Anasayfam YapFavorilere EkleHaber Bandı EkleReklamİletişim

Siyonistlerden Haniye'nin evine saldırı! Topbaş: Erdoğan cumhurbaşkanı olmalı, çünkü... Erdoğan: Maltepe mitinginde 2.5 milyon olalım Aslan DeğirmenciParalel medyanın 'örtülü harp' faaliyeti
Haber 10
Haber 10
Suriye politikası parti değil devlet politikası
Haber 10
Kösebalaban: Suriye politikamız ahlaken ve reel politik olarak doğru. Suriye kriziyle birlikte dış politika da geleneksel çizgisine oturdu. Moskova -Tahran’a yakın bir Şam Türkiye’yi hep rahatsız etti

DR. HASAN KÖSEBALABAN İLE SURİYE’DE SÜREN SAVAŞ DENKLEMİNİ KONUŞTUK

Demokrasi isteyen Suriyelilerin şiddetle bastırılmasıyla başlayan süreç çok kanamalı olarak sürüyor. 35 binden fazla insan öldü, yüz binlerce insan evinden yurdundan ayrılmak zorunda kaldı. Durumun vahametine rağmen uluslararası mekanizmalar harekete geçmiş değil. Peki neden? Çarpışanlar sadece Esed ve muhalifler olmadığına göre arka planda kimler neyin savaşını veriyor? Bu kanlı denklemde Rusya, Çin, İran, ABD nerede duruyor? Türkiye’nin Suriye politikası doğru mu? İst. Şehir Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Hasan Kösebalaban ile konuştuk. Uluslararası ilişkiler uzmanı olan Dr. Balaban’ın çalışma alanlarından biri de Ortadoğu.

-Suriye mevzuunda tartışmalar orada ne olduğunun bile gözden kaçtığı safhaya ulaştı. Başlangıç noktası olarak; Suriye’de ne olduğunu bir akademisyen tarafsızlığıyla siz söyler misiniz?

Suriye’de yaşanan aynı şartlara sahip herhangi bir ülkede de beklenebilecek gelişmeler. Ülkeyi 196o’lardan bu yana Baas Partisi, 1970’lerden bu yana ise Esed ailesi yönetiyor. Bir azınlığın desteğine bağlı olarak hayatta kalan bir diktatörlük. Esed ailesi 1982’de 30 bin insanın katledildiği Hama gibi ciddi katliamlarla ayakta kalabilmeyi başarabildi. Halkın değişim taleplerine şiddetle karşılık verildi. Şimdi ise Suriyeliler Mısır ve Tunus devrimlerinden de cesaret alarak buna son vermenin zamanı geldiğini düşünüyorlar.

-Esed’in bunca vakit devrilmemesinin nedeni ne?

Suriye, Türkiye gibi tarihinde bir çok askeri darbe görmüş bir ülke. Ancak 1970’teki son darbeden sonra iktidara gelen Hafız Esed geçmişten ders alarak ordunun üst tabakasını tamamen sadakatlerinden emin olduğu Nusayri generallere vermiş durumda. Mısır’daki gibi ordunun diktatörden desteğini çekerek onu açıkta bırakması Suriye’de güçlü bir ihtimal değil. Bu durum rejimin varlığını sürdürmesine izin veriyor. Diğer tarafta bölgesel ve uluslararası faktörler var. Suriye kendilerini Soğuk Savaş mantalitesinden kurtaramamış dış güçlerin desteğiyle ayakta duruyor.

Rusya’nın post-emperyal sendromu

-Suriye’nin arkasında Rusya, Çin ve İran var görünüyor. Rusya’yı ele alsak; Rusya Esed’i niye destekliyor?

Önce biraz geçmişe bakalım. Mısır, Suriye ve Irak gibi milliyetçi subayların darbeyle iktidara geldiği rejimler İsrail lobisinin etkisiyle Amerika tarafından dışlanınca kendilerini SSCB’ye yakın bulmuşlar, Moskova da bölgeye girmişti. İşin ilginç kısmı İsrail lobisinin baskısı olmasaydı bu ülkeler ABD ekseninde kalacaklardı. 1950’lerde Menderes’in bu ülkeleri Batı ittifakında tutma çabasını yine aynı lobi engelledi. Ancak 1967 Arap-İsrail savaşından sonra Mısır şunu gördü: “Sovyet desteği bize İsrail karşısında üstün gelmek için yeterli değil” ve hızla yönünü ABD’ye döndü. İran Devrimi’nden sonra Saddam Hüseyin de ABD güdümüne girince Rusya’nın bölgedeki müttefiki olarak ortada sadece Suriye kaldı. Şimdi Rusya bu yegane müttefikini ve deniz üssünü kaybetmemek için herşeyi göze almış durumda.

Esed sonrası Rusya sıkıntıya girecek

-Fakat hem soğuk savaş dönemi gibi o eski iki blok artık ilişkisiz değil hem Esed’in halkını bombaladığı ortada. Rusya Suriyelileri neden ve nasıl karşısına alıyor?

Ruslar Amerikalıların aksine yeni dönemin şartlarına kendilerini adapte etmekte daha katılar. Ayrıca Rusya ekonomik zenginliğini sivil sanayi üretiminden değil doğal kaynaklardan ve silah üretiminden alıyor. Rusya post-emperyal sendrom dediğimiz bir psikozla imparatorluğu elinden gitmesine rağmen kendisini bir imparatorluğa sahipmiş gibi görüyor. Soğuk savaş döneminde dünyanın en önemli ikili ilişkisi ABD-SSCB ilişkisiyken bugün Çin-Amerikan ilişkisi. Şu da var ki 11 Eylül’e verdiği Soğuk Savaş tepkileri nedeniyle Amerikan imparatorluğunun kan kaybetmesi Rusya’nın işine geldi. Putin’in güçlü liderliğinde Rusya eski imparatorluk kazanımlarını toparlamaya başladı. Ancak Rusya Suriye krizinde Amerika’nın 11 Eylül sonrasında yaptığı yanlışlığı yapıyor. O da Soğuk Savaş’ın bittiğini görmemek ve yeni döneme adapte olamamak. Açıkçası Esed sonrası bir sistemde Rusya’nın işi çok zor.

-Ya İran? Esed ve 40 yıllık Esed rejimi için bu durum bir beka, ölüm-kalım sorunu, haliyle halkın taleplerini canhıraş bir bastırma gayreti var. Ama İran bunca yıllık devlet geleneğine ve devlet aklına rağmen neden Suriye halkının değil de Esed’in arkasında durdu?

2003 Irak Savaşı’nda ABD bölgeye müdahale ederek İslam tarihinde ilk defa Bağdat’ın Şii kuşağına girmesini sağladı. Bunun pratikteki anlamı Irak’ın İran’a altın tepside hediye edilmesidir. Evet İsrail çıkarları açısından Irak ciddi bir tehlikeydi ama şimdi ortaya ondan çok daha güçlü bir İran tehdidi çıktı. İran özgün askeri teknolojisini geliştiren, nükleer silah arayışında olan bir ülke. Bu anlamda sadece İsrail’i değil, belki ondan daha çok Körfez Arap ülkelerini tehdit ediyor. Açıkcası Körfez’deki Araplar İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yapacağı saldırıdan memnun olacaklar. Onların tercihi bunu ABD’nin yapması tabii.

İran Suriye’den asla vazgeçmeyecek

-Bunun İran’ın Esed’i desteklemesiyle ilgisi ne?

Olaya bu açıdan bakarsak ben de İranlı yöneticilerin yerinde olsaydım ve uluslararası politikaya tamamen realist bir bakışaçısıyla bakmış olsaydım, Suriye’yi her ne pahasına olursa olsun elimde tutmak isterdim. Suriye sayesinde İran Irak’ı da kontrol altına aldığı bir dönemde Akdeniz’e ulaşabilen bir güç haline geldi. Bu sayede Hizbullah’ı İsrail’e karşı bir denge unsuru olarak elinde tutuyor. Bence İran nükleer silaha sahip olsaydı Suriye’ye bu kadar muhtaç olmazdı. Yani Şii dayanışmasından çok ortada Şiilik üzerinden bir realpolitik denge arayışı var. Ancak İran bunu Suriye’yi mutlak surette kaybetme riskini göze alarak yapıyor. Esed sonrasında İran-Suriye ilişkileri kesinlikle çok gergin olacak. Tabii şu da söylenebilir: Suriye’nin çoğunluğu İran’ı zaten geçmiş katliamlara karşı tavrından dolayı defterden silmişti. Yani İran’ın kaybedecek bir şeyi yoktu.

-İran’ın Batıyla arasındaki tek bağ Türkiye ve Türkiye müttefiklerine rağmen BM’de onun lehine oy kullandı ama İran hızla “hasmane” bir tutum içine girdi?

Ülkeler kendi çıkarlarının peşinde. İran’ın çıkarları Suriye krizinde Türkiye’yle tezat noktada. Türkiye ile İran’ın ortak çıkara sahip oldukları alanlar da bulunabilir. Örneğin Türkiye İran’ın nükleer enerji konusundaki haklarını uluslararası diplomasi sahasında savunurken kendisinin gelecekteki benzer çabalarına ipotek konulmasını önlemeye çalışmış da olabilir. Türkiye BM’de Brezilya ile birlikte büyük güçlere karşı bir güç denemesine kalkıştı. Ancak görüldü ki henüz yükselen güçlerin sistemik güçleri sarsma gücü yok.

Türkiye İran’ın etkisini kırmak istiyor

-Yine de merak ediyorum. Türkiye, İran ile kaç asırlık çatışmasızlık halinin devamını isterken İran PKK kartını elde tutuyor. İran bunu niye yapıyor?

Evet mesele de bu zaten. Bölgedeki barışın önemli bir şartı Türkiye-İran dengesinin korunmuş olması. Irak’ın İran’ın çizgisine girmesi bu dengeyi bozdu. Türkiye’nin güneyi İran-Irak-Suriye ve Lübnan aksı tarafından kuşatılmış durumda. İran bir Akdeniz gücü haline geldi. Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki güç mücadelesinde Rusya, Güney Kıbrıs ve İsrail’in ortak hareket ettiğini de unutmayalım. Kısacası Türkiye sadece İran değil, aynı zamanda bu ülkeler tarafından da kuşatılmış durumda. Üstelik Rusya ve İran birlikte Türkiye’nin ihtiyacı olan doğal gazın yüzde doksanına yakın kısmını temin ediyorlar. Yani İran bir yanda Türkiye’yi kendisine bağlı hale getirirken diğer yanda Orta Doğu’ya inişini kesiyor. Hülasa Türkiye, üzerinde bu kadar güce sahip olan İran’ın etkisini Suriye’de kırmak istiyor. Bu mezhebi bir politika değil, reel politika ama aynı zamanda insan haklarını merkeze aldığı için ahlaki üstünlüğe sahip. İran ise karşı hamle olarak PKK kartını sümen altından çıkardı. Bundan önceki dönemde PKK İsrail’den dolaylı destek alıyordu. Şimdi İran’dan lojistik destek alıyor.

Suriye politikası parti değil devlet politikası

-Malum AK Parti hükümetinin Suriye politikası eleştiri de alıyor. Siz nasıl buluyorsunuz?

Ben izlenen Suriye politikasını bir parti hatta hükümet politikası olarak görmüyorum. Aslında şu bile söylenebilir: Suriye kriziyle birlikte Türkiye’nin dış politikası geleneksel çizgisine oturdu. Suriye’de Moskova ve Tahran’a yakın bir yönetimin işbaşında olması Türkiye’yi her zaman rahatsız edegelmiştir. 1994’de geleneksel CHP dış politika elitinin en önemli üyelerinden eski milletvekili Şükrü Elekdağ Milliyet gazetesinde ikibuçuk savaş stratejisini ortaya atmıştı. Elekdağ’a göre Yunanistan ve Suriye, Türkiye’ye karşı çıkar birliği içinde Pkk’ya her türlü yardımı yapmaktadırlar. Bu nedenle Türkiye, bu ülkelere karşı savunma stratejilerini aynı anda iki ayrı cephede çatışmaya zorlanacağı varsayımı üzerine dayandırmalıdır. 1998’de Suriye’yle bir savaşın eşiğinden döndük. Sonrasında AK Parti döneminde İsrail’le gerginlik yaşanırken Şam’la çok yakın ilişkiler kuruldu. O sıralarda Türkiye’yi Batı’dan uzaklaşmakla suçlayan çevreler bugün istiyorlar ki 30 bin sivil insanı katletmiş, kendi başkentini, en büyük şehrini uçaklarla bombalayan, çocukları kurşuna dizen bir rejimle müttefik olmaya devam edelim. Kendi ülkesiyle savaşan Esed rejimine arka çıkmak ne ahlakidir ne de çıkarlarımız gereğidir. İlginç şekilde AK Parti, Suriye’ye karşı insan hakları ve dış politikanın geleneksel öncelikleri çerçevesinde bir politika geliştirirken Kılıçdaroğlu yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi Esed yanlısı bir duruş sergiliyor. Kuşkusuz bu tavır Elekdağ’ın dile getirdiği stratejik anlayışı da CHP’nin tarihi sürekliliği Hatay’ın ilhakına kadar uzanan geleneksel yaklaşımına da aykırıdır.

Terörün faturası Suriye politikasına kesilemez

1) Sığınmacılar 85 bini buldu ve bunun ekonomik, sosyolojik, siyasi, kriminal, güvenlik boyutları var ve yük giderek artıyor 2) Esed (ve İran) destekli PKK şiddeti artıyor. Mesele de iç siyaset meselesi haline dönüyor. Sorum şu: Türkiye Suriye politikasını ne kadar sürdürebilir?

Türkiye ahlaken ve reelpolitik olarak doğru olanı yapmakta, tersi mümkün değil. Yani siz bölgeden sırtınızı çevirseniz de aynı sorunlar sizi yine bulacak. Türkiye aktif tavır almasaydı da sınırına binlerce insan yığılacaktı. Çok daha fazla sayıda mülteci Ürdün’e sığındı. 100-200 bin mülteciyi ağırlamakta acziyet göstereceksek bu, bölgenin en önemli güçlerinden olan Türkiye açısından bir ayıptır. Unutulmasın ki biz de kendi kurtuluş savaşımızı çok uzak diyarlardaki Müslümanların gönderdikleri maddi yardımlarla gerçekleştirdik. Öte yandan bölgedeki terör sorunu bir asırdan beri sürüyor. Terörü Suriye konusundaki duruşumuzun faturası olarak görmek hakkaniyetli olmaz.

Çin veto hakkını kullanarak ABD ile rekabetini ilan etti

-Esed yönetimine müdahale için BM’de bir yaptırım kararı çıkmasını engelleyen diğer ülke Çin. Çin’in Esed ile nasıl bir alışverişi var, o denklemdeki fonksiyonu nedir Çin’in?

Evet. Rejim Rusya ve İran tarafından ciddi anlamda destekleniyor. Çin ise uluslararası diplomasi sahasına giriş yapmak için bu krizi bir fırsat olarak gördü. Bence son yılların en önemli olayı ve bundan 20 yıl sonrasının uluslararası sisteminin ipuçlarını verecek gelişmesi Çin’in BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye için veto hakkını kullanmasıydı. Halbuki Çin grand stratejisi asla küresel bir boyutta güç gösterisine izin vermez. Zira bu krizden önceki dönemde de Çin sadece Tayvan sorunuyla alakalı meselelerde veto hakkını kullanmıştı. Diğer tarafta Çin’in Asya’daki rakibi, Amerika’nın ise siyasi-askeri müttefiki olan Japonya ise muhalifleri destekliyor. Yani Suriye krizinde Çin’in tavrını Çin-Amerika rekabeti açısından yorumlayabiliriz.

ABD’nin Suriye politikası seçimden sonra değişir

-ABD’nin geri planda durmasının sebebi seçimler mi sadece?

Obama’nın şimdiye kadar pasif durmasının nedeni dış müdahale yorgunu Amerikan kamuoyu. ABD seçimlerinin belirleyici faktörü ekonomi ve giderek artan biçimde kimlik siyaseti. Böyle bir ortamda Obama kendisini iç politikada riske sokacak bir adımı atmak istemiyor. Ancak seçimlerden sonra politika değişikliğine gidebilir. Bir askeri müdahale gelmeyebilir ama kritik silahların sevkiyatı konusunda politika değişikliği olabilir. Şurası açık: Washington, Rusya ve Çin’in bu kadar müdahil olduğu, İran’ın güçlü bir aktör olarak sivrildiği bir Orta Doğu istemiyor. Diğer tarafta Amerika’da özellikle şu andaki yönetime hakim realist kadro şunu da görüyor ki Müslümanlar Batı’ya Filistin konusunda olduğu kadar kendilerini zindanda yaşatan diktatör yönetimlere verdiği hayati destek nedeniyle de kızgınlar. İslam dünyasındaki diktatörlük sorununu aşmadan bu kızgınlığı gidermek mümkün değil.

Röportaj: Fadime ÖZKAN-STAR

Bu makale 1,046 kez okundu.



Siyonistlerden Haniye'nin evine saldırı!
Gazze yoğun bombardıman altında
İngiliz bankasına 218 milyon sterlin ceza
Demba Ba: Oğuzhan sıra dışı, Arda fantastik
Ukrayna için üçlü zirve
Ebola yüzünden bütün sınırlarını kapattı
Sanatçılardan İsrail vahşetine dur dedi!
Netanyahu'dan katliam talimatı!
Topbaş: Erdoğan cumhurbaşkanı olmalı, çünkü...
Aslan için Real Madrid'i reddetti
Erdoğan: Maltepe mitinginde 2.5 milyon olalım
Gazze'de yürek yakan tablo!
5 dev ülke liderinden Gazze için acil çağrı
Bosna'da Ramazan Bayramı coşkusu!
Kanada'dan Ramazan'la ilgili çifte mesaj
AK Partili vekilden Obama'ya mektup!
8 milyon Euro'ya Cim Bom'da!
IMF'den sterlinde "aşırı değerlenme" uyarısı
Davis Ospina Arsenal'de!
Sivas'ta trafik kazası: 8 yaralı
Soylu: 100 liranın 81 lirası faize gitmiyor
İki THY uçağı büyük tehlike atlattı
Erdoğan'dan kelepçe şovuna sert cevap!
Almanya'dan dinlemeye karşı yeni hamle
Dünya Kupası'nın yıldızı Türkiye'ye mi?
YSK Başkanı'ndan seçimle ilgili vatandaşa çağrı
Netanyahu'dan pişkin savunma!
Hamas'tan siyonistlere büyük darbe!
Ak Parti'ye büyük katılım!
İşte Fenerbahçe'nin yeni yıldızı!
Galatasaray golcüyü Ada'da buldu!
Otobüs faciasında acı kader!
G. Saray'dan tarihi çalım!
Emniyet, gözaltı sürelerini savcıya bildirdi
Şahin Hakan Şükür‘e sert çıktı!
Ronaldinho'ya büyük şok!
UEFA'dan Türk hakemlere görev..
1,5 saat havada asılı kaldılar
Türkmenler bayrama aç ve susuz girdi!
Bakan Eker: O hep en zor olanı seçti
Tüm dünya Gazze’ye dua etti
Türkiye'nin gururu! Almanya'nın en iyisi
Bahçeli’ye şok protesto
Drogba'nın forma numarası belli oldu!
AK Parti'de Erdoğan rozeti hızla yayılıyor
Özer: Hoca her zaman haklıdır
Dünürlerin kavgası kanlı bitti!
Soma'da buruk bayram!
Boş yere sormayın! İstanbul yönüne biletler tükendi
Fenerbahçe'den Hürriyet'e yalanlama
İsrail Şifa Hastanesi'ni bombaladı
Tatlıses'in acı günü!
Robinho ile ilgili bomba iddia
Türk ordusu Rumları korkuttu
Arınç: Kılıçdaroğlu yolda görse tanımazdı!
MHP'li Belediyeler AK Parti'ye geçti
Messi'ye büyük şok! Sanık sandalyesinde
Halilhodzic: Baklava değil, transfer isterim
Eski milletvekili Çınar toprağa verildi
Cumhurbaşkanı Gül Twitter'dan veda etti
Usta komedyenden iyi haber!
Polis aracı devrildi: 3 yaralı
Caner Erkin'e büyük onur!
İstifa eden Başbakan göreve döndü
Spor Toto Süper Lig'den, 3. lige!
Arda Turan gidiyor...
Çatı adaydan Erdoğan'a sürpriz telefon!
Paralel polislerin telefonları toplandı!
Damacana sulara sıkı kontrol geliyor
Bursa’da tekstil fabrikasında yangın
30 IŞİD üyesi öldürüldü
Esed ortaya çıktı!
Beşiktaş bombayı patlatıyor!
Salih Uçan'ı Real Madrid heyecanı sardı
"Gülen'in cenazesi 5 yıl orada kalsın istemiyorum"
Arsenal'de Alexis Sanchez şoku!
AK Parti'de istifa
Yargıyı etkileme çabasıdır
Manu'dan Arda için rekor teklif!
Elazığ'da korkutan görüntü
Kartal'dan Afellay bombası
Bayern Münih'ten Ramazan Bayramı mesajı
Başkasının telefon hattını kullananlar dikkat
Amrabat'tan Gazze'ye bayram mesajı
YHT'ye büyük ilgi!
Bayram namazını spor salonunda kıldılar
Hızlı trende çay kaç lira?
Fas'ta mahkumlara bayram affı
İsrail Gazze'de 3 bin 865 noktayı vurdu
Atletico Madrid yeni transferini duyurdu!
Kassam Tugayları'ndan flaş açıklama!
Otobüste yananların kimlikleri belli oldu
Mourinho G.Saraylıları çok kızdıracak!
Ramazan ayında rekor kırdık!
Sneijder'de pürüz var
F.Bahçe'den dev anlaşma
Enes Kanter'den Milliler'e sevindiren haber
Vardiyalı çalışanlarda diyabet riski
Menderes Türel'den Baykal'a bayram jesti
Soma'da buruk bayram