-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Murat Yetkin
Murat Yetkin
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Fransa’nın tuzu neden kuru?

Fransa’nın yeni güvenlik stratejisinin açıklandığı Beyaz Kitap’ı hazırlayan komisyonun iki üyesi geçtiğimiz hafta Türkiye’deydi. Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Bernard Emiè, bu iki deneyimli uzmanı, bir grup gazeteci ve düşünce kuruluşu üyesiyle kahvaltılı bir toplantıda bir araya getirdi.

Daha önce Fransa’nın NATO Daimi Temsilciliği’ni yürütmüş, halen Milli Denetim Bürosu Baş Danışmanı olan Benoît d’Aboville ve Fransa Stratejik Araştırmalar Vakfı üyesi Bruno Tertrais bizlere yeni Fransız dış ve güvenlik politikasının esaslarını anlattı.

Fransa’nın 1972 ve 1994’ten sonra hazırladığı bu üçüncü Beyaz Kitap, yani üçüncü dış ve güvenlik politikası revizyonuna kalkışmalarının üç gerekçesi varmış: Öncelikle yeni Başkan Nicolas Sarkozy, mevcut siyasetin çağın gereklerinin gerisinde kaldığına inanarak yenilenme istemiş. Bunda, ikincisi, 11 Eylül 2001 saldırısı sonrasında dünyada oluşan yeni duruma ayak uydurma kaygısı rol oynamış. Üçüncüsü, Fransızlar AB ve NATO’nun daha yakın ve uyumlu çalışmasını istiyorlar. Bunun, özellikle savunma harcamalarının düşürülmesi açısından da iyi olacağını düşünüyorlar.

Türkiye Fransa’ya engel mi?

Bu noktada kahvaltı masasında yaşanan bir tartışmayı aktarmam gerek. Konu NATO-AB uyumu ve ortak askeri operasyonlara gelince, ister istemez Türkiye’nin Kıbrıs nedeniyle bazı süreçleri engellemesi de konuşulmaya başladı. Kısa sürede anlaşıldı, bizdeki bazı politikacı ve diplomasi uzmanlarının ‘Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönmesini veto edelim, AB referandum kararının bedelini ödetelim’ yaklaşımı Fransızları pek etkilemiyor. “Biz zaten içindeyiz” diyorlar; “Halen NATO’nun askeri operasyonlarında görevli 40 bin askerin onda birini Fransa veriyor (Türkiye’nin yaklaşık 1500). NATO’ya en fazla bütçe sağlayan ilk üç ülke arasındayız. NATO’nun askeri komitesindeki bazı alanlarda olmamamız, bizi fazla etkilemiyor, yalnızca NATO’daki bürokrasiye katkımız az, bundan pek

şikâyetçi değiliz, daha az para gidiyor.”

Anlaşılıyor ki, bizdeki bazı siyaset ve diplomasi erbabı, Don Kişot’un hayalinde değirmenleri düşman devler gibi görmesi gibi gölge boksu yapıyorlar.

Yine de Fransa, savunma açısından da Türkiye’yi önemli işbirliği tarafı olarak görüyor; hem coğrafyası, hem nüfusu, hem de ‘dünyadaki sayılı esnek ve hareketli askeri güçlerinden birine sahip olması’ bakımlarından.

ABD, Rusya, enerji

Peki yeni Fransız stratejisinin hedefleri ne? Üç başlık altında özetlemek mümkün: 1- El Kaide’nin 11 Eylül 2001 saldırısı ardından küreselleşen asimetrik tehdide, sürpriz terörist saldırılarla başa çıkabilecek yeteneklere sahip olmak, 2- Fransız toplumunun bu saldırılara karşı dayanma gücünü artırıcı yeteneklere sahip olmak (bunda Sarkozy’nin daha önceki görevinin İçişleri Bakanlığı olmasının payı var), 3- “Dakar’dan Peşaver’e” uzanan bir coğrafyada Fransa’nın işbirliği imkânlarını artırmak. Bu Dakar-Peşaver bölümünün ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ile kıyaslanması Fransızları sinirlendiriyor. “Onlar demokrasi ithal etmek istiyorlardı” savunmasına giriyorlar.

Şimdi başlıktaki soruya dönersek, önce ABD ve Rusya başta olmak üzere pek çok ülkenin güvenlik ihtiyaçlarını enerji ihtiyaçlarına göre gözden geçirdiği günümüz dünyasında, enerji güvenliği Fransız savunma stratejisinin de odağında mı diye sormak gerekiyor.

Sorunca, Fransızlar dudak büküyor, “Hayır” diyorlar; “Enerji önümüzdeki süreçte Avrupa açısından Rusya, İran ve Kuzey Afrika’ya bağımlılık sorunları getirecek. Biz de bu çalışmalara katılıyoruz.Ama bu Fransa için ciddi bir sorun değil.”

Neden mi tuzu kuru Fransızların, dünyayı meşgul eden enerji-güvenlik dengesinde? Büyükelçi d’Aboville ‘Nasıl anlamazsınız’ ifadesiyle yüzümüze bakarak yanıtlıyor: “Fransa’nın enerji ihtiyacının yüzde 70’i nükleer enerjiden üretiliyor. Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirdik, petrol ve gaza bağımlı değiliz.”

Daha fazla sinirinizi bozmadan bir ayrıntı daha vereyim. Elektrik enerjisindeki nükleer oranında dünya lideri olan Fransa’nın su arıtma (Paris, kendi kanalizasyon suyunu dahi arıtıp değerlendiriyor) ve diğer çevreci teknolojilerde de dünya lideri olması rastlantı mı?

radikal
Bu makale toplam 276 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2300, Satış 1.2430; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7520, Satış 1.7700
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi