Yandex.Metrica
Anasayfam YapFavorilere EkleHaber Bandı EkleReklamİletişim

Putin: ABD bindiği dalı kesti! Semih'ten Prandelli ve Burak'a gönderme Somalı madencilerin ücretleri hesabına yatırıldı Hakan TunaMüzmin kompleksliler ve müzmin şımarıklar
Prof. Dr. Erol Göka
Prof. Dr. Erol Göka
Mehdilik iddiası ve psikopatoloji
Prof. Dr. Erol Göka

Mehdilik iddiası olgusunu psikolojik bakımdan değerlendirmek iki biçimde olabilir: Tarihsel-sosyal psikolojik ve bireysel psikolojik olarak… Tüm büyük dinlerde görülen (Musevilikteki Sabetay Sevi, Hristiyanlık’ta Neo-Con düşünce, İslamiyet’te İmamiye ve İsmailiye Şia’sı gibi durumlarda dini düşüncenin ve dini hayatın seyrini değiştirebilen) Mesiyanik inanışlar, aslında dikkatimi daha çok çekiyor. “Hangi tarihsel ve toplumsal koşullarda insanlar asıl dinlerinin çoğu taleplerini ihmal edip yalnızca tek bir noktaya odaklanarak, Mesiyanik arayışlara kapılabiliyorlar?” sorusunu fazlasıyla kışkırtıcı buluyorum. Bu konuya cevap olarak bazı fikirlerim var ama onları ayrıntılı biçimde konuşmayı sonraya saklamak şimdi daha ziyade bireysel psikolojide bir olgu olarak Mehdilik sorununu ele almak istiyorum ama yine de birkaç cümle etmeden geçemeyeceğim.

Öncelikle söylemem gerekiyor ki, diğer dinlerde olduğu gibi İslamiyet’te de her tarihsel dönemde Mesihlik-Mehdilik iddiasında olan kimseler olmuştur. Örnek olarak size 15. yüzyılda yazılmış Oruç Bey Tarihi’nden bir ifadeyi sunuyorum:

"1494 yılı içinde İstanbul'da bir olay meydana geldi: Şehre Acem ülkesinden bir kişi geldi. Bu kişi Mehdi'nin çavuşlarından olduğunu iddia etti. Hayli maceralar oldu. Bu konu alimler arasında tartışıldı. Alimler paşalara türlü türlü cevaplar verdiler ve aralarında anlaşıp dediler ki: Her devirde bunun gibi maceralar olur. Halifeler zamanında da olurdu. Arap'ta, Acem'de halifeler bunun gibileri katlederlerdi, alem halkı fesada varmasın diye. Hem de delile gerek duymadan. Şimdi bunun gibileri ortadan kaldırmak yeğdir" dediler. Sonunda alimlerin ittifakıyla fetva verip katlettiler." (İşin ilginç yanı, katli gerçekleştiren makam, daha sonradan vatandaşların talepleri üzerine bu kişi için bir türbe yaptırmak durumunda kalıyor.)

Bir de günümüze dair bir şey söylememe izin verin. Evet, her tarihsel dönemde Mehdilik iddiasında bulunan kimseler olmuştur ama günümüzde bu ihtimal çok daha güçlüdür. Zira günümüzde bir yanda daima dışarıdan gelen ve dolayısıyla yabancılaştırıcı olan birçok arzunun arasında bölünmüş; kendisine garanti sağlayacak, koruyucu birleştirici bir faktör, ‘inanacak’ bir kimse arayan kimseler var. Bu kimseler adeta doğuştan fanatizme eğilimliler, partizanlar, daima öteki dine, ideolojiye ve futbol takımına tek doğru olarak görünen kendi inancı uğruna saldırmaya hazır insanlar. Diğer yanda ise bu sürekli olarak parçalanmış ve içsel şüphelerle dolu insanları kendisine çeken, her şeyi bilen ve bu bilgiyi bir kehanetçesine bildiren ve en ufak içsel şüpheye sahip olmayan, kendine aşırı güven hissi içinde bulunan ruhsal derebeyleri bulunuyor. İlk grup bu derebeylerine hayran oluyor, bizi dış dünyanın tehlikelerinden korusun diye onlar etrafında toplanıyor. Geçmişin büyük liderlerinin, aile reislerinin yerini şimdi gündelik hayatı çitlerle çevirmiş irili ufaklı çok sayıda çağdaş derebeyi dolduruyor.

Artık asıl konumuza, yani bireysel psikolojik açıdan Mehdilik iddiasına geçebiliriz…

Ruhsal rahatsızlıkları tanımak çok kolaydır. Mehdilik iddiasında bulunan kişilerin bazıları; rahatsızlıkları açıkça kendini belli eden ruhsal hastalıkları olan kimselerdir. Bu durumda olanlar ciddi bir toplumsal ve mesleki yeti yıkımı içinde olduklarından, tedavisiz ve yardımsız gündelik hayatlarını sürdüremediklerinden ve en önemlisi sergiledikleri diğer ruhsal rahatsızlık belirtileri açıkça herkes tarafından teşhis edildiğinden kolayca tanınırlar. Bu rahatsızlıklara mani, şizofreni, şizoaffektif bozukluk, delüzyonel bozukluk, epilepsi başta olmak üzere beyin hastalıkları gibi örnekler verilebilir. Ruhsal rahatsızlığı olanlar, toplumun ve sağlık çalışanlarının bakımına ve tedavisine muhtaç, bize emanet edilmiş insanlardır ve haddı zatında eylemlerinden dolayı hukuki-cezai ve dini ehliyetleri yoktur.

Topluma yönelik asıl tehlike, tanınmaları çok daha zor ama toplumu cerbezeli özellikleriyle etkilemeleri yüksek ihtimal olan sağlıksız bazı kişilik görünümleridir. Bazı kimselerin kişiliklerindeki rahatsızlık, ideolojik, siyasi, dini, hatta bilimsel kisvelere bürünmekte, hastalıklı bakış açıları her şeye kolayca inanma özelliğine sahip bazı müritlerce topluma yayılmakta, toplumu da ifsat etmektedir. Bu büyük tehlikenin farkına varan bazı psikoloji profesyonelleri, söz konusu tabloya “politik paranoya” adını veriyorlar.

Bize göre “politik paranoya” başlığı altında incelenen kişilerin, kişilik yapılarındaki ortak özellik “seçilmişlik duygusu”dur. Seçilmişlik duygusu, kimi zaman sinsi biçimde seyretse de Mehdilik iddiası vakalarında ayan beyan hale gelmektedir.

Hepimizin bir kişiliği var ve kişilik yapılarımız hem gelişme, olgunlaşma düzeyleri hem de tipleri, stilleri açısından farklılık gösteriyor. Ne kadar sağlıklı, sevgi dolu, yeri geldiğinde sınır ve kural koyabilen bir aile ortamında büyümüşsek; o kadar kendimizin, sorumluluklarımızın farkında bir insan oluyoruz.

Mehdilik iddiasında olan kimseler, kişilik olgunlaşması açısından oldukça ilkel, çocuksu, hayalle gerçeği, kendi arzularıyla dış dünyanın taleplerini ayıramayan, dürtülerini denetleyemeyen yapıdadırlar. Seçilmişlik hisleri, Mehdilik iddiasında bulunabilecek kadar öne çıkmış insanlarda genellikle çok hasarlı bir kişilik yapısı vardır. Çoğu zaman bu hasarlı kişilik yapısı, birçok başka karakter problemini örneğin psikopatlığı da barındırır. Böyle durumlarda başkalarının çekeceği acı, bu vicdansızlar için hiç önemli olmadığından topluma verecekleri zararlar da misliyle artar. Psikopatlık ihtimalini bir yere not edelim ama Mehdilik iddiasında bulunan kişilerin, kişilik tipi açısından daha ziyade narsistik ve paranoid özellik gösterdiklerini de belirtelim. Şimdi sırasıyla narsistik ve paranoid kişilik özelliklerini ele alacağız.

Narsistik kişiler, kendilerine olan saygılarını ancak başka insanlardan onay alarak sürdürebilen bir kişilik organizasyonuna sahiptirler. Günümüzde bu kişilikteki insanlardan o kadar çok vardır ki; zamanımıza “narsisizm çağı”, insanımıza “ ben nesli” denmiştir.

Narsist kişinin başkalarının onayı olmadan hayatını idame ettirebilmesi mümkün değildir. İçleri adeta boş bir vakum gibidir; iç-dünyalarına dönük bir bakışları, kendileri hakkında eleştirel bir kavrayışları yoktur. Psikolojileri, ideallerini belirleyebildikleri bir ilkeler bütününü oluşturmaktan yoksundur. Bu nedenle sağlam, kendine özgü bir karaktere, kimliğe sahip olmak yerine güzellik, ün, alkış, zenginlik, itibar gibi dışarıdan görülebilir nitelikler peşindedirler. Görünüş gerçekliğin, imaj özün yerini almıştır. Jung’un “persona” dediği kişiliğimizin dünyaya gösterilen yanı, hakiki varlığımızdan daha önemli ve daha güvenilir bir hale gelmiştir.

Tüm narsistlerin ortak yönü, içsel bir yetersizlik, utanç, zayıflık ve aşağı olma duygusu ve/veya korkusudur. Ancak onların bu zavallı halleri dışarıdan bakanlar için hemen görülemez, daha doğrusu onların kişilik organizasyonu bu içsel gerçekliği örterek dışarıya göstermemek için yapılanmıştır. O kadar şan, şöhret, başarı peşinde koşmaları bu nedenledir. Öyle ki ekonomik, sosyal, siyasi, askeri, mesleki alanlarda başarılı olan narsistleri, toplum çok beğenebilir, örnek almaya çalışabilir. Bilmezler ki narsistlerin başarıları büyük bir içsel bedel karşılığında olmaktadır. Ve onlar amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırken kime, ne kadar zarar verdiklerini hiç ama hiç önemsemezler. Onlar için amaca giden yolda her şey mubahtır.

Narsistik kişilik örgütlenmesi olanlarda utancın yanı sıra bir diğer temel duygu, hasettir. Çaresizliği, çirkinliği, güçsüzlüğü görülecek ve utancından yerin dibine geçecek diye korkan narsist, başkalarının sahip olduğu hiçbir şeyi beğenmez, herkesi küçümser, acımasız biçimde eleştirir ve karşısındakini tahrik etmeye yönelir.

Kendine çakılı olan ve sürekli olarak başkalarından onay ve alkış bekleyen narsistin en acınacak yanı, sevme kapasitesinin yeterince gelişmeden kalmasıdır. Başkalarına duydukları ihtiyaç çok derin, sevgileri ise çok sığdır. İç dünyalarında sürekli bir inkar mekanizması işlediğinden pişmanlık ve şükran gibi insani hasletler onların semtlerine uğramamıştır. Sıradan kimselerin sayesinde beşerlikten insanlığa yükseldikleri içten özür dileme ve teşekkür etme davranışlarını onlardan hiçbir zaman göremezsiniz.

Paranoid kişiliklere gelince… Bu kişilik yapısına sahip olanların temel özellikleri; şüphecilik, mizahtan yoksunluk ve büyüklenmeciliktir. Tüm ruhsal enerjilerini, sezme gücüne yatırdıklarından zaman zaman bazı gözlemlerinde doğruluk payı bulunması, onları paranoid olmaktan çıkarmaz.

Paranoidlerin iç dünyaları, öfke, alınganlık, kin gibi düşmanca duygularla ve onların ürettiği korkularla boğuşur durur. En büyüklenmeci paranoid kişi bile başkalarının ona zarar verebileceği hissini yaşar ve tüm kişiler arası ilişkilerini aşırı bir ihtiyatla takip eder.

Utanç, narsistlerde olduğu gibi paranoidler için de büyük tehlikedir; farklı olan, utanca neden olacağını düşündükleri zayıflıkları görülmesin diye başvurdukları mekanizmalardır. Narsistlerin en kibirli olanları bile, belli açılardan bilinç düzeyinde utanç duygularına maruz kalırlar ve bu belli olmasın diye diğer kişileri etkilemeye çalışırlar. Paranoid kişiler ise kendi iç gerçekliklerini tamamen reddederler ve olumsuz özelliklerini başka insanlara yansıtırlar. Onlarda utanmadan zerre miskal eser bulunmaz. Paranoidlerin enerjileri, kendilerini utandırmaya, aşağılamaya niyetli olarak gördükleri kimselerin çabalarını boşa çıkarmaya harcanır. Narsistler, başkalarının onlardaki yetersizlikleri göreceklerinden endişelenirlerken, paranoidlerin korkuları başkalarının onlara yapacakları kötülüklere odaklanır.

Utancın yanı sıra paranoidlerde görülen bir diğer temel duygu suçluluktur. Paranoid kişilerin büyüklenmeci hisleri (megalomani), onların aynı zamanda dayanılmaz suçluluk duygularına kapılmalarına neden olur. “Ben bu kadar güçlüysem, o zaman çevremde hatta dünyada yaşanılan, her türlü korkunç olay da benim hatamdan kaynaklanıyor.” diye düşünürler. Onların bu ikircimli kişilik özellikleri arasında kendilerine saygılarını arttırmak için bulabildikleri yegane yol, otoritelere ve belli bir nüfusa sahip kimselere karşı kendi güçlerini bir biçimde göstermeye çalışmaktır. Haklı çıkma ve zafer kazanma hissiyatı, paranoidlere geçici de olsa bir rahatlama, güvenlik ve ahlaken doğru yolda oldukları hissini sağlar.

Kanaatimize göre bugünün dünyasında Mehdilik iddiasında bulunanlar, anlatmaya çalıştığımız narsistik ve paranoid kişilik özellikleriyle donatılmışlardır. Ve günümüz toplumunun değer(sizlik)leri ve bunların edinildiği çocuk yetiştirme pratikleri ve aile sistemindeki çözülmeler, olumsuz aile ortamları, her gün bu tipleri haiz yüzlerce insan üretir.

Alfred Adler, yetişkinliklerinde toplumsallıkla sorumluluklarını yerine getirmede sorunla karşılaşacak çocukları üç gruba ayırır: Yetersiz organlarla dünyaya gelen, bebeklik döneminde çeşitli hastalıklar geçiren, değişik nedenlerle güçsüz kalanlar birinci gruptur. İkinci grup, şımartılmış, istekleri çevresi tarafından kanun gözüyle bakılan çocuklardır. Üçüncü grubu ise, sevginin ve toplumsallığın ne olduğunu öğrenme fırsatı bulamamış, dünyayı düşman olarak gören ihmal edilmiş çocuklar oluşturur.

Tıbbi teknolojilerdeki ve hijyenik koşullardaki iyileşmeyle birlikte belki yalnızca fiziksel sağlık bakımından daha iyi çocuklara sahip olduğumuz söylenebilir. (Ki dünyamızın zengin ve yoksul kesimlerini, bu kesimler arasındaki farkın giderek arttığını göz önünde bulundurduğumuzda bunu da söyleyemeyiz ya, haydi neyse!) Peki, tüketim toplumun isteklerini karşılamayı ibadet haline getirdiği ikinci grubu ve kendilerinden başka kimseyi sevmeyen üçüncü grup çocukları azaltabildik mi? Hayır yapamadık, tam tersine gün geçtikçe daha da artıyor onlar. Mehdilik iddiasında bulunanlar, olumsuz bir aile yaşantısından, özellikle alayın ve eleştirinin aile ilişkilerine hakim olduğu veya bir çocuğun günah keçisi yapıldığı, aşırı hırpalayıcı ortamlarından geliyorlar. Bu özelliklere sahip aileler de, buralarda yetişen çocuklar da arttığına göre, Mehdilik iddialarında bulanan kişiler de artacak demektir. Hazırlanalım.

Bu makale 15,130 kez okundu.



ABD'de okula silahlı saldırı!
Gaziantep'te silahlı kavga: 2 ölü, 2 yaralı
'Yıldırım' talimat! F.Bahçe'den 2 flaş hamle
Galatasaray başkanını seçiyor!
Kurtulmuş: Türkiye artık erteleyemez
Ebola'yı yenen hemşire Obama'yla görüştü
Doping şoku! Madalyası geri alınacak!
Erdoğan Estonya'dan ayrıldı
Kobani eylemlerine 5 tutuklama
ÖSO'nun Kobani'ye gitmesini destekleriz
F.Bahçe taraftarı G.Saray'da baklava dağıttı
Kasımpaşa'nın Konya keyfi!
Putin: ABD bindiği dalı kesti!
Semih'ten Prandelli ve Burak'a gönderme
İsrail askeri Filistinli genci öldürdü!
Belediye Başkanı paniğe karşı metroya bindi
'Yaka paça dışarı atılan kızım aklıma geldi'
Kadın mahkum hastaneden firar etti
Ebola için ilk deneme Aralık'ta
ABD'den IŞİD'e 18 hava saldırısı!
Karabük, Akhisar'ı 90+2'de yıktı!
Somalı madencilerin ücretleri hesabına yatırıldı
Kılıçdaroğlu siyasi çıkarları uğruna karalama yapıyor
Peşmerge: Tek gidiş yolumuz Türkiye
İranlı komutandan Türkiye'ye suçlama
Galatasaray'da flaş ayrılık iddiası!
Erdoğan Estonya Parlamentosu'nu ziyaret etti
ABD: İddiaları çok ciddiye alıyoruz!
10 kişilik toplu intihar girşimi
Bir büyük proje daha hayata geçiyor!
Çin'den ebola salgınına karşı 82 milyon $
Memet Ali Alabora bakın nerede ortaya çıktı!
İki ülkeye daha 'Sarı toz' gönderildi
Trabzon'dan Mersin'e sert cevap!
Mısır'daki bombalı saldırıda 26 asker öldü
O AB ülkesi de Filistin'i tanıyor
Prandelli'den flaş açıklama! Bu kez...
Hakkari'de 1 terörist teslim oldu
Saatleri siz değil, telefonunuz kendi geri alsın!
Ünal Aysal hakkında bomba iddia!
IŞİD yüzünden 90 yıllık adını değiştirdi
Sağlık Bakanlığı'ndan 'sarı toz' açıklaması!
İstanbul Valiliği'nden toz açıklaması
TSK: Askere ateş açıldı
Şampiyonlar Ligi'nde şike depremi
ÖSO ile Esed güçleri çatıştı: 17 ölü
25 milyon çocuğa aşı yapılacak
Ümit Özat'a kadın yardımcı hoca
Balıkçıların ağına öyle bir cisim takıldı ki...
Polise uzun namlulu silahla ateş açıldı
Şehzade Mustafa nasıl öldürüldü?
İspanya-Fas sınırında göçmen gerginliği
Ankara'da polise ateş açıldı!
Merkez Bankası Davutoğlu'na brifing verecek
İstanbullular dikkat! Saatte 100 km'yi bulacak...
Steve Jobs’u kim oynayacak?
Mısır'da bombalı saldırı: 13 asker öldü
Barcelona taraftarı Real'inkinden daha çok!
Fenerbahçe - Barcelona biletleti satışa çıkıyor
Mahkemeden flaş Uzan kararı
Baklavadan sonra yeni kriz!
İstanbul'da doluluk arttı konaklama ucuzladı
Dünya devi Türkiye’de ofis açacak
Twitter provokasyonunda Alman parmağı
Kobani'ye tek gidiş yolu Türkiye topraklarıdır
Bangladeş Cemaat-i İslâmî lideri öldü
Fransa Irak'ta IŞİD'i vurdu
İşte internete vergi koyan ilk ülke
İstanbul’da silahlı kavga: 3 ölü
İspanya-Fas sınırında göçmen gerginliği
iPhone 6'da şoke eden rakam!
Soros'tan korkutan uyarı
O AB ülkesi de Filistin'i tanıyor
Nene Hatun suya indirildi
Yola gerilen kablo can aldı
IŞİD'den akıl almaz oyun!
İspanya bu ölümü konuşuyor
Tarifeli uçak seferleri yeniden başlıyor
800 bin Ukraynalı yerinden oldu
Fenerbahçe'den Gençlerbirliği'ne tepki
İtalya ile AB arasında ipler gerildi!
UEFA'dan Fenerbahçe açıklaması
Mithat Halis: Cech Beşiktaş'a gelebilir
Fransa açıkladı: IŞİD'i vurduk!
Özel'in eleştirisine Ala'dan jet yanıt
İspanya bu ölümü konuşuyor
Edirne'de 84 kaçak yakalandı
Galatasaray-Kasımpaşa maçı biletleri satışa sunuldu
'Galatasaray’ı yenmek için oynayacağız'
Antalya'da hortum seralara zarar verdi
Tunus'ta kanlı baskın!
Dünyada bir ilk Türkiye’de gerçekleştirildi
CHP'de görev değişimi
Halı sahada şok eden ölüm
Molotofkokteyli atan bir kişi tutuklandı
Cuma namazına gidenlere foseptik suyu sıktılar
Olaylı maçın faturası kesildi!
Müslüman Rohingyalar Arakan'dan kaçıyor
IŞİD bir köyün kontrolünü ele geçirdi
Karadeniz'de hamsi bereketi