- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Nuray Mert
Kuntar’dan kahraman yaratmak
Ortadoğu ile çok ilgilenmeyenlerin dikkatini çekmemiş olabilir, ama 16 Temmuz’da Lübnan (daha doğrusu Hizbullah) ile İsrail arasında çok önemli bir grup esir değişimi yapıldı. Aslında, esir değişimi denilen, 2006’daki çatışmada Hizbullah’ın eline geçen ve daha sonra öldüğü anlaşılan iki askerin cenazesine karşılık, yüzlerce cenaze ve bazı Lübnanlı mahkûmların Lübnan’a teslim edilmesiydi. Bu, Lübnan veya Hizbullah ile İsrail arasında ilk takas değil, ama bu takas İsrail’de çok tartışıldı, çünkü bu kez takas pazarlığında serbest kalanlardan biri, Samir Kuntar, İsrail için çok önemli bir isim. O nedenle bu takas, Hizbullah için büyük bir zafer olarak algılandı. Samir Kuntar, 17 yaşındayken, 22 Nisan 1979’da, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün bir üyesi olarak, karşılığında Filistinli mahkûmları kurtarmak üzere adam kaçırmak için İsrail’e operasyon düzenleyen dört kişiden biriydi. Botla denizden Nahariye kasabasına ulaşan grup, bir apartmana baskın düzenledi, bir polisi öldürdü, ardından bastıkları evden kaçırmaya çalıştıkları Dan Haran, dört yaşındaki kızını beraberine alınca, bu arada olay yerine gelen İsrailli askerlerle çıkan çatışmada öldüler. Dahası, Dan Haran’ın eşi, evde saklanırken, panik içinde iki yaşındaki kızının ağlamasını durdurmak için ağzını kapatmaya çalışırken çocuğun ölümüne neden oldu. Samir Kuntar’ın arkadaşları öldürüldü, kendisi yaralı yakalandı ve hapse atıldı. Kuntar, küçük kızın çatışmada öldüğünü, onu öldürenin kendisi olmadığını söylüyor ve Arap basını olayın bu anlatımını benimsiyor. Samir Kuntar ile 2004’te görüşmeye başlayan İsrailli gazeteci Chen Kotes-Bar’ın, Guardian’da yayımladığı röportajında (19 Temmuz 2008), Kuntar, küçük kızı öldürmediğini, çatışma kaosu içinde kızın çığlığını işittiğini ve gerisini hatırlamadığını söylüyor. Buna karşılık, İsrail tarafı, Kuntar’ın tüfeğinde küçük kızın beyin parçaları olduğuna dair patoloji raporu olduğunu ileri sürüyor ve Kuntar’ı küçük kız dahil bir dizi cinayetin faili olarak görüyor. Son esir değişimi ile serbest bırakılarak Lübnan’a teslim edilen Kuntar, o günden bu yana kahraman muamelesi görüyor. Bu durum, o günden bu yana, beni fazlasıyla rahatsız etti. Araya sıcak Türkiye gündemi girdiği için yazamadım, zaten ilgilisi az, yazılması zor bir konuydu. Salı günü Yeni Şafak gazetesinde, Kuntar ile yapılan röportajı okuyunca, bir şeyler yazmadan edemedim. Röportajı yapan, sevgili arkadaşım Sefer Turan’ın iyi niyetinden hiç kuşkum yok, ama velev ki, söz konusu küçük kız çıkan çatışmada ölmüş olsun, adam kaçırmak için İsrail sahilinde ev basıp adam öldüren, sonuçta iki küçük çocuğun ölümüne neden olan birinin bir özgürlük kahramanı olarak algılanması benim anlayabileceğim bir şey değil. İsrail-Filistin çatışması, her iki taraf için de böyle trajedilerle dolu. İsrail devleti de, Filistinli birçok çocuğun ölümüyle sonuçlanan operasyonlardan vazgeçmiyor. Filistin meselesinin trajik tarihi ortada. Hepsi malum. Ama bu tür tarihsel çatışmaların en vahim sonucu, insanların insanlıklarını yitirmeleri, kendilerini hep haklı ve karşı tarafa her şeyi reva görmeleri oluyor. Ben, İsrail-Filistin meselesine ne kadar Filistin tarafından bakmayı hakkaniyetli bulursak bulalım, insani ölçüleri sonuna kadar korumaktan yanayım. Bu açıdan baktığımda, Kuntar’ı bir direniş kahramanı olarak göremiyorum. Diğer taraftan, Lübnan’da mevcut statüko çerçevesinde, İsrail’e karşı direniş liderliği şimdi Hizbullah’ın eline geçmiş vaziyette. Dolayısıyla, Kuntar’ı kurtarmak ve zafere dönüştürmek Hizbullah’a düştü. Ancak, kendisi Dürzi olan Kuntar, İsrail eylemini gerçekleştirdiğinde Lübnan’ın siyaset sahnesi bambaşkaydı. Dürizlerin lideri Kemal Canbolat (daha sonra oğlu Velid Canbolat) Filistin Kurtuluş Örgütleri ile birlikte, İsrail’e ve Lübnan’da karşı cephedeki Falanjist Marunilerle savaşıyordu. O günden bugüne Lübnan’da saflar değişti. 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgali ile Filistinliler Lübnan’dan çıkarıldılar. İsrail’e karşı direniş liderliği, önce Emel sonra Hizbullah olmak üzere Şii örgütlere geçti. En garibi, Dürzilerin çoğu Velid Canbolat liderliğinde, eskiden savaştıkları Falanjistlerle aynı siyasi ittifak içine girdiler. Şimdi, Başbakan Sinyora’nın ve Hariri’nin oğlunun liderliğindeki Sünnilerin başı çektiği bu koalisyon, Hizbullah’ın liderliğindeki cephe karşısında, ABD ve İsrail tarafından destekleniyor. Bu koşullar altında, adeta tarih tünelinden çıkıp gelen Kuntar, kendini ister istemez Hizbullah tarafında buldu. Ancak, beni en çok şaşırtan, içine düştüğü siyasi gariplik değil, hiçbir röportajında, iki küçük kızın ölümüne neden olmuş bir adamın nedametinin izi olmaması. Daha kötüsü, konu Filistin direnişi olunca kimsenin ondan nedamet beklememesi. RADİKALBu makale toplam 531 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||