- |
|
|||||||||||
![]() Adnan Faruk
İkiyüzlüler ve Demokrasi!
İkiyüzlülük; “ikiyüzlü olma durumu”, yani “özü sözü bir olmama durumu”, “dürüst olmama”, “bildiğinden, inandığından ve olduğundan başka türlü görünme veya göstermeye çalışma” ve “aldatmaya çalışma” olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte ikiyüzlülük, kişinin yalnızca başkalarına karşı dürüst olmamasını değil, aynı zamanda kişinin kendisine karşı dürüst olmamasını da kapsayacak biçimde tanımlanmaktadır. Aslında dürüstlüğün karşıtı olan ikiyüzlülük hastalıklı bir ruh halinin ifadesidir. Bireylerin birbirlerine karşı gündelik yaşamda sergiledikleri samimiyetsizlikleri ve ikiyüzlülükleri bir kenara bırakıp, toplumsal yapıya etki eden demokratik tutumlar konusundaki ikiyüzlülükleri konuşmak daha bir önem taşımaktadır. Ülkemizdeki egemen devlet geleneği ve devlete yüklenen anlam nedeniyle, “devletin” taraf olduğu sorunlara karşı sergilenen tutumlar, bireylerin ve kurumsal yapıların gizledikleri ikiyüzlülüklerinin ve samimiyetsizliklerinin açığa çıktığı alanları oluşturmaktadır. Çünkü bu tür durumlar, ikiyüzlülüğün ve samimiyetsizliğin gizlenemediği durumlardır. Bu nedenle, kim olursa olsun; bireylerin ve kurumsal yapıların demokratik tutumlarının samimi olup olmadığını test etmenin yegane yolu, bu tür süreçlerdeki tutumlarıdır. Mesela; demokratik bir ülkede siyasi partilerin kapatılmalarına karşı verilecek tepki, bireyi ve kurumları tanımak için önemli bir demokratik tutum olarak ortaya çıkmaktadır. Yani, insanların ve kurumların demokratik tutumlarının test edildiği bir alandır. Bununla birlikte; siyasetten “zararsız” veya “güçsüz” görülen siyasi partilerin kapatılma taleplerine ilişkin tepkiler ile siyasetten “zararlı” ve “güçlü” görülen partilere yönelik kapatma taleplerine ilişkin tepkilerdeki farklılık, ikiyüzlülüğünün netleştiği tepkiler olmaktadır. Mesela AK Partiye ilişkin kapatma talebi konusundaki tepkiler ve tutumlar, tarafların ikiyüzlülüğünü ortaya koyan net sonuçlar ele vermektedir. Kapatma talebine ilişkin düşünce açıklayan ve yazı yazan insanların bir kısmı, açık açık bu kapatma talebini uygun gördüklerini yazmışlardı. Bu durum, kendi anlayışları doğrultusunda, “tutarlı” bir tutumun ifadesini oluşturmaktadır. AK Partinin kapatılması konusunda, ikiyüzlülükleri ve samimiyetsizlikleri ortaya çıkanlar ise tepkilerini sürece göre belirlemeye çalışan kişilerdir. Medyaya yansıyan tutumların büyük bir kısmının bu tarz içinde olduğu görülmektedir. Kamuoyuna yansıyan samimiyetsiz ve ikiyüzlü tutumlar, kendini farklı aşamalarda farklı biçimlerde ortaya koymaktadır. Birinci aşama, davanın açıldığı süreçte sergilenen tutumdur. Bu süreçte; bir kısım eski veya yeni siyasetçi, medya temsilcileri, yazar, sendikacı ve işveren temsilcileri, sözbirliği etmişçesine; “Hukuka ve adalete güvenmek gerek…”, “Zaten suç unsuru yoksa mahkeme berat verir…”, “Yargılanmaktan neden korkuluyor ki?” gibi değerlendirmelerde bulunmuşlardı. Aslında bu tür görüş açıklamaların; ilgililerin demokratik tutumdan ne denli uzak olduklarını dışa vurmanın yanı sıra, davanın siyasi gerekçelerle açıldığını gizlemeye yönelik olduğu da biliniyordu. AK Partinin kapatılmasına ilişkin davanın açılma sürecinde; hukuktan, adalete ve yargıya güvenden bahsedenlerin ikiyüzlülüğünü ortaya koyan tutum ise karar sürecine yaklaştığımız bu günlerde kendini deşifre etmektedir. “Masum” ifadelerle topluma kabul ettirilmeye çalışılan siyasi bir davanın, hazırlık sürecindeki garabetler ortaya çıktıkça ve karar süreci yaklaştıkça, aynı isimler, konuyu farklı bir biçimde işlemeye başladılar. “Efendim, şimdi AK Parti kapatma davası red edilirse veya kapatma cezası çıkmaz ise Tayip Erdoğan’ı kim tutacak?” “Bu durumda Tayip Erdoğan bir diktatöre dönüşmez mi?” “AK Parti; dediğim dedik, astığım astık tutumların içine girmez mi?” “Bundan sonra Erdoğan Türkiye’nin Putini olursa onu kim, nasıl durduracak?” “Erdoğan kenara çekilsin, bir bilen olsun, yoksa yeni kurulacak parti de kapatılır…” Yukarıda bahsettiğimiz türden açıklamalar kamuoyuna yansımaktadır. Bazen gizli, bazen açık, bazen de halkın tepkileriymiş gibi sunulan bu düşüncelerin, hem mahkemeyi etkilemeye hem de toplumsal bilinçaltını yönlendirmeye yönelik olduğu açıktır. Bu çabanın içinde olanların, mahkemenin ne karar vereceği konusunda genel bir fikirleri var. Ancak işi riske edemedikleri için olsa gerek ki bahsettiğimiz ikinci tutumun içindedirler. İşte bu noktada; bu görüşlerin sahiplerinin şuan ki ifadeleri ile davanın açıldığı süreçteki ifadeleri alt alta konulduğunda, ilgili kişilerin demokrasi ve demokratik tutum konusunda sahip oldukları ikiyüzlülük ve samimiyetsizlik daha net bir biçimde görülebilecektir. Aslında bu kişilerin, devletin taraf olduğu tüm sorunlar konusunda benzer tutumlar içinde olduğunu görmek için kısa bir arşiv taraması yeterlidir. Hadi hep birlikte, kim olursa olsun, demokratik tutum ve toplumu yanıltma konusunda bizleri aldatan ikiyüzlüleri deşifre edelim. Ne dersiniz? Çünkü demokratik tutumda ikiyüzlülük olmaz, olmamalı… farukadnan@gmail.com Bu makale toplam 2857 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||