-
  SON HABERLER
Ekrem Eraslan
Ekrem Eraslan
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Akli karamsarlık mı, romantik iyimserlik mi?

Taraftarlık ruhu ve söylemi hayatımıza daha çok yerleşiyor. Olaylar ve kişiler karşısındaki tutumlarımız, bulunduğumuz tribünlerin amigolarının ezberlettiği slogan ve ritüellerle şekillenmekte ve dolayısıyla bir koro gibi aynı şeyleri tekrarlayıp durmaktayız. Taraftar grubumuzun sevdiklerini seviyor, nefret ettiklerinden nefret ediyoruz. Akli gerekçeler aramadan ve enerji harcamadan kolay olanı tercih ediyoruz. Çoğu zaman da hayatımızı yel değirmenlerine saldırmakla ya da saldıranların yanındaki şaşkın Sanço Panço olmakla geçiriyoruz.

Ülke meselelerine de yaklaşımımız aynı şekilde… Karşı duruş sergileyenlerin davranış kalıpları ve refleksleri, traji-komik birbirinin kötü bir kopyası olmaktan öteye geçememekte. Farkında olmadan birbirimizi tekrarlıyoruz. Sembol ve duyarlılıklar farklı olsa da mantalite aynı şekilde işlemekte ve aynı sonuca varmakta. Nihayetinde kendi cennetimizi karşımızdakilere cehennem kılma noktasında birleşmekteyiz.

Özeleştiri ve empati konusunda adım atma zahmetine katlanmayacak kadar kendimize güvendiğimizden (ya da mini bir tapınma içinde olduğumuzdan) bunu yapmayı deneyenleri elimize tutuşturulan metinlere bakarak, hemen ya hain yada satılmış –gerçek hain ve satılmışları saklanmasına zemin hazırlayarak- sıfatıyla kolayca aforoz –laiklik ve İslam adına- etmekteyiz. Tahammül halkalarımızın darlığı yakınımızdakilerin yanlışlarına karşı daha da sert ve dayanılmaz bir hal alıyor.

Ve bu sefer…

Bu kolaycılıkla, içinde bulunduğumuz karmaşıklıktan kolayca sıyrılma imkanımız yok. Aynı anda birçok şeyi birlikte yaşıyoruz. Her şey iç içe geçmiş olduğundan, istediğimiz gibi ayrıştırıp, tasnif edip bir kenara atma yada tutup bağrımıza basma imkanımız yok. Hal böyle olunca, kendi durduğumuz yere ve kendi içimize dönüp bakmak zorunda kalıyoruz. Ya kendimizle yüzleşeceğiz ya da farklı erdemlerle ambalajlanmaya çalışılan ve kazananı olmayacak bu saçma itiş kakışta birilerinin kurgusunun basit birer parçası olacağız.

Hep birlikte kaybediyoruz…

Yarım yamalak demokrasimizle beraber onu her on yılda bir süngüyle dürtükleyen Silahlı kuvvetlerde kan kaybediyor. Onlarca yıldır imtiyazlı olan patronlar kulübü ile birlikte onun son yirmi yılda rakibi olan Anadolu’nun orta ve küçük ölçekli sermaye sahipleri de her gün biraz daha geriye gidiyor. Anlayışı ve yaşayışı garip paradokslar içeren dindarlarımızla laikliği bir yaşam biçimine dönüştürmeye, yeni bir din ihdas etmeye çalışan seküler fanatizmin takipçileri de inandırıcılıklarını kaybediyorlar. Milli ve yerli olmak adına yarı despotik bir düzenin özlemini taşıyan ulusalcılarla birlikte özgürlükleri küresel denklemlerde arayanlarda aşınıyorlar. Adalet arama yanılsamasına kapılanlarla adalet dağıtmakla mükellef olup da ideoloji dayatanlar birlikte kayboluyorlar tarihin girift, tozlu yollarında.

Hep birlikte kaybediyoruz…

Dinimiz, dilimiz, rengimiz, mezhebimiz, yaşımız, statülerimiz ne olursa olsun…

Yarım yamalak özgürlüğümüzü, kör topal giden ekonomimizi, bir türlü kemale ermeyen demokrasimizi, örümcek ağı gibi de olsa ısrarla “bizim” dediğimiz devlet ve adalet mekanizmasını kaybediyoruz. Belki de en acısı, bütün bunlar olurken hepimiz aklımız tutulmuş bir şekilde araftaki kalabalıklar olma lüksümüzü de kaybettiğimizin farkında değiliz.

Her gün silahlı kuvvetlerin karargahlarından, konuşmalarından, görüşmelerinden, planlarından yeni bir haber internet ortamının dipsizliğine düşerken…

Toplumun yarısının desteğini almış bir partinin, seçimin üzerinden bir yıl geçmeden kapatılması ve başbakanın birkaç ay içinde mahkeme salonlarında el pençe duracağı bir yazgı gibi kabul edilmişken…

Milletin değerleriyle yoğrulmuş iradesi, devlet bürokrasisinin karanlık odaları ve kalın duvarları arasında makes bulamayıp kaybolurken…

Her gün yükselen enflasyon-faiz açmazında ekonomi hızla batağa doğru sürüklenirken…

Enerjide % 80 dışarıya bağımlıyken ve yaz ortasında elektrik kesintileri yıllar sonra yeniden yaşanacakken…

Milli takımın başarısı iyimser olmaya yeter mi?!

Ne dersiniz?

Bu makale toplam 692 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2250, Satış 1.2370; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7460, Satış 1.7640
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi