-
  SON HABERLER
<M:RED>Abartılan edebiyatçı:</M:RED> Freud
Dr. Christian Stöcke
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Abartılan edebiyatçı: Freud
Teorisyen, filozof ve psikanalist sıfatlarıyla anılan Sigmund Freud bundan 150 yıl önce doğdu. 6 Mayıs 1856'da dünyaya gelen efsane psikanalistin 150'inci doğum yıldönümünü kutlayanlara bakılacak olursa Freud bugün her zamankinden daha önemli! Ancak gerçeği konuşmak gerekirse bugünkü psikoloji bilimi açısından Freud'un hiçbir geçerliliği yok. Fakat divan klişesi yine de insanların zihninden kolay kolay sökülebilecek gibi görünmüyor. Alman haber portalı Spiegel Online'ın bilim ve internet sayfalarında editör olarak çalışan Psikolog Dr. Christian Stöcker ünlü psikanalistin anlamını ve önemini sorguluyor.

Abartılan edebiyatçı: Freud

Dr. Christian Stöcker

(Tercüme: Ertuğrul Özgün)

Herşey biraz da bir doğa müzesinde gezmeye benziyor. Yani ziyaretçilerin bundan 20 bin yıl önce mağaralara çizilen resimlere bakıp, "Ne kadar da ilginç, ne de çok şey biliyorlarmış…" demelerine. Bundan 150 yıl önce doğan Sigmund Freud'un da bugünkü kamuoyunda algılanış şekli bundan çok farklı değil. Yazılıp çizilenlere bakılacak olursa, güya Freud bugün yeniden keşfediliyor; noroloji Freud'u tasdik ederken, rüya yorumu ve cinsellik teorisinin sayesinde yaşadığı rönesanstan sözediliyor!

Kamuyounda gündeme getirilenler psikologların şaşkın bakışlarına yol açmaya devam ediyor. Çünkü Avrupa çapındaki bu "Freud Rönesansı" onların pek bir işine yaramış gibi görünmüyor. Nedeni ise çok açık; çünkü eğitimlerinin hiçbir bölümünde Freud'un hayati önemi bulunmuyor. Hatta Max Planck Enstitüsü'nün Leipzig'deki Bilişsel Bilimler ve Nöroloji Bölümü Başkanı Wolfgang Prinz'e bakacak olursak, Freud'un "öğretisi" kesinlikle bilim değil. Freudyen psikanaliz yaklaşımı ampirik verilere dayanmaktan çok, temel bilimsel prensiplerin dışında, yer yer traşlanmış ve kısmen icad edilmiş "gözlemlere" dayanan edebi bir kişilik çözümleme sistemi. Bu çok uzun süredir bilinen bir gerçek olmasına rağmen, yıldönümü histerisine kapılanlar için herhangi bir engel teşkil etmiyor.

Ödipus kompleksi ve ıspanak efsanesi

Psikanaliz daha çok, analizan olmak için zaman ve para yatırmış bir kısım tıp doktorunca uygulanıyor, ama kesinlikle psikologlar tarafından değil. Psikanaliz bağlıları yıllardır başka tedavi yöntemlerine karşı artan oranda savunma yapıyorlar. Hepsinden önce bilişsel davranış terapisi bir yandan, ağır ruhsal rahatsızlıkların ilaçla sağaltımından yana olanlar diğer yandan psikanalize öncelik veriyorlar.

Halbuki psikologlar daha mezun olmadan önce Freud'un bir "edebiyat ödülü" olan Goethe Ödülü sahibi olduğunu öğreniyorlar. Psikoloji öğrencilerinin en çok sıkıldıkları şeylerin başında kendileriyle psikanaliz üzerinden sohbet başlatılmasıdır. Ama bu artık betonlaşmış "divan" önyargısına yalvar yakar karşı çıkmadan önce, psikoloji biliminin kamuoyuna yansıtılma şeklinin de ne kadar yetersiz olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Nihayetinde sözde bilim folklöründe ciddi bir yer kaplayan ödipus kompleksi ve oral aşamanın, en fazla demir oranına sahip sebzenin ıspanak olduğu iddiası kadar gerçek olduğu unutulmamalıdır.

Psikolojinin gerçek öncüleri tanınmıyor

Modern psikolojinin Freud'a müteşekkir olduğu neredeyse hiçbir şey yok.Tıp doktorlarına ya da edebiyatçılara değil de psikologlara insan yaşantısı ve davranışını inceleyen bilimin öncüleri sorulduğunda verilen yanıtlar sanıldığından çok daha farklı olacaktır. Örneğin Edward L. Thorndike gelir bu öncülerin başında. "Law of Effect" adlı eserinde modern öğrenme kuramının temellerini atmış ve psikoloji biliminde en etkili terapi yöntemlerinden birini geliştirmiştir -ki burada psikanalizden sözetmek mümkün değildir. Ya da Almanya'da bir üniversite bünyesinde ilk psikoloji laboratuvarını kuran Wilhelm Wundt. Veya 19. yüzyılda unutma eğrisi olarak adlandırılan kavrama imzasını atarak insan zihni hakkındaki temel bilgimizi borçlu olduğumuz Hermann Ebbinghaus'ı anmak gerekir öncüleri sayarken.

Ama yazılıp çizilenlere bakacak olsak, Freud nörolojinin daha yeni farkına vardığı herşeyi zaten biliyordu. Ama dikkatlice bakıldığında Freudyen öngörülerden geriye pek de bir şey kalmadığı görülecektir. Mesela iddiaya göre -yani Freud'un öğretisi uyarınca- erken çocukluk deneyimleri erişkin insanın ruhunda fazlasıyla belirleyicidir. Ama gerçeklere bakıldığında bugün önemli sayılan şey yeni doğmuş bir bebeğin beyninin plastisitesidir, yani bebeğin yaşamının ilk aylarında edindiği duyusal izlenimler, çalışan ve yaratıcı bir zihin oluşumunda çok daha önemli kabul edilmektedir. Burada herhalde anneye duyulan cinsel yakınlık, mama yerken yaşanan erotik deneyimler ya da cinsel organın gasp edilmesi olasılığından duyulabilecek derin endişeden sözedilmediği aşikardır.

Herşeyi bu Viyanalı hekim mi buldu?

Erken çocukluk dönemi hakkında bugün gelinen yere Freud'dan doğrudan bir hat çekmek, ortaçağda yeryüzü merkezli dünya tasarımını savunan birini gezegenlerin kendi etrafında döndüğünün kanıtlanmasına bulunduğu katkılardan ve ileri görüşlülüğünden ötürü övmeye benzer.

Yakınlarda İsviçre'nin saygın gazetelerinden Neue Zürcher gazetesinde Freud'un en çelişkili tezlerinden birisinin insanın hayvan olduğuna ilişkin iddiası olduğu yer aldı. Bu aslında şaşırtıcı değil mi, çünkü teorinin aslı Charles Darwin'in evrim kuramı değil miydi? Üstelik insanın hayvani dürtüleri Viyana'daki divanda değil de tersine Edward L. Thorndike, John B. Watson ve Burrhus Frederic Skinner'in kobay fareleri üzerinde incelenmemiş miydi? Üstelik bu çalışmaların sonucunda bugün sayısız insanın korkularını, fobilerini ve diğer bazı ruhsal sorunlarını aşmada kullanılan davranış terapisinin temelleri atılmadı mı? Ama ne de olsa fare deneyleri yeterince erotik değil!

Freudyenlere bakacak olursak, insan davranışının temel itekleyicisi dopamin ödüllendirmesi bağlamında libido kavramına da geri dönüş yapılması gerekiyor. Ama bilinmeli ki ödüllendirmenin insan davranışlarında temel etken olması konusundaki araştırmaları da Freud değil, Pavlow, Thorndike ve Skinner araştırdı. Kaldı ki Freud postülasını cinsel etkenlerle sınırlamıştı.

Aslında "bilinçaltı" da Freud'a ait değil

Her ne kadar Freud taraftarlarınca bugünkü norolojinin "bilinçaltı" konusunda Freud'a müteşekkir olması gerekse de bu da öyle değildir. Gerçekte 19. yüzyılın ampirikleri uzunca süredir ruhun birçok işlevinin iradi olmadığını biliyorlardı. Ama tek farkla, onlar insanın derinliklerinde günışığına çıkmayı bekleyen canavarlar olduğunu ve bunların "ben" denilen canavar bakıcısı tarafından zapturapt altına alınması gerektiğini ileri sürmüyorlardı.

Modern psikoloji ve nörolojinin bilinçaltından anladığı şey daha çok William James'in 1890'da yazdığı "Psikolojinin Prensipleri"ndeki tarifine dayanır: "Gayri iradilikten muzdarip kişiler, akşam yemeği için kıyafetlerini değiştirmek üzere odalarına gider, ama kıyafetlerini birer birer çıkardıktan sonra yatağa girerler. Çünkü bu uyumadan önceki davranış sıralamasının gereğidir."

İradi kontrolümüz dışında eylemlerimiz olabileceği, psikolojinin uzmanlarınca bilinmeyen bir durum değildi. Yine aynı şekilde kararlarımız ve düşünme sürecimizin bilinç-dışı süreçlerden etkilenebileceği de bir sır değildi. Freud bilinçaltını keşfetmedi, onu cinsellik, agresyon ve ölüm korkusuyla doldurup provokatif ve ilgi çeker hale getirdi.

Elbette bütün bu ifadelerden Freud'un hiçbir anlamının olmadığı çıkarılmamalı. Onun insanlarla konuşmanın sağaltıcı etkisi olabileceğine ilişkin katkısı ve tabu kırıcılığı elbette önemli. Bu arada Lacan, Barthes, Derrida ve Foucault gibi 20. yüzyılın ikinci yarısının önemli düşünürlerine kuramsal bir altyapı sağlaması da. Ancak Freud'un modern psikolojinin kurucu ismi veya öncülü olarak kabul edilmemesi gerekir. Belki Freud'un 200. doğum yıldönümü gelene kadar psikoloji biliminin asıl kurucuları hak ettikleri yeri bulurlar.

(Spiegel Online, 5 Mayıs 2006)

Bu makale toplam 4226 defa okunmuştur.
Yorum Ekle Yazdır
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI

 

Döviz fiyatları güncelleniyor
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi