- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Dr. İbrahim Kalın
Sonuçları olan sözler
Mesud Barzani’nin Kerkük konusundaki son çıkışı yeni değil! Daha önce de kendisinin ateşli demeçlerini duymuştuk. Yeni olan tek şey Kerkük ve Diyarbakır arasında karşılaştırma yapmasıydı. Bu önümüzdeki yıllarda da çok konuşulacak bir şey. Görünüşe göre Barzani bu açıklamaları 26 Ocak 2007 tarihinde Al-Arabiya televizyonu ile gerçekleştirdiği görüşmede dile getirdi. Bu açıklamalar üzerine doğal olarak Türk hükümeti bir şok yaşadı. Türk hükümeti, ordunun muhalefetine rağmen 23 Ocak tarihinde düzenlenecek MGK toplantısına kadar olumlu bir açıklama duymaya çalışıyordu. Ancak o tarihten beri PKK’ya yönelik hiçbir adım atılmadı. Hükümet şimdi de bu tehdit dolu dille, Barzani’nin “Türkiye’nin Kerkük’e müdahale etmesi Diyarbakır’a müdahale edecekleri ve ‘30 milyon’ kürdü seferber edeceği” şeklindeki açıklamasıyla karşı karşıya kaldı. Barzani, Türkiye ile konuşma noktasında kötü bir yöntemi tercih etti. Kürt sorununun hassasiyeti dikkate alındığında bu açıklama hem yanlış hem de tehlikeli bir açıklama. Yanlış bir açıklama çünkü ne Barzani’nin ne de Talabani’nin Diyarbakır’da bu tür bir nüfuza ve Türkiye’deki Kürtleri seferber etme gücüne sahip değil! (Yine Barzani’nin 30 milyon sayısını nereden çıkardığı sorusu da insanın aklına gelmiyor değil! PKK bile Türkiye’deki Kürtlerin sayısının 20-25 milyon arası olduğunu savunuyor.) Kürt liderlerin çok az bir kısmı Barzani’yi kendi liderleri olarak görüyorlar. Türkiye’nin Kürt sorununa ilişkin siciline bakılarak Türkiye’deki bazı Kürtlerin Talabani ve Barzani liderliğine yönelebileceği sanılabilir. Ancak bunun hiçbir sonuç vermesi beklenemez. Zira Kürt sorununu Türkiye sınırlarının dışına taşımaya dönük her türlü deneme sorunu daha da derinleştirecektir. Türkiye’de süregelen Kürt sorunu yalnızca Irak’taki Kürtler için de kötü sonuçlar yaratır. Sorunun bir parçası Barzani’nin Kerkük’ün hassasiyetine ilişkin sözleri. Kerkük konusunda Türkiye’nin fazla duygusal ve yayılmacı olmayla suçlamakla birlikte kendisi de çıtayı yükseltmeye devam ediyor: “Kerkük, Kürdistan’ın Kudüs’üdür.”, “Kerkük için kanımızın son damlasına kadar savaşacağız” vb. Her şeyden önce bölgede daha fazla Kudüsler olmamalı! Zira her Kudüs daha fazla kan ve gözyaşını ifade ediyor. İkincisi eğer aptalca değilse bile Kerkük’ün geleceğini belirleyecek referandum öncesi Kerkük’ü bir Kürt yahut Kürdistan şehri ilan etmek mantıklı da değil! Barzani bunları her zaman söylüyor. Onun Kerkük’teki referandumun “demokratik sonuçlarını” kabul edecekleri iddiası inanılırlık testini geçemiyor. Peki şu anda ne yapılmalı? Kerkük ve Diyarbakır arasında karşılaştırmaya gidilerek gerginliğin tırmandırılması hiçbir tarafın çıkarına olmadığı açık. Ne kadar irrasyonel ve aptalca olsa da Türkiye bu konuyu geçmişte bırakarak angajman politikasını sürdürmeye çalışmalıdır. Kürt tarafında da bu talihsiz karşılaştırmanın mevcut görüşlerini yansıtmadığına ve Türkiye’yle işbirliği yapmaya hazır olduklarına dair güçlü bir açıklama yapılması gerekiyor. Yeterli politik neden ve isteklilik olduğu takdirde Kerkük ve PKK gibi iki sorunlu konu çözülebilir. İlk olarak teknik nedenlerden dolayı Kerkük referandumunun ertelenmesi gerekiyor. Referandum konusu tamamıyla terk edilmeli ve Irak’ın toprak bütünlüğü içerisinde Kuzey bölgesinin haritası tamamen ele alınmalı. Kürtleri, Türkmenleri, Arapları, Hıristiyanları ve Türkiye’yi memnun edecek bir çözüm geliştirmek mümkün! Bunun yolu da yeni bir “Kuzey Irak bölgesi” çizmek (Kürdistan isminden vazgeçmek); Kerkük ve Musul’u bunun içerisine almak; Kürt ve Türkmenleri yeni bölgenin iki kurucusu olarak kabul etmektir. Bu yeni harita kimlik politikası ve dış müdahale baskısı olmaksızın Kürtlerin ve Türkmenlerin bir arada yaşayabilmesine olanak sağlayabilecektir. Türkiye böyle bir öneriyi destekleyebilir ve desteklemelidir. Son haftalarda yeniden alevlenen PKK terörüyle birlikte PKK meselesi daha hassas bir konu haline geldi. Kürt liderler Kuzey Irak’taki terör örgütü PKK’ya karşı mücadele vermek için yeterli askeri güce sahip olmadıklarını söyleyerek Türkiye’yi ikna edemezler. Eğer söyledikleri gibi 100 bin kadar peşmerge gücüne sahiplerse güney sınırları konusunda Türkiye güvenliğine yardımcı olabilirler. Diğer yandan hepimiz PKK sorununun ancak Türkiye’deki Kürt sorununun halledilmesiyle çözülebileceğini biliyoruz. Zira her gün güneydoğu bölgesinden cesetler teslim aldığınızda artık sabrınız kalmıyor. Dr. İbrahim Kalın/SETAV Başkanı www.setav.org Dr. İbrahim Kalın’ın SETAV’da yayınlanan “Words with Consequences” başlıklı yazısını saafonline'dan Furkan Torlak çevirdi. Bu makale toplam 348 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||