-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Türker Çelik
Türker Çelik
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Neden Malezya; neden İran değil?

Malezya tartışmasının odağından, küreselleşme-ulus devlet çatışması var. Ilımlı İslam kavramı, bu tartışmanın olsa olsa kozmetik bir detayı olabilir…

Bundan yaklaşık dokuz ay önce, bir fikir platformu olan Yarının Türkiye Hareketi’nin e-grubunda, Türkiye’nin yaşamakta olduğu süreç ve bu sürecin sonunda Malezya modeli bir ülke olup olmama ihtimali üzerinde tartışmıştık. Tabii, bu tartışmanın içeriği geçtiğimiz ay medyamızda patlak veren “Türkiye, Malezya mı olacak, şeriat mı gelecek?” tartışmalarından epey farklıydı. O günlerde ben bu sürecin, ekopolitik ve küreselleşme ekseninden okunması gerektiğini savunmuştum. Küreselleşmeye dair genel bir tezden yola çıkmıştım: Küreselleşme bugün ulus devlet yapıları ve ülkelerdeki ulus bilinci ile çatışma halindedir. Küreselleşme açısından ideal toplum yapısı, ana ortak güdüleri tüketmek olan ‘homoeconomicus’ bireylerden oluşmalıdır. Bu yapı açısından belirli bir toplum veya ulus; ırk, inanç veya farklı bir unsurla kendi içinde ne kadar parçalanmış olursa o kadar iyidir. Bu parçalanmışlık elbette insanların birbirlerinin boğazını sıkması anlamına gelmiyor. Hatta tercihen sıkmasınlar ki tüketebilsinler. Bu modelin komplo teorisi ile hiçbir alakası yok, son derece rasyonel bir zemine sahip. İşte, “Bugün Türkiye neden Malezya modeli ile ilişkilendiriliyor da, İran modeline atıf yapılmıyor?” sorusunun yanıtına bu tezden hareketle ulaşılabilir.

Bu noktadan bakıldığında Malezya, küreselleşme açısından Müslüman ülkelere örnek gösterilebilecek bir toplum. Malezya, küreselleşmeye her anlamda eklemlenmiş bir ülke. Kendi içinde, Malay, Çin ve Hindistan gibi etnik kimliklerle; Müslüman Budist, Hıristiyan olarak da dini kimliklerle parçalanmış durumda. Bu arada bu ayki Tempo Dergisi’nde yazıyor: “Ülkenin bağımsızlık günü, bütün etnik gruplar tarafından coşkuyla kutlanıyor. Başı bağlı bir Malay ile kapı komşusu bir Çinli ayı çığlığı atıyor: Merdekaaa (Özgürlük)”

Bu kozmetik çığlıklar Türk medyasında zihin yanılsamasına yol açsa da; ülkedeki bölünmüşlüğü saklamaya yetmiyor. Bu noktada, Malezya’nın birçok açıdan başarılı bir küreselleşme modeli olduğunu teslim ederek devam edelim. Satın alma gücü paritesine göre Malezya’nın kişi başı gelir 12,800 dolar; Türkiye’de ise 9,100 dolar düzeyinde. Malezya’nın toplam ihracatında ileri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 25 dolayında, Türkiye’nin ise bu oran yüzde 10’larda geziyor. Yine Malezya önümüzdeki günlerde uzaya astronot göndermeye hazırlanıyor. Üstüne üstlük dünyaya nispet, Fetva Komitesi eliyle gündelik yaşamda İslami kuralların uygulanmasını zorluyor. İşin garibi kimsenin aklına, liberal batı bloğu İran’a gösterdiği tepkiyi neden Malezya’ya göstermiyor sorusu gelmiyor. Oysa bu sorunun yanıtı çok basit… İran, bir ulus devlet ve ulusal politikası ne ekonomik ne de siyasi anlamda batıya eklemlenmemek doğrultusunda… Malezya yönetimi ise, İslami uygulamalar ile halkın beklentilerini bir ölçüde karşılarken ekopolitik anlamda batının dümen suyundan gidiyor. Gerek üretim gerekse tüketim anlamında batı bloğu ile tam bir entegrasyon halinde. Artık çok kimlikli mevcut yapısı nedeniyle katastrofik bir kırılma olmadığı takdirde bu yapının kırılması pek mümkün görünmüyor.

İran ise, kişi başına satın alma gücü 8,700 dolarlarda gezinen, uluslar arası politikada önemli bir siklet merkezi haline gelen bir ülke. Elbette, İran’ın zenginliği büyük ölçüde petrol gelirlerine dayanıyor ve satın alma gücü Malezya’nın çok altında. Diğer bir deyişle Malezyalılar gibi tüketemiyorlar ama dünya siyasetinde cakası yerinde. “Malezya gibi bir ülkede mi yaşamak isterseniz, İran gibi bir ülkede mi?” o kişisel tercihlerinizle alakalı. Bu yazının amacı ise, tartışmanın özünde Ilımlı İslam meselesinin yatmadığını ortaya koymak ve asıl konunun küreselleşme ile ulus devlet modellerinin çatışmasından doğduğunu işaret etmek. Umarım bundan bir 20 yıl sonra yabancı basında şu ifadeleri okumayız: “Türkiye’de insanların yüzde 60’ı şeriatçı. Geri kalanı laik… Ama Cumhuriyet’in yıldönümünde laiklerle Müslümanlar aynı çığlığı atıyor: ‘Yaşasın Cumhuriyet’”

Bu makale toplam 597 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1880, Satış 1.1980; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.8820, Satış 1.8980
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi