-
  SON HABERLER
Murat Belge
Murat Belge
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Savaşın çeşitleri ve davaları

Her şeyin merkezindeki tarihî çatışma, “laik/Müslüman” ya da “elit/ayak takımı” ya da “demokrat/otoriter”, daha çok medya düzeyinde bir “boks maçı” karakterinde, kamuoyunun önünde cereyan ediyor. Medya ve kamuoyunu bu biçimde tutmuş durumda, çünkü böyle olmasa bir “iç savaş”a dönüşebilirdi. Onun için, şimdilik, kılıç yerine kalem çekiliyor. Ama çatışmanın bu şiddetinden ötürü, medya düzeyindeki bu “tartışma”, bildiğimiz (aslında bu ülkede pek bilmediğimiz) bir tartışma olamıyor, kıran kırana bir atışmaya dönüşüyor. Burada bir taraf, herhangi bir “etik” kaygıya kapılmadan, eline geçen her şeyi karşı tarafı kahredecek bir silah olarak kullanmaya karar vermiş.

Clausewitz, savaşı, “savaş, siyasal ilişkilerin başka araçların eklenmesiyle sürdürülmesinden başka bir şey değildir” sözleriyle tanımlamıştı. Şu bizim “medya kavga”mız, sanırım bunun bir adım öncesi. Bir yandan çatışma yürüyor, bir gün falancalar tutuklanıyor ya da Anayasa Mahkemesi toplanıyor, ertesi gün birileri Konsolosluğa saldırıyor vb. Ama bütün bu olayların ne olduğu, ne anlama geldiği, nasıl değerlendirilmesi gerektiği, medyada tartışılıyor. Bunun için, diyorum ki, tartışma burada bir sonuca bağlanamazsa, zaten çekilmiş duran silahlar devreye girebilir. Çünkü gene Clausewitz’in dediğine göre “nihaî hedef, düşmanın irademize zorunlu olarak teslim olmasıdır”.

Şimdi bu kavgada, sözgelişi, “367 oy elbette ki gerekir” diye haykıran, aynı zamanda, “Günlükleri Amiral’in oğluna yazdırdılar” diye de bağırmaktan geri durmuyor ve böylece, dünkü yazımda anlattığım gibi, gerçeklikle ilgisi olmayan bir karabasanlar dünyasına battıkça batıyor. Ama gene dün söylediğim gibi, aslında içinde bulunmayı seçtiği cephenin genel ideolojisi ne? Bunun, yarı-sıcak kavgadan ötürü böyle “abuk”laşmamış bir özü var mı?

Bu ideolojinin “Kemalizm” olduğu genel kabul görüyor –özellikle savunanları tarafından. Böyle olduğu kanısında değilim, ama bu çok çetrefil bir konu (kendisinden çok tarafların akıldışı eğilimlerinden dolayı). Türkiye’de bir görüşün doğru olduğunu kanıtlamak için Atatürkçü düşünceye uygun olduğunu kanıtlamanız gerekir –tıpkı vaktiyle SSCB’de “Leninizm’e uygun” mührü aradığınız gibi. Benim tartıştığım, bu şimdiki ideolojinin, doğru olan Kemalizm’den sapmış ve bunun için yanlış bir ideoloji olması değil. Kemalizm benim için üç “moment”ten oluşur: 1) Milliyetçilik, 2) Batıcılık, 3) Pragmatizm. Bunları ileride, ayrıca tartışırız. Ancak, şu anda geçerli olan kavgada bir tarafın “Atatürkçülük” diye ileri sürdüğü şeyin bu üçüyle de ilgisi yok.

“Milliyetçilikle de mi yok?” diyebilirsiniz. Ama milliyetçiliğin de birçok yorumu ve daha önemlisi, uygulama biçimi, siyasî stratejisi olabilir. Hrant Dink’i, Santoro’yu öldürmekle kahraman olunduğuna inanılan bir milliyetçilik midir, Mustafa Kemal’inki?

Aslında “Batıcılık” aradan çıkınca –ki çıktı- her şey değişiyor. Batı’yı düşman ilân etmiş bir milliyetçilikle Mustafa Kemal’in baştan sona Batıcı milliyetçiliği nasıl aynı şey olabilir.

Ama bunlardan önce vurgulamak istediğim şey şu: kendini Kemalizm olarak lanse eden bu ideoloji, aslında sadece “militer-otoriter” bir devlet ve yönetim anlayışından ibaret bir şeydir. Belki bir “ideoloji” bile değil, bir “teamül”dür, ama topluma bir “dünya görüşü” sunma iddiasını da elden bırakmaz.

Daha ilk gününden yanlıştı ve kötüydü. Ama “kalp” para, insanlar neyin “kalp” olduğunu anlamazsa, “kalp” değildir. Uzun zaman bu ideoloji yaşadı, çünkü kendi pragmatik çıkarları için ona göz yumanlar vardı. Şimdi yok. Dünyada olmadığı gibi, dünyadan izole etmek için elimizden geleni yaptığımız “içerisi” de değişti. Burada da, “Bu para kalp. Geçmez” diyenler çoğalıyor. Zaten sorun burada.

Ama ideoloji, bu koşullarda, günden güne şizoid oluyor, yani içine kapanıyor ve bölünüyor, ve paranoyaklaşıyor, saldırgan da oluyor. Başörtüsünü yasaklıyoruz (bu, “Batıcılık” değilse ne?), ama AB’yi ve ABD’yi de lânetliyoruz (“çiyan” ve “sırtlan” kod adı veriyor, ülke yönetimini talep eden generaller!). Toplumun yüzde ellisinden fazlası düşman, hain veya sadece iflah olmaz salak. Çevremiz düşman dolu. Tek bir dost yok.

İşte, Ergenekon savunmacılarının dolayısıyla savunduğu genel ideoloji!

TARAF
Bu makale toplam 196 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1790, Satış 1.1890; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7380, Satış 1.7540
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi