABD'nin küresel ekonominin istikrarını tek başına sağlaması artık imkansızdır.” (sanki daha önce imkanlıydı). Global ekonomi, adı üzerinde globaldir ve tek tek ulus devletler tarafından kontrol edilemez. Ama ulus-devletler bir arada hareket ederlerse zararları azaltabilirler. Bunun için de aklı “Ordular Irak'a” gibi vecizelerle sınırlı olmayan bir Türk basınına ihtiyaç var.

Önümüzdeki tehlikeli dönem, (Mundan astrology/ülkeler astrolojisi uzmanı dostların deyimiyle “Pluto'nun Oğlak burcuna girmesiyle birlikte 2008'in Ocak ayı sonundan itibaren”) yakında başlayacak gibi görünmektedir.

Özellikle ülkelerin kemikleşmiş eski kurumsal çarpıklıklarını ve global ekonominin sapkınlıklarını (modern/kapitalist sistemin fundamental değerlerini ve kurumlarını) vuracak yeni gelişmelere hazır olmak için, basınına acilen kendine çeki-düzen vermesi gerekiyor.

Yeni dönemde esnek ama ilkeli, yaratıcı ve dikkatli olunmak zorunda. Bunun için de halkın/ülkenin bütününü gözeten, çatışmayı değil uzlaşmayı her zaman öne çıkaran, ortak/etik/yüce değerleri yüksekte tutan, sahici gazetecilik yapan, tercümeye değil özdeneyime ve sahici bilgiye dayanan, söz hürriyetini asla sansürle/otosansürle kısıtlamayan, kârı değil halkın/ülkenin çıkarlarını düşünecek bir basın gerekiyor. Buna uymayan medya kuruluşları, Necati Zincirkıran'ın bugünden bildirdiği akıbete uğrayacaklardır. Bunun için halkın tezkeresi çıkmak üzere.

Yeni dönemde, özellikle eski usûl ittihatçı modernleşme şablonculukları ile dindar neoliberalizmin istisnasız her şeyi parayla ölçen (nehirleri, gölleri, ülkenin suyu vs.) inşaat ”işgüzarlığı”, sıcak para/faiz bağımlılığı, her türden “tek adam” garabetleri fena halde sallanacaktır. Uluslarötesi/ulusal (beyaz ve siyah Türk) firmaların dünyayı/anadoluyu/gölleri/nehirleri zehirleme özgürlüğü, hele dindar firmaların cuma namazından sonra Anadolu ve Trakya'yı asfaltla/betonla kaplama özgürlüğü, Doğu ile Batı arasındaki dünyanın merkezi İstanbul'u/Konstantiniye'yi şehirlikten çıkarıp şantiyeye çevirme özgürlüğü kısıtlanacaktır.

Gabar pususu olayından sonra bazı gazetelerin, engin bir “ileri görüşlülük!” ile, “Ordular, ilk hedefiniz Kuzey Irak'tır. İleri” cinsinden hezeyanları, kötü gazeteciliğin artık tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Medyaya tower-ötesi bir operasyon için silahsız kuvvetlere (gerçek gazetecilere/yazarlara ve sağduyulu kadın/erkek okurlara, politikacılara), halk tarafından verilecek operasyon izni çıkmak üzere. Bu izni Gülnaz ve daha birçok sağlam okur çoktan vermiş bulunuyor. Halkın izni çıkınca, kendini gazeteci sanmaya devam eden bir çok CEO, PR elemanı, tercüman ve ulusalcı/neoliberal “yazı işçisi!” çok şaşıracaklar, çünkü rüyalarında bile görüp inanamayacakları durumlarla karşılaşacaklar.

Bütüncül emperyalizmin iktidarsız dünya polisi US-Army ve onun bölgedeki mikro-milliyetçi taşeron örgütlerinin provokasyonlarına iki nedenle gelinmemek gerekiyor: Bir, çünkü bu örgütler zaten bitmişlerdir ve bölgedeki Amerikan hakimiyetiyle birlikte uzatmaları oynamaktadırlar. Bunlara saldırarak ancak yaşam sürelerini uzatırsınız ve ulus-devlet taklidi yapan yeni bir Amerikan üssünün kurulmasını sağlarsınız. İki, Amerikan Dolarının çöküşüyle başlayacak yeni bir finans krizini ateşleyebilirsiniz. Bunun sahiden olabileceğini ve dünya ekonomisinin kaderinin artık Türkiye gibi ülkelerin elinde olduğunu bizzat John Snow da dolaylı yoldan söyledi. Şu anda, ABD'nin çöküşünü yapay olarak Çin geciktiriyor/tutuyor. Herşey pamuk ipliğine bağlı. Olabilecekler hakkında değil bir hazırlık, doğru dürüst bir tartışma bile yok. Ve bunun acilen değişmesi gerekiyor.

Yurdum köşe/kenar yazarları “bildikleri” konularda yazı/laf üretme işini aynen sürdürüyorlar, çünkü iyi maaş alıyorlar ve onun ötesine de akıl erdiremiyorlar, erdirmek istemiyorlar. Ciddi “sorunları!” şunlar: Kürt/Ermeni sorunu (özünde: neoliberal kapitalizmin mikro-milliyetçilik sorunu, ekonomik çölleşme ve kalıcı işsizlik sorunu), Milliyetçi/ulusalcı genç katiller sorunu (makro-milliyetçilik sorunu, kalıcı işsizlik, gelecek korkusu sorunu), Laiklik sorunu (sadece eski modernleşmeci asker/sivil bürokrat eliti ilgilendiren imtiyaz/güç sorunu), Başörtüsüne karşı çıkma sorunu (Aynı elitlerin kadınlar üzerinden dindar yeni modern elitlere karşı çıkma sorunu), Başörtüsünü savunma sorunu (Neoliberalizmin kadınlar üzerinden kendine ulvi bahaneler bulma ve eski elitlerle çatışma/oy sorunu), Türkiye Malezya olur mu sorunu (“Aklıma yeni bir konu gelmiyor şimdi neyi tartıştıralım?” sorunu), Mahalle Baskısı sorunu (din/gelenek bahanesiyle kadınların üstündeki erkek baskısı sorunu. Diğer adı: Özgüvensiz zayıf erkek sorunu) vs.

Amerikan ordusunun yenilgisini bir kez daha tasdik ederek Doların çökmesini sağlayabilecek ve mikro-milliyetçilerin yaşamını biraz daha uzatabilecek askeri hareketlerden şimdilik kaçınmak, böylece ülkedeki istikrarı korumak, saldırılara karşı postmodern bir savaş yürütmek ve alabildiğine demokrat olup Doğunun insanını adam yerine koymaya devam etmek, hatta onlara ve oranın gençlerine pozitif ayrımcılık uygulamak... ve tabii ACİLEN yeni döneme hazırlanmak gerekiyor. Bunun için de basına karşı media tower ötesi bir operasyon şart.

Bu, hem Türkiye'nin hem de dünyanın yararına.

salihselcuk@hotmail.com

http://konstantiniye.blogspot.com

Bu makale toplam 1591 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1880, Satış 1.1980; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.8820, Satış 1.8980
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi