-
  SON HABERLER
Dr. Kadir İnal
Dr. Kadir İnal
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Bedava Sağlık Hizmeti Olur mu?

Binlerce yıl boyunca sağlık hizmeti hasta ile hekim arasında başlayan ve biten sade bir ilişkiden ibaret idi. Elinde çantası, çantasında bir steteskobu veya hunisi, refleks çekici ile birkaç pansuman malzemesi bulunan bir hekim bulunduğu bölgenin tüm sağlık hizmetini tek başına yürütebiliyordu. Bu hizmetin topluma hiçbir maliyeti de yoktu

Teknolojinin tıpta yoğun kullanıma girmesi ile birlikte sağlık hizmeti sade bir ilişki olmaktan çıkıp oldukça komplike bir ilişkiler ağına dönüştü. Bir ucunda her zamanki gibi hasta yer alırken diğer ucundaki hekimin yerine binlerce personeli ile hizmet üreten koca hastaneler ve hastanelerin ihtiyaç duyduğu cihazları, sarf malzemelerini ve ilaçları üreten dev karteller ile binlerce ticari müessese geçti. Bunun sonucunda sağlık sektörü çok ciddi ekonomik potansiyeli olan dev bir sektöre dönüştü.

Bugünkü koşullarda küçük ölçekli, 25-30 yataklı bir semt hastanesinin 3-4 milyon dolar, orta ölçekli bir hastanenin 25-30 milyon dolar, tam teşekküllü bir hastanenin 1-1,5 milyar dolar tutan kuruluş maliyeti vardır. Aynı şekilde küçük ölçekli bir semt hastanesinin, yüzlerce personelinin maaş ve sigorta prim ödemeleri, sarf malzemesi ve ilaç giderleri, bakım, onarım ve yemek giderleri, elektrik, su, yakıt giderleri gibi harcamaları aylık 500-600 bin YTL (500-600 milyar TL)'yi bulmaktadır.Tam teşekküllü bir hastanede ise bu değerler onlarca milyon YTL'ye ulaşmaktadır. Şu ana kadar bahsedilen maliyetler hastane basamağına kadarki maliyetlerdir ve reçete edilen ilaç maliyetlerini içermez. Sadece SSK'nın 2005 yılı ilaç giderinin 3.6 Milyar YTL ( 3.6 Katrilyon TL) olduğunu ifade edersem sağlığın ne denli yüksek maliyetleri olan bir sektör olduğu daha iyi anlaşılabilir. Nitekim günümüz dünyasında sağlık harcamaları bütçelerin en önemli gider kalemlerinin başında yer almaktadır.

Bir ülkede sağlık hizmeti ister özel sektör tarafından verilsin, ister devlet. İlaç ödemeleri ister vatandaşın cebinden yapılsın, ister sigorta kurumlarından.Sonuçta bu hizmetin faturası o toplum tarafından ödenecektir. Bu bedelin vatandaşın cebinden ilaç bedeli, muayene bedeli, ameliyat bedeli adı altında direkt çıkması ile devlet tarafından ödenmesi arasında sadece görünüşte fark vardır. Çünkü devlet de vatandaştan topladığı vergiler ve sigorta primleri ile ödemesini yapacaktır.

Buraya kadar doğal olmayan bir şey yok. Herşeyin olduğu gibi sağlığın da bir maliyeti vardır ve bu maliyeti oluşturan kalemler; kullanılan araç, gereç, ilaçlar ve insan emeğidir. Toplumlar yaşamları için gerekli bedelleri kendi koşullarında bir şekilde öderler. Doğal olmayan, hatta vahşice olan ise Kapitalizmin bu maliyetlere getirdiği ciddi yüktür.

Sağlık maliyetleri içinde en önemli kalem ilaçtır. İlaç üretimi, çok kalifiye insan emeğine ihtiyaç duyan, ciddi alt yapı yatırımı gerektiren, yoğun araştırma giderleri olan, çok güçlü bilgi ve sermaye birikimine ihtiyaç duyan bir iştir. Binlerce insana yatırım yapılır ancak birkaçından yaratıcı fikirler çıkar. Binlerce ürün geliştirilmeye çalışılır ancak bir ikisinden olumlu netice alınır.Dolayısıyla doğası gereği güçlü sermayesi olan şirket veya devletlerin işidir. Günümüz dünyasında ilaç sektörü kapitalizmin can damarlarından biri durumundadır ve ilaç firmaları da uluslararası finans kapitalin çöreklendiği alanların başında gelmektedir.

Herbiri birkaç orta ölçekli devlet bütçesinin toplamından daha fazla bütçesi olan dev karteller kendilerine rakip olabilecek her alternatifi çeşitli şekillerde engellemektedir. Bu anlamda neredeyse başka hiçbir sektörde bulunmayan uluslar arası-devletler üstü patent yasaları ile kendilerini ve işlerini garanti altına almışlardır.Herhangi bir kişi veya kuruluş aynı ilacı keşfetse de üretme veya satma hakkı yoktur. Ancak yıllar geçip ürün artık yan etkileri nedeniyle gözden düşünce veya alternatif, daha etkili ürünler geliştirdiklerinde patent yasasının koruması kalkar ve küçük ölçekli yerel üreticilere demode olmuş bu ilacı üretme hakkı tanırlar. Bu aşamada bu ilaç zaten ticari değeri kalmamış, tabiri caizse ayağa düşmüş bir ilaçtır ve birçok yerel üretici tarafından üretildiği için fiyatı yerlerde sürünmektedir.Yine bu karteller küçük ve orta ölçekli AR-GE kuruluşlarının geliştirdiği hemen tüm ilaçların patent haklarını satın alırlar. Sektöre yeni firma girişini çeşitli şekillerde engellerler. Sonra bire mal ettiklerini bine satarlar. Bunun adı da serbest piyasa ekonomisi olur.

Tıbbi cihazlarda da durum bu kadar vahim olmasa da benzerdir. Patent yasalarının koruması bulunmayan bu alanda kapitalizmin genel kuralı olan ''parası olan düdüğü çalar'' kuralı işlemektedir. Yola erken çıkmış olmanın, çok güçlü sermaye sahibi olmanın avantajını elinde bulunduran ve teknolojide mesafe kat etmiş bulunan dünya devi kartellerin tekelinde bulunan cihazlar, maliyetlerinin çok ötesinde fiyatlarla dünya pazarında satılmaktadır.

Neticede tüm dünya ülkelerinin kaynaklarının çok önemli bir kısmı bu yollarla belli ellere akmakta, güç dengesizliğini hergün daha da arttırarak insanlığı bir uçuruma doğru sürüklemektedir. Devletler ölçeğinde kaliteli ve düşük maliyetli sağlık hizmetini vermenin yolları mutlaka aranmalıdır ancak, sorunun gerçek sebebi olan maliyet-satış orantısızlığı temelinde üretim ve satış yapılan bu alanlara yönelik bir çözüm getirilemediği sürece palyatif arayışların ötesine geçemeyecektir. Dünya kaynaklarını sömürerek zenginleşmiş belli sayıda ülke bu pahalı hizmetin bedelini ödeyerek insanlarına sağlıklı yaşama imkanı sunabilecek, çoğunluk ülkeler ise sağlık sorunu ile boğuşmaya devam edecektir.
Özetle bu sorun bir insanlık sorunu olup insanlık vicdanı dışında bir güçle çözümü bugün itibarı ile mümkün gözükmemektedir.

Bir önceki makalemde :'' Bazı şeyler vardır; asla bir araya konmaması, hatta yaklaştırılmaması gereken: Ateşle barut gibi. Sağlık ile para işte bu türden iki değerdir. Bir arada asla olamayacak, asla aynı yastığa baş koyamayacak iki değer.'' demiştim.

Bu makalemde kapitalizmin sağlık sektörü üzerindeki tahribatın ekonomik boyutuna değinmeye çalıştım. Kapitalizmin diğer yıkıcı etkileri ile ülkemiz ölçeğinde sağlık hizmetinin sorunlarını bundan sonraki makalelerimde ele almaya devam edeceğim.

Sağlık dolu günler dileklerimle,

drkadirinal@yahoo.com

Bu makale toplam 1239 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2250, Satış 1.2370; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7460, Satış 1.7640
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi