Yandex.Metrica
Anasayfam YapFavorilere EkleHaber Bandı EkleReklamİletişim

Altın alacaklar dikkat! Yılbaşından sonra İşte 2015'te kamuya alınacak memur sayısı Aziz Yıldırım: Hepsini Fenerbahçe adam etti Ahmet ÖzcanTürkiye’nin Soğuk Savaşı biterken ‘Dinle küçük adam...’
Prof. Dr. Erol Göka
Prof. Dr. Erol Göka
Çocuklara ölüm nasıl anlatılır-Ölüm haberi nasıl verilir?
Prof. Dr. Erol Göka

Ölüm, böylesine yanı başımızda, hayata, hayatımıza eşlik edip gidiyor ama ölümle ilgili algılamalarımız ve bilgilerimiz bebekliğimizden itibaren değişik bir rota izliyor. Onu fark ettiğimizden itibaren anlamaya çalışıyor, onunla ilgili fikirler yürütüyoruz. Her yaşın ölüm bilgisi farklı.

Biliyoruz hayat çok karışık, çocuklarımızın hayalleri çok zengin. Birçok ilgi çekici soruları oluyor çocukların hem de duygu dolu halleriyle yaklaşıyorlar konulara. Çocuklarımızın ölüm hakkında kafalarında bizimkinden ne kadar farklı ve tuhaf fikirleri olduğunu aşağıdaki türden şaşırtıcı olayları görüp duyarak öğreniyoruz. Güldürüyor bizi onların ölüme yaklaşımları çoğu kez ama bir yandan da içimizin cız etmesinin önüne geçemiyoruz.

“Küçük bir kız, bir gün görünür hiçbir neden olmadığı halde yemek yemeyi reddetmiş ve hatta daha da ileri gidip annesinin babasının da artık yemek yememelerini ciddi ciddi onlardan talep etmiş. Bu anlaşılmaz tutumunu birkaç öğün sürdürmeye kalkınca, tahmin edileceği üzere, anne-babası bunun nedenini öğrenmek için çok ısrarcı olmuş. Israrların neticesinde küçük kız artık dayanamayıp gözyaşları içinde konuşmaya başlamış.

-Ne olur siz de yemek yemeyin, çünkü sizi çok seviyorum. Bu sözlerden de bir şey anlamayan anne-baba biraz daha açıklaması için ısrarcı olmayı sürdürünce, bir gün önce babasıyla yaptığı konuşmayı hatırlatmış. O konuşma, küçük kızın babasına niçin yemek yediklerini sormasıyla başlamış ve diyalog şöyle devam etmiş.

-Büyümek için.

-Büyüyünce ne olacak?

-İhtiyarlayacağız.

-Peki ihtiyarladıktan sonra ne olacağız?

-Ne olacak, herkes gibi biz de öleceğiz...

Meğer küçük kızın kendisinin ve ebeveyninin yemek yemelerini durdurma isteğinin nedeni, ölüme doğru giden bu yolun önüne daha en başından kesmek gibi naif bir arzudan kaynaklanıyormuş. Çünkü o, herkesin yemek yediği için öldüğünü zannedip; öyleyse yemek yemem; yemezsem büyümem, büyümeyince de ihtiyarlamam ve dolayısıyla ölmem diye düşünüyormuş.”

Çocuklar ölüm üzerine düşünüyor ve konuşmak istiyorlar, yetişkinlere ölümle ilgili kendi kavrayışlarına göre sorular soruyorlar. Çocuklar ölüm hakkında birçok soru soruyor, daha doğrusu kafalarına takılan şeylerin aydınlanmasını istiyorlar ama çocuğun ebeveyninin veya bu tür sorulara muhatap olan yetişkinlerin çoğu bu konuda çocuklarla konuşmak istemiyorlar. Daha doğrusu hayatın bir gün sona ereceği bilgisini çocuklara aktarma konusunda kendi içlerinde bir zorluk yaşıyorlar. Henüz çok küçük olan bu insanı, henüz ona çok uzak olduğunu düşündükleri ölümden bahsederek, üzmek istemediklerini söylüyorlar. Çocukları korumak, kollamak gerektiği gibi gerekçeler de ileri sürdükleri oluyor. Oysa bu tarz bir tutum, çocukla sağlıklı iletişimin ilkelerine tamamen aykırıdır; çocuğun ölüm gerçeğiyle ilgili sorularını cevaplamak, her canlı için hayatın bir gün sona ereceğini ve ölen kişinin geri dönmeyeceğini çocuğa uygun dille anlatmak gerekir. Ölüm gerçeği, çocuğun onunla ilgili sorgulamaya başladığı ve konuşmak istediği zamanlardan itibaren saklanmamalı; gerçek, yaşına uygun bir açıklamayla çocukla paylaşılmalıdır. Aksi yapılıp bir kayıp ve ölüm karşısında çocuk, cevapsız sorularla ve belirsizliklerle karşı karşıya bırakıldığında gireceği ruh hali, çok daha olumsuz olacaktır.

Yetişkinlerin, ebeveynin, çocuklara karşı görevlerinden birisi de onlarla ölüm hakkında konuşmak, ölüm gerçeğini doğru düzgün öğrenmelerini sağlamak. Ama çocuklarla ölüm hakkında konuşmanın, onlara ölümü anlatmanın da genel geçer bir formülü yok.

Çocuklarla ölüm hakkında konuşan, konuşmak durumunda kalan bir yetişkinin öncelikle, karşısındaki çocuğun bu konuda neyi bilip neyi bilmediğini, daha da önemlisi neyi yanlış, hatalı bildiğini anlaması gerekir. Her yaştaki çocuğun, hatta her çocuğun farklı bir ölüm tasavvuruna sahip olduğu bilinmelidir. Bunlar da yetmez, çocuğun ölüm konusundaki geçmiş yaşam deneyimlerinin de mutlaka göz önünde bulundurulması lazımdır.

Canlılar için kaçınılmaz son olan ölüm, her yerdedir ve her zaman karşımıza çıkabilir. Bu nedenle mutlaka günün birinde her çocuğun karşına da ölüm gerçeği dikiliverecek, “Ben buralardayım” diyecektir. Aslında iki yaşından sonra hemen her çocuk, belli ölçülerde ölümün farkındadır. Çevrelerinde çeşitli canlıların, hayvanların, bitkilerin cansız, hareketsiz kaldıklarını, öldüklerini görmekte, televizyonlardaki programlarda izlemekte, özellikle erkek çocuklar ölümü, öldürmeyi konu alan oyunlar oynamaktadır.

Çocuklarla ölüm hakkında konuştuğumuzda, onların gördükleri ama tam da bizim gibi anlamadıkları bir konudan söz edeceğizdir. Bizim yetişkin, ebeveyn olarak görevimiz, onların bu nihai yaşam gerçeği hakkında yaşlarına, dağarcıklarına uygun doğru bilgiyi sağlamaktır. Çocuklar, ölüm konusunda ne kadar ihtiyaçları olan doğru bilgilerle donanırlarsa, çok daha erken ve sağlıklı bir ölüm bilinci geliştirebilecekleri gibi ileride yaşamaları muhtemel bir krize, mateme hazırlanmaları ve üstesinden gelmeleri çok daha kolay olacaktır.

Ölüm konusunda konuşmak, çok zor olduğu kadar çok ciddi bir meseledir. Bu zorluk ve ciddiyet muhatabımız çocuklar olduğunda daha da artar. Her ciddi konu, küçücük bir çocuk olsa bile muhatabın da ciddiyete alınmasını, onun söylediklerine kulak verilmesini gerektirir. Çocukların ölüm hakkındaki görüşlerini onlara saygı göstererek ciddiyetle dinleyebilecek yetenekten yoksun olanlar, asla onlarla ölüm hakkında konuşmaya tevessül etmemelidirler. Saygıya, anlamaya çalışmaya dayalı, açık, dürüst bir iletişim, sağlıklı bilgi akışı için şarttır. Bu şartların yerine getirildiğini gören çocuklar da daha açık, cesur ve iletişime istekli olacaklardır.

Çocuklar, küçüktür ama insandır, insan yavrusudur, yetişkin bir insanın tüm becerileri potansiyel halde olsa bile çocuklarda şu veya bu ölçüde bulunur. Çocuklar, bilgiye susamış olduklarından yetişkinlere göre daha iyi gözlemcidirler. Bir diyalog sırasında da neyin söylendiği veya söylenmediğine ilişkin mesajları rahatlıkla fark ederler. Neyin nasıl söylendiğini ayırt etme konusunda inanılmaz bir yetenekleri vardır. Bu nedenle ölüm konusunda yetişkinlerin bir yolunu bulup konuşmaktan kaçınma davranışlarını hemen algılarlar. Böyle bir algı da onların ölüm konusundaki endişelerini artırır, “Haklıymışım, ölüm bilinmeyen, gizli ve kaygı verici bir şeymiş” diye düşünmelerine neden olur.

Çocuklara ölüm konusunda doğru bilgi verme şeklindeki temel ilkemiz, onların anlayıp anlamadıklarına bakmadan, doğru bildiklerimizi onun küçücük zihnine boca etmek olarak anlaşılmamalıdır. Çocuğun hiç de ihtiyaç duymadığı ve asla anlayamayacağı bilgileri onun önüne yığıvermek de karıştırıcı ve korkutucu bir etkiye yol açabilir. Çocuğun söylediklerimizi anladığından emin olunmalı, doğru bilgi vereceğim diye onun dünyası allak bullak edilmemelidir.

Ölüm hakkında bir çocukla konuşan bir ebeveyn ya da yetişkin, açık, sade ve basit bir dille konuşmalı, söylediklerinin anlaşıldığından emin olmadan bir başka cümleye geçmemelidir. Uzun ve karışık cümleler, özellikle küçük çocuklar için, sarp ve dolambaçlı bir yolda yürümekten, çok çetrefilli bir bulmacayı çözmekten bile daha zor ve sıkıcı olabilir. Bir çocuğun ölüm hakkındaki sorusuna verilen basit ve anlaşılır bir cevap, onu bir başka soru aklına gelene kadar idare edebilir ama buna rağmen öğrendiği bilgiyi iyice sindirebilmek için bazı çocuklar, tekrar tekrar aynı soruyu sorabilirler. Hem sabırlı hem de soruların giderek bizim de içinden çıkamayacağımız kadar çapraşık hal alacağına hazır olunmalıdır. Ölüm konusunda konuşmanın ne denli zor ve duygu yüklü olduğunu, çocukların bu duygularla ilgili de konuşmak isteyeceklerini, "Neden biri öldüğünde diğer insanlar ağlıyor?" gibi bizim de gözümüzün yaşarmasına engel olamayacağımız sorular sorabileceklerini ayrıca hatırlatmaya gerek yok herhalde. Duygularını belli etmekten, ağlamaktan korkanlar da çocuklarla ölüm konusunda konuşmaya heves etmemeliler bu nedenle.

Çocuklarla ölüm hakkında konuşan bir kimsenin kendisinin bu konudaki görüşleri net, iç dünyası açık olmalıdır. Kafasında ölüm hakkında çözülmemiş birçok sorusu ve sorunu bulunan, kendinden emin olmayan, şüphe denizinde yüzen, ölüm korkusunun pençesinde kıvranan bir ebeveyn ve yetişkin, çocuklarla ölüm hakkında hiç konuşmasa daha iyi olur. Belirsiz, kuşkulu, atlatmaya çalışan ifadeler çocuklar tarafından hemen fark edilirler. Çocuklarla iletişimin her alanında ama özellikle ölüm gibi hayatı boyunca çocuğu etkileyecek temel konularda konuşurken rahat, kesin, basit, savunucu olmayan, şaşkınlık içermeyen açıklamalar yapmak gerekir; aksi halde böyle bir iletişimin ve verildiği sanılan bilginin çocuğa bir hayrı olmayacaktır.

Ölüm hakkında çocuklarla konuşurken dikkat edilmesi gereken ilkeleri, şimdi bir de belli bir sırayla söyleyelim:

1) Durduk yerde, uygunsuz bir zamanda değil, çocuğun hazır ve duyarlı olduğu bir sırada, ölüm konusunda konuşmaya başlanmalıdır.

2) Çocuğun ölüm konusunda konuşma isteği, iletişim girişimleri asla engellenmemelidir.

3) Çocuğa ölüm hakkında açıklamalar, tamamen dürüstçe yapılmalı; aldatma, kandırma, kafasını çelme gibi manevralara başvurulmamalıdır.

4) Karşımızdaki yetişkin bir insan düşüncelerini, duygularını açıkladığı sırada onu nasıl dinliyorsak çocuğun ölüm hakkındaki düşünce ve duygularını da aynı ciddiyetle dinlemeli, duygularını kabul etmeli, anlamaya çalıştığımızı belli etmeliyiz.

5) Çocukların çok küçük olduklarını ileri sürerek ölüm hakkındaki sorularını ertelememeliyiz.

6) Söylediklerimiz kısa, basit, anlaşılır netlikle olmalı; çocukların kafalarını verdiğimiz karmaşık cevaplarla daha da karıştırmamalı, kaş yapayım derken göz çıkarmamalıyız.

Elbette bu ilkeleri göz önünde bulunduranlar, ölüm hakkında konuştukları çocukların yaşlarını, gelişim durumlarını, kişilik özelliklerini de hesaba katacaklardır. Eğer ölüm hakkında konuşmaya çocuğun tanıdığı, sevdiği bir insanın ölümü vesile olmuşsa, çocuğun ölen kişiyle ilişkisinin niteliği, yaşadığı duygular konuşmada mutlaka ele alınmalıdır.

Bazen çocuklar alışılmadık ani sorular da sorabilirler. Doğrudan doğruya “Ben ne zaman öleceğim?” diyebilirler ya da “İnsan ne zaman ölür?” "Anne, sen ne zaman öleceksin" şeklini alabilir soruları. Burada ille soruya ikna edici bir cevap vermek değil, asıl olarak çocuğun endişesinin önce anlaşılması sonra da giderilmesi çok önemlidir. Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız gibi, ölüm kavramının henüz tam olarak zihnine yerleşmemesi nedeniyle çocuğun dünyasında ayrılıkla karıştırılabilir; ölüm ayrılıkla bir ve aynı şey sanılabilir. Hiçbir çocuk kısa süreli bile olsa ebeveyninden ayrı kalmak istemez, terk edilmişlik duygusuna kapılabilir ve çoğu kere ölüm hakkındaki soruları ayrılık kaygısının dillendirilmesinden ibarettir. Bu kaygılar, anlaşılıp giderildiğinde genellikle soru da cevaplanmış olur.

Françoise Dolto gibi bazı usta psikanalistler, sorunun altındaki endişeyi anlayıp gidermeye çalışmanın yanı sıra çocukların bu tür sorularına doğrudan cevap vermeyi de önerirler ve “İnsan yaşamayı bitirdiğinde ölür” diye cevap verirler. Bu gülünç, basit, şaşırtmacalı gibi gözüken cevabın çok doğru olduğundan ve çocuklara iyi geldiğinden bahsederler. Eğer çocuk ısrar eder “İyi ama insan yaşamayı bitirdiğini nasıl anlayacak?” diye sormaya devam ederse, “İnsan dememek gerekir. İnsan bilemez fakat ölecek kişi onu kalbinde hisseder, tıpkı doğması gerektiğini bilen kişi gibi. Doğmadan önce belki de doğmaktan korkmuştun ama bak işte doğdun. Ölmeden önce de bu böyledir” demeyi, ölümü doğumla benzerliğinden yola çıkarak açıklamayı tavsiye ederler.

Ölüm hakkında sorular soran çocuğun, bu sorularının köken aldığı endişesini anlamak önemlidir demiştik. Bu endişelerin bir diğer kaynağı da çocuğun kafasındaki ölüm hakkında başka hatalı algılama biçimleridir. Örneğin uykuyla ölümü aynı sanan, ölen kişinin uyuduğunu düşünen, böyle öğretilmiş bir çocuk, bundan çok rahatsız olabilir, bu nedenle uyuyan ebeveyninin öldüğünü sanıp korkabilir ya da uyku sorunları ortaya çıkabilir. Bu konuda dikkatlerimizi ilk kez, yıllar önce popüler bilimsel bir dergide yazılar yazan bir hekim çekmiştir. Yazılarından birisinde "Çocuklara ölümden bahsetmeli mi?" konusunu ele alır bu hekim ve okuyucularına "Çocuğunuzun köpeği ölünce, derin bir uykuya daldığını, kardeşi, arkadaşı veya bir yakını ölünce de onların uzun bir seyahate çıktığını söylersiniz" mealinde bir cevap verir. Ama onun bu öğüdünün tam tersi bir etki yaptığı birkaç gün sonra gelen şikayet mektuplarında açıkça görülür. Birçok ebeveyn, hekimin önerisine uygun davranıp, çocuklarına ölümü tıpkı onun gibi açıkladıklarında çocuklarının yatıp uyumaktan korktuğunu, köpeğin ve arkadaşlarının başına gelenlerin kendileri için de gerçekleşeceğini sandıkları için seyahate çıkmak istemediklerini bildirirler.

Bu örnekte de görüldüğü gibi, çocuğa ölümü derin bir uykuya dalmakla veya uzak bir seyahate gitmekle anlatmaya kalktığınızda doğru bir açıklama yapmamışsınızdır. Uzağa gitmeyi ölümle aynileştiren çocuklar, bir yakınının uzak bir yere gittiğini öğrendiğinde telaşlanabilir. Benzeri bir durum, hastalık-ölüm ilişkisinin çocuğun iç dünyasında hatalı algılamasıyla ilgili olarak da karşımıza çıkabilir. Uzun süre hastalık çekmiş olan bir yakınının sonunda ölmüş olduğunu öğrenen bir çocuk, nasılsa her hasta olan kişinin öleceğini sanabilir ve kendisi, ebeveyni veya bir yakını hastalandığında onun bir süre sonra öleceğini düşünebilir. Yine hatalı öğrenmelerin ve bilgisizliğin sonucu olarak yalnızca yaşlı insanların öleceğini sanan bir çocuk, genç bir insanın veya bir çocuğun ölümünü duyduğunda çok şaşırabilir, iç dünyası allak bullak olabilir ve bildiklerine, kendisine öğretilenlere inancını yitirebilir.

Çocuklara ölüm gerçeğinin uygun bir biçimde anlatılması konusunda çocuk ruh sağlığıyla ilgilenen tüm profesyoneller tam bir fikir birliği içindir. Elbette çocukların soruları arasında “Öldükten sonra ne olacağı?” şeklinde, ölüm-ötesi hakkında doğrudan doğruya din psikolojisi ve din eğitimini ilgilendiren sorular da vardır. Her ebeveyn, bu tür sorulara, kendi dini inançları doğrultusunda, çocuklarının ruh sağlığına en uygun nasıl cevaplar vermesi gerektiğini öğrenmekle yükümlüdür. Din eğitimcileri, ölümün bir son, yokluk, sönüş olmadığı şeklindeki bakışın, iyi insanların cennete gidecekleri ve mutlu olacakları anlayışının çocukların ölüm endişesinin yatıştırılmasında çok etkili olduğu kanaatindedirler.

Çocuklara ölüm haberi nasıl verilir?

Çocuklara ölüm gerçeğini bir biçimde ama mutlaka usulünce anlatmanın şart olduğunu artık biliyoruz. Ama bu bilgi, çocuğun sevdiği bir yakını vefat ettiğinde bunu ona nasıl söylememiz gerektiği hakkında bizi yeterince aydınlatmıyor.

Aslında her aile, bir yakınları vefat ettiğinde bir biçimde bu haberi çocuklara da bildiriyor. Her ailenin vefat eden kişinin çocukla yakınlığı, benimsenen kültürel değer ve inançlar, çocuğun yaş ve gelişimsel düzeyi doğrultusunda şekillenen kendine özgü ölüm haberini iletme yöntemleri var. Ama kimi aile doğru bir biçimde yapıyor bu görevi, kimisi de yeterince üzerinde durmadan. Çoğu kez bu acılı zamanlarda, çocuklara hak etmiş oldukları özen hiç gösterilmiyor; “Nasıl olsa bir gün öğrenir ve anlar” gibisinden uygun olmayan tavırlar alınıyor. Çocuk, sonunda öğreniyor öğrenmesine yakınını kaybetmiş olduğunu ama bu arada iç dünyasında birçok yara da açılıyor.

Çocuklarla ölümü konuşurken dikkat etmemiz gereken hususlar, ölüm haberi verilmesi sırasında da geçerlidir. Biz, yine de önemine binaen sadece ölüm haberi verilmesi konusuna dikkatlerimizi yönelterek şu aşağıdaki ipuçlarına göre davranmanın uygun olacağını düşünüyoruz.

1) Ölüm haberi vermek, hele hele çocuklara ölüm haberi vermek ziyadesiyle güç bir iştir. Ama çocuğun en güvendiği insanların, mümkünse ebeveyninin bu görevi savsaklamadan yerine getirmesi gerekir. Ebeveyni veya birinci derece yakınları, ölüm haberi vermek için çocuğun arkadaşlarından veya diğer yakınlarından daha çabuk davranmalı, çocuğa öncelikle onlar ulaşmalıdır.

Eğer vefat eden çocuğun anne ve babasından birisiyse hayatta kalan ebeveynin bunu çocuğa açıklamasının çok zor olacağı açıktır. Bu nedenle olsa gerek yapılan araştırmalara bakıldığında genelde ebeveyninin öldüğünün söyleme görevini aile içinde çocukla iletişimi ve etkileşimi iyi olan, soğukkanlı bireylerin üstlendiği görülüyor. Biz, zor olduğunu bile bile, bu görevin mümkün olduğunca hayatta kalan ebeveyn tarafından yapılmasının en uygun olacağını söyleyeceğiz. Çocuğa en iyi gelecek ve bundan sonra hayatın güçlüklerini yaşayan ebeveyn ile birlikte sürdürecekleri gerçeğiyle de bir an önce yüzleşmesini sağlayacak olan budur.

2) Ölüm haberi alelacele her ortamda verilmemeli, sessiz bir ortam tercih edilmeli, bu sırada olabildiğince sakin ve şefkatli davranılmalıdır. Çocuk, aldığı kötü haberin yanı sıra bir de haberi verenin durumuyla ilgili endişe yaşamamalıdır.

3) Daha ilk cümlede ölüm haberini söylemek yerine, alıştırıcı bir ifadeyle söze girilebilir, örneğin “Çok üzücü bir olay oldu” diye başlanabilir. Ama yukarıda belirttiğimiz gibi, haberi verdiğimiz çocuk, henüz ölüm kavramının anlamını anlamayacak durumdaysa daha açıklayıcı ifadeler seçilebilir, “öldü” kelimesinin yerine “artık yaşamıyor” denilebilir. Eğer bu da anlaşılmıyorsa çocukla yaşamanın ne anlama geldiği üzerine konuşulabilir. “Yaşarken nefes alırsın, yürürsün, konuşursun, görürsün, işitirsin. Deden artık bunları yapamayacak” denilebilir.

4) Çocuklara ölüm haberi verirken, “uykuya daldı”, “seyahate çıktı”, “artık bizimle birlikte değil”, “gitti”, gibi muğlak, belirsiz ifadeler yerine ”ölüm”, “öldü”, “kanser” veya “kalbi durdu” gibi açık ve anlaşılır bir dil tercihi yapmak gerekir.

5) Çocuklara ölüm haberi verildiği sırada basit, kısa, gerçeği dile getiren ifadeler kullanılmalı, eğer çocuk, ayrıntı öğrenmek isterse, ayrıntıların soru şeklinde sorulmasına imkan sağlanmalıdır.

6) Ölüm haberi sonrasında çocuğun vereceği duygusal tepkilere karşı izin verici, sabırlı bir tutum alınmalıdır. Eğer çocuk, görülebilir bir duygusal tepki vermez, bir şey olmamış gibi davranırsa da hemen kaygıya kapılmamalı, “Demek ki çocuk merhumu sevmiyormuş” gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Zira her insanın acı yaşama biçimi farklıdır, sizin çocuğunuz da acısını içinden yaşayanlardan olabilir.

7) Ölüm haberi verdiğiniz çocuğunuza dilinizin döndüğünce ama mutlaka onun anlayabileceği bir şekilde ölüm olayının ardından neler yapılacağını anlatmak gerekir. Cenazeyle ilgili işlemler, tören, defin işlemleri hakkında ailenizin benimsediği görüş, kültürel değer ve inançlar doğrultusunda bilgi verilmelidir. Tüm bu işlemler sırasında çocuğun, sizin ve yakınlarınızın nerede olacağı, nerelere gidileceği, neler yapacağınız, kimlerin ziyarete geleceği açık ve net olmalıdır.

8) Ölüm haberi verilirken çocuğa mutlaka söylenmesi gereken bir husus da bu zor günlerin geçeceği, yaşantınızın yeniden düzene gireceğidir. Her şeyin yeniden normalleşeceğini, birkaç gün içinde okuluna gidip arkadaşlarını göreceğini ifade edin. Kayıplara, artık sevdiğimiz insanın aramızda olmamasına rağmen hayatın devam edeceğini, etmesi gerektiğini söyleyin. Ailenin sevdiği insan olmadan olağan yaşantısına devam edeceğini anlatın. Sadece söylemek yetmez, davranış ve tutumlarla geleceğe dair güven belli edilmelidir. Böyle güven verici tutumlar, çocukta acının, kederin, kayıpların hayatın dayanmamız gereken ve kaçınılmaz yanları olduğu hissini ortaya çıkaracak, matemini sağlıklı biçimde yaşamasını sağlayacaktır.

*Yazarın Timaş Yayınları arasından yayınlanan “Ölme: Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi” kitabından alınmıştır.

Bu makale 12,246 kez okundu.



» “Değer”li miyiz?
» Değerler eğitimi ve Müslümanlar
» Nedir şu değerler eğitimi?
» AK Parti’nin alternatifi
» İngilizce herkesin resmi dili olurken
» Hakikat ana dilde parıldar
» Ana dilimiz, kavmimiz
» Örgütsel yapılarda kimliklenmek
» Kimlikler arasında
kaybolan birey
» Kimlik ve demokrasi
Türkiye'nin Bosna Hersek yardımlar tarih yazıyor
Yanal iki Fenerli'den birini istiyor!
Telles için sosyal medyada şok kampanya!
Paralel Yapı'nın kara propagandasını savcılık boşa çıkardı
Kartal'dan 'kötü futbol' itirafı
Türkiye'nin en büyük çadır kenti tamamlanıyor
Mert Günok'tan ayrılık açıklaması!
Altın alacaklar dikkat! Yılbaşından sonra
Arda Turan'dan Serenay Sarıkaya açıklaması
Galatasaray kupada Diyarbakır deplasmanında
Ölümün teğet geçtiği anlar
Bolu Dağı'nda kar 5 santimetreyi aştı
Taffarel sakatlandı! Kadroda yok...
2 hafta sonra geri dönüş sinyali
Türkiye Basketbol Ligi'nde görünüm
Kadınlar Basketbol Ligi'nde görünüm
Öğrenci servisi devrildi: 9 yaralı
IŞİD'den şeytanın bile aklına gelmeceyek hamle
Eboladan 5 gün içinde 458 ölüm
Hapşırırken fıtık olmayın
İşte 2015'te kamuya alınacak memur sayısı
Aziz Yıldırım: Hepsini Fenerbahçe adam etti
F.Bahçe kupada 2. galibiyeti istiyor
Kimse bunu hesaba katmamıştı
Borsa güne yatay başladı
400 seyirci daha alınırsa stat çökecek
Kol saatinle aracını park et
Vergi taksitlendirme de son tarih açıklandı
Güvenlik kontrolünde sınıfta kaldı
Xiaomi'ye 1 milyar dolar yatırım yapıldı
Türkiye'ye büyük sermaye akışı başladı
Hamzaoğlu ilk peşinde! Eğer kazanırsa...
Bugün bu yollara dikkat!
CIA ajanlarına Türkiye uyarısı
52 militan ölü ele geçirildi
Kar yağışı nedeniyle o yol kapandı
Tanju’ya ‘Caprice’ yaptı!
Salih: Beni F.Bahçe'ye verin!
ABD'de polise saldırı
ABD dampingi böyle kırıldı
Otomobil reklam panosuna çarptı: 1 ölü
Tarkan annesini emlak zengini yaptı
Sedat Peker'den iddialı Erdoğan yorumu
'Himmetin yüzde 10'u Gülen’e...'
ABD'den motorcu çetelerine de yaptırım
Menenjit sağlıklı insanı bile 1.5 saatte öldürebilir
2 milyon genci iş sahibi yapacak paket!
İsrail ordusu o iddiayı yalanladı
Obama: Putin beni alt edemez
Demirtaş'tan şaşırtan hamle! İlk kez gidecek
En büyük çadır kentte sona gelindi
Türkiye iade etti, sıra ABD'de...
Tuğçe Kazaz: Ondan namaz sayesinde kurtuldum
HDP'nin açıklamaları hükümeti harekete geçirdi
4 eski bakan için karar günü
Suriye'de 'İsrail keşif uçağı düşürüldü' iddiası
Jose'den Petr Cech'e: Zorunda değilim
Türkiye'de bulundu, dünya hayran kaldı
Körfez fonlarının yeni adresi Türkiye
'CHP-Paralel işbirliği' diyen Güler’e disiplin yolu
Paralelcilerin bomba kardeşliği
Atletico Madrid Bilbao'yu dağıttı
O bölge yeniden IŞİD'in eline geçti iddiası
G.Saray'ın ilk transferini Büyüka açıkladı
Rusya, Kırım Deniz Üssü’nü aktif hale getirdi
Joe Biden, Poroşenko ile görüştü
Ateş: Yalanlarla diğer cemaatleri de kışkırtmaya çalışıyorlar
Ataşehir’de silahlı çatışma: 1 ölü, 3 yaralı
Bozdağ: Fethullah Gülen kaçabilir
Eyüp'te trafik kazası: 1 ölü, 1 yaralı
Markete ses bombası atıldı
Nazarbayev'den rahatlatan açıklama
Milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren skandal rapor
Turanlı: Beni devlet inceliyor sen kim oluyorsun?
Recep Sert, dünyaevine girdi
1 yıl içinde 882 bin kişiye yemek
Bolu'da kar yağışı etkisini gösterdi
Yüzmede G.Saray ve F.Bahçe şampiyon
Irak ordusundan IŞİD'e ağır darbe!
Netenyahu'dan çirkin istek!
Karar verildi! Kupa maçları o statta
Bilal Kısa'dan transfer iddialarına cevap
Polisler 15 kilo esrarı bakın nerede buldu!
Barcelona'nın 2. takımı hezimet yaşadı
G.Saray'ın ilk transferini Büyüka açıkladı
Dev derbide Galatasaray kükredi!
Yunanistan bakın Osmanlıca'yı neden öğreniyor
HDP İl Başkanlığı'na benzinli saldırı
73 hafta sonra gelen frikik golü
Cenk Tosun, Demba Ba'yı kovalıyor!
Bakan Çelik yıllar sonra o tehdidi açıkladı
İsrail 2014'te bin Filistinlinin evini yıktı
Elazığ'da TIR otomobili biçti: 4 ölü
Beşiktaş kupa maçını nerede oynayacak?
Recep Sert, dünyaevine girdi
Tunus'ta oy verme işlemi tamamlandı
Tayfun Korkut'un takımı müthiş döndü
Alex ve Drogba'dan sonra Sosa da...
Kaleci Tolga'yı isyan ettiren görüntü
Basketbolda toplu sonuçlar