-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Mahir Kaynak
Mahir Kaynak
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Futbol üzerine

Meydanları dolduran bayrağımız ve birçok ülkenin vatandaşı olan yandaşlarımızın coşkusunun maçla sınırlı olmadığını düşündüm. Uğruna savaşılan kimlikler önemini kaybetmiş ve yeni bir kimlik tanımlamasının ilk adımları atılıyor gibiydi. Coşkunun sınırlarımızın dışına taşması, galibiyetin sadece dini ve etnik kimlikleriyle yakın saydığımızın insanlarda değil kendini ezik hisseden tüm insanlarda açık ya da kapalı bir sevinç yaratması maçın sadece bir araç olduğu ve başka bir duygunun ifade edilmek istendiğini düşündürüyordu. Eğer başarımız futbolda değil başka bir alanda da olsaydı mesela bilimsel, teknik ya da sanat alanında bir başarı yakalasaydık benzer bir tepki oluşabilirdi.

Bir yazarımızın Nobel ödülünü kazanmasının aynı çevrenin ilgisini bile çekmemesi hatta ülke içinde bile olumlu tepkilerin sınırlı olmasının anlamı bu ödülü kazanmanın kendilerini ifade etmediğini düşünmelerinden mi kaynaklanıyordu?

Bu iki tavrı yan yana koyup bunu bir batı karşıtlığı saymak mı gerekiyordu? Yoksa bu halkın geriliğinin ve sanata olan ilgisizliğinin bir sonucu muydu?

Vardığım sonuçlar şuydu: Tepki sadece futbol severlerle sınırlı kalmamış kitlesel hale gelmişti. Bu sadece karşı tarafa bir husumetin ifadesi değil bir arayışın simgesiydi. İnsanlar siyasi sınırlar, soy ve inanç beraberliğinin ötesinde bir birliktelik arıyordu. Yenilen Hırvatistan ne büyük bir gücü vardı ne de batıyı temsil ediyordu. Kaybeden taraf değil kazanan önemliydi ve bu taraf bir ümidin temsilcisiydi. Yani ne başka bir Türk asıllı ne de Müslüman bir ülke benzer bir zafer kazansaydı aynı coşkuyu göremezdik. Türkiye bir tarihin ve anlayışın uzantısıydı ve asıl kutsanan buydu.

Tüm inanç ve ideolojiler başlangıcında tüm insanlığa hitap ederler ve daha iyi bir yaşamı gerçekleştirmenin yolunu gösterdiklerini savunurlar. Ama zamanla bu inanç ya da ideoloji tüm insanların değil bir güç odağının silahı haline dönüşür ve insanlar artık onun içeriğinin ne ifade ettiğini merak bile etmezler. Mesela Müslümanlık, diğer dinler açısından, anlaşılması gereken bir düşünce değil husumetin bir simgesidir. Sosyalizm, soğuk savaş döneminde, taraftarlarını hatta inceleyenleri düşman haline getiren bir düşünce olarak algılanmıştır. Ülkemizde sosyalistler bir düşüncenin yandaşı olarak değil düşmanın ajanı sayılmışlardır. Kimse bir inanç ya da düşünceyi kendi hür iradesiyle benimseme ya da reddetme özgürlüğüne sahip olamamıştır. Düşünce bir ordunun üniformasından başka bir şey değildir.

Batı, tüm özendiğimiz ve benimsemeye çalıştığımız üstün değerlerine rağmen, son örneğini Irak’taki ABD askerlerinin sergilediği bir insan anlayışına sahiptir. Oysa Türkiye yakılıp yıkılan topraklarında hala insanı ön plana çıkaran, dininin bir farklılaşma ve düşmanlık sebebi olmadığı düşünce yapısının tohumlarını taşımaktadır. Biz ise ayrık otlarını ayıklamak yerine bu müstesna tohumun filizlerini koparıyoruz.

Bu makale toplam 1248 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1800, Satış 1.1900; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7350, Satış 1.7510
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi