- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Dr. Kadir İnal
Sağlıkta dönüşüm uygulamaları
Dünya genelinde kabul görmüş, dört başı mamur bir modeli olmayan sağlık hizmet sunumu, ülkemizde de sorunlu bir alan olmuş ve olmaya devam etmektedir. Son hükümet dönemine kadar suya sabuna dokunmayan düzenlemelerle geçiştirilen bu alan, artık günü kurtarma manevralarıyla idare edilmez duruma gelmişti. Tek parti olmanın da avantajıyla köklü bir dönüşüm programı uygulamaya koyan hükümetin önünde çeşitli handikaplar mevcut idi. Klasik muhalefet taktikleri ile her yeniliğe karşı söyleyeceği sözü olan kesimlerden beklenen eleştirileri bir tarafa bırakırsak, asıl sorun süreçleri ile birlikte tecrübe edilmiş, ülkemiz koşullarına uygun bir modelin olmayışıdır. Her ne yapılacak ise ''deneme-yanılma'' yolu ile ve kademeli olarak yapılmak zorundadır. Bir tarafta her türlü hizmetin en iyisini sunmak zorunda olduğunuz halkımız, diğer tarafta imkanların kısıtlılığı ve alışkanlıklar var. Hastane sayısı, yatak sayısı, yoğun bakım ünite sayısı ve kapasitesi, hekim ve yardımcı sağlık personeli sayısı yeterli olmayan, hizmet dağılımda orantısızlıklar bulunan ülkemizde optimum hizmet sunumu için hükümetin iki noktada kafa karışıklığını gidermesi gerekmektedir. Birincisi, mevcut imkanların nasıl değerlendirileceği, ikincisi
kapasite arttırıcı yatırımların kim tarafından yapılacağının planlaması konusudur. Mevcut imkanların değerlendirilmesi noktasında hükümet birçok yeni düzenlemeye
imza attı. Bunların ilki, değişik kamu kurumlarınca sevk ve idare edilen tüm
kamu hastanelerinin Sağlık Bakanlığına bağlanmasıdır. Çok ciddi kaynak israfına,
adaletsizliğe, kalitesizliğe sebep olan eski duruma son verilmesi çok yerinde
bir adım olmuştur. Kaynakların daha kontrollü ve dengeli kullanımına olanak
oluşturan bu kararla birlikte, gereksiz personel yığılmalarının önüne geçilmiş,
personel ve hastane dağılımlarında optimizasyonun önü açılmıştır. Özel sağlık kuruluşlarından hizmet alımı yoluyla, hizmette kısmi bir rahatlama
elde edilmiştir. SSK hastanelerindeki ilaç kuyruklarına son vermek için, ilaçların serbest eczanelerden
temin edilebilmesinin önü açılmış, bunun getireceği maliyet artışını engellemek
için de ilaç üreticileri ve ithalatçıları ile yapılan görüşmeler sonunda varılan
anlaşma ile ilaç fiyatlarında çok ciddi düşüşler sağlanmıştır. Sonuçta kamuya
aşırı yük bindirmeden vatandaşın ilaç kuyruğu çilesine son verilebilmiştir. Genel Sağlık Sigortası kanunu çıkarılmış, Emekli Sandığı,Bağ-kur ve SSK'nın
tek çatı altında toplanması sağlanmıştır. Bu kanunla birlikte, herhangi bir
sosyal güvencesi olmayan tüm vatandaşların primlerini ödemesi, ödeyemeyecek
durumda olanların primlerinin devlet tarafından karşılanması yoluyla her vatandaşın
sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması sağlanmış olacaktır. Sağlık personelinin ücretlendirilmesinde performansa dayalı yeni bir sistem
uygulanmaya başlanmış, bu sayede kamu kurumlarının hizmet kapasitesinde ciddi
artışlar elde edilmiştir.Birçok hekim muayenehanesini kapatıp, hastanede gerçek
anlamda çalışmaya başlamıştır.Bu uygulama, vatandaşa getirdiği rahatlık kadar,cüzdanı
ve vicdanı arasında sıkışmış bulunan hekimler için bir çıkış yolu olması açısından
da önemlidir. ''Paket fiyatlandırma'' yöntemi ile gerek kamu, gerek özel hastanelerde gerçekleşen
ameliyatlar için standart ücretlendirme sistemi uygulamaya konmuş, bu yolla
kamunun yükü hafifletilmeye, istismarın önü alınmaya çalışılmıştır. Poliklinik
hizmetlerinde ise önce işleme dayalı ücretlendirme uygulanmış, ancak maliyet
sorunları nedeniyle vakaya dayalı sisteme geçilmiştir. Yukarda bahsettiğim ve herbiri olumlu birer adım olan yeniliklere imza atılmış
olması, ülkemiz sağlık sorunlarının bittiği anlamına gelmemektedir. Bu noktada
aşağıdaki hususların aydınlatılması ve makul çözümlere ulaşılması gerekmektedir: " Kamu ve özel sektör hastaneleri için aynı ameliyat paket fiyatları uygulanmaktadır.
Personel maaşları, personelinin sosyal güvenlik primleri devlet bütçesinden
ödenen, yatırım ve kira gideri olmayan kamu hastaneleri ile tüm giderlerini
kendi bünyesinden karşılayan, yaptığı yatırımı amorti etmek zorunda olan özel
hastaneleri aynı kefeye koymak ve aynı paket ücretine tabi tutmak makul değildir.
Bu fiyatlar belirlenirken kamu hastaneleri baz alındıysa özel hastanelere yatırım
ve personel giderleri için makul bir fark verilmesi, özel hastaneler baz alındıysa
kamu hastanelerine ödenen paket fiyatların aynı oranda düşürülmesi gerekir.
Bu ikisinden biri yapılmadan uygulamanın devamı adaletsizliktir ve sorun olarak
kalmaya mahkumdur. Yine vakaya dayalı poliklinik hizmeti ücretlendirmesinde
özel sektör için belirlenen 4 YTL ücretlendirme farkı makul değildir. Bu noktada
ya özel sektöre poliklinik ve ameliyatlar için gerçekçi bir fark verilmesi,
ya bu farkın vatandaşın cebinden karşılanması uygulamasına devam edilmesi veya
özel sektörden hizmet alımının durdurulması gerekir. Bu üç tercihten herhangi
birini yapmadan,sorunu özel hastanelerden kaynaklanıyormuş gibi göstermek, topu
taca atmak ve populizmden başka bir şey değildir ve hiçbir sorunu da çözmez. " Mevcut hastane sayısı ve kapasitesi ile iyi bir sağlık hizmeti verilebilmesi
mümkün değildir. Kısa zamanda birçok hastanenin inşası ve donatılması gereklidir.
Bu yatırım devlet tarafından yapılacaksa bir an önce başlatılması, özel sektöre
havale edilecekse bunun koşullarının oluşturulması gerekmektedir. İki arada
bir derede beklemek çözüm değildir. " Poliklinik hizmetinin nasıl verileceğine bir an önce karar verilmelidir.Mevcut
şekliyle Aile Hekimliği Sistemine geçiş için yapılmakta olan pilot uygulamalarına
derhal son verilmelidir. Bu noktada aile hekimliği sistemi için gerekli alt
yapının ülkemizde bulunmadığı, pratisyen hekimlerle aile hekimliği uygulamasının
mümkün olamayacağına inanıyorum. Tıbbın her geçen gün ilerlediği, branşlaşmanın
detaylandığı günümüz koşullarında toplumun sağlık yükünü, eğitim sistemi aile
hekimi yetiştirmeye yönelik olmayan üniversitelerimizin yetiştirdiği pratisyen
hekimlerimizin üzerine yıkmak haksızlıktır. Aile hekimliği sistemi uygulanacak
ise öncelikle ''aile hekimliği ihtisası'' yapmış, yani gerçekten aile hekimi
olan hekimlerimizi pilot uygulama yapılacak bölgelerde görevlendirip bu hekimler
eliyle pilot uygulamaya başlanması gereklidir.Bu arada bir yandan mevcut tüm
pratisyen hekimlerimizi, belli bir rotasyon dahilinde, onlara '' aile hekimi''
vasfını kazandıracak bir hizmet içi eğitime tabi tutup ardından görev bölgelerine
atamak, diğer yandan tıp fakültelerindeki eğitim sisteminde gerekli değişiklikleri
yaparak sistemi aile hekimi yetiştirir hale getirmek gerekir.Bu usul ile 10-15
yılda aile hekimliği sistemine sağlıklı bir şekilde geçilebilir.Aksi halde sorun
çözmeye çalışırken sorun yumağı örmüş oluruz. " Sağlık bakanımızın hastanelere yaptığı ''sıradışı'' ziyaretler gerçekten
anlamlı ve faydalıdır. Ancak bu yolla bütün sorunların tespiti ve çözümü mümkün
değildir. Özellikle kolay gözden kaçabilen sorunları ancak yaşayanlar bilir.
Bu meyanda tüm sağlık personeline yönelik, çok iyi hazırlanmış bir anket çalışması
yapmak ve bunu belli aralıklarla tekrarlamak veri toplama açısından faydalı
olacaktır. Sektör temsilcileri, yöneticileri ve çalışanlar ile belli platformlarda
bir araya gelişlerin arttırılması gerekir. " Gerek Başbakan, gerekse Sağlık Bakanı tarafından müteaddit defalar dillendirilen
''doktor ithalatı'' söylem bakımından aşağılayıcı, itici ve tepki uyandırıcı
olduğu kadar içerik bakımından da anlamsızdır. Bu söylem ile ne yapılmaya çalışıldığını
anlayabilmiş değilim. Amaç doktorları provake etmek ve nefret uyandırmaksa amaçlarına
ulaştıklarını söyleyebilirim.Yok eğer gerçekten bazı bölgelerimizdeki doktor
ihtiyacını karşılamak üzere yurt dışından doktor istihdam etmekse bunun koşullarının
olmadığı aşikardır. Avrupa'dan doktor getirilip Güneydoğu ve doğu illerimizin
kırsal kesimlerine yerleştirilmesi planlanıyorsa, birkaç misyoner ve psikopat
dışında kimsenin Avrupa'yı terk edip yoksunluk koşullarında hekimlik yapmak
için can atacağını sanmıyorum. Azerbeycan,Rusya gibi Asya ülkelerinden gelmesi
muhtemel hekimlerden nasıl bir randıman beklendiğini merak ediyorum. Ülkemiz
koşullarını, dilimizi, kültürümüzü bilmeyen yabancıları yüksek ücretlerle ülkemizde
istihdam etmek ve bundan medet ummak yerine, yetişmiş kendi insanımızı insanca
koşullar önererek ikna etmek sanırım daha makuldür.Toplamda doktor açığı olduğu
düşünülüyorsa bunu çözmenin yolu da, kısa vadede eldeki imkanları maksimum verim
alabilecek şekilde organize etmek, orta vadede yeni tıp fakülteleri açmak ve
mevcutların kapasitesini arttırmaktan geçer. " Hastane maliyetlerini düşürmek için yapılması gereken en önemli işlerden biri ihale yolsuzluklarının önüne geçmektir.Mevcut 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda değişiklikler yapmak gerekir. Açık ihale yoluyla istismar nispeten zorlaşınca doğrudan alımlar yoluyla yolsuzluklar had safhayı aşmıştır. Elinde iki adet yan teklifle satın alma birimlerine başvuran firmalar, ahbap çavuş ilişkileri ile iş yapmaktadır. Cihaz alım ihalelerinde şartnameler, cihazı satın alınacağı baştan belli olan firmaların ürünlerine göre hazırlanabilmektedir. Özellikle rakip sayısının fazla olmadığı ürün gruplarında firmalar kendi aralarında anlaşarak, ihale paylaşımı yoluyla devleti ciddi zararlara uğratmaktadır. Bu noktada yapılacak ilk düzenleme denetimi arttırmaktır. Bunun da en kolay yolu otokontroldür. Yani ihale ile birilerine iltimas sağlanırken, birileri bundan zarar görmektedir. Bu zarar görenlerden biri devletse diğeri malını satamayan firmadır. O halde firmaların ihale yolsuzluklarını devlete iletmesinin önünü açmak gerekir. Mevcut 4734 sayılı kanunda şikayet etmek için firmanın Kamu İhale Kurumunun (KİK) hesaplarına 255 YTL yatırıp, süresini geçirmemeyi başarabilirse ( ki bu oldukça zordur) önce ilgili hastaneye şikayetini belli evraklarla birlikte iletmesi, cevabını aldıktan sonra KİK'a başvurması gereklidir. Yani şikayet etmek cesaret, güç, para, sabır ister.Bir hastaneyi şikayet eden bir firmanın bir daha o hastanenin civarına yaklaşması pek kolay değildir. Bu şartlarda şikayet oranı, edilmesi gerekene göre çok çok düşük olmaktadır. KİK'a ve diğer denetim kurumlarına istihdam edilecek ek personelin maliyeti ile etkin denetimle sağlanacak tasarruf miktarı kıyaslanamayacak kadar uzaktır. Sağlıklı günler dilerim Bu makale toplam 1703 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||