- |
|
|||||||||||
![]() Güven Akıncı
Kastelli Öl(ebil)di...Ya Yeşil Holdingçiler?
Türk tefeciliğinin sembol ismi, bir dönemin popüler adamı Banker Kastelli namlı Abidin Cevher Özden hazin bir şekilde hayata veda etti. Neredeyse bir dönemi anlatmak için atasözü gibi belleklere kazınmış “yetmiş cente muhtaç olduğumuz günler”in hemen akabindeydi. Dönemin en tanınmış aktörleriyle çektirdiği reklam filmi, yayıncısı devlet olan tv kanalında gösterime girdiğinde büyük ses getirmiş, herkes bu Karadenizli para tüccarının yapmak istediğine kulak kesilmişti. Yüksek faiz vaadine kanan binlerce insanın para vermek için araya aracı koyduğu bir adam haline gelmişti Banker Kastelli. Gayri safi milli hasılanın üçte birini, o kısacık zaman kesitinde toplamış olduğunu sonraki yıllarda öğrenecektik. İhtimaldir ki, nakit sahipleri henüz İsviçre`ye para tranferini keşfetmemişti, zaten parayı döviz yapıp üstüne yatmanın da yasak olduğu yıllardı. Yok öyle borsa, hisse senedi, B tibi fon vs. gibi menkul kıymetler ortalama vatandaşın zihin dünyasında yer bulamayan yatırım araçlarıydı. Para dediğin şey cebinde bilemedin yastığının altında olmalıydı. Haa güvenilir birini bulmuş, ayda yüzde on yedi faizle vermişsin, o başkaydı. Yetmiş cente muhtaç günlerin ezikliğiyle devlet baba bir süre bu duruma seyirci kalmış, Kastelli yi ve onun gibileri palazlandırmış sonra da aldığı bir ani kararla iplerini çekmişti. Yıkımın artçısı iki bankayı da bereberinde götürmüştü ama olsundu, kim devlete güvenin üstünde bir güven tesis etmişse, ceremesine de katlanmalıydı. Devletle oyun olur muydu? Paraya adanmış bir ömrün mutlak hakikat olan ölüme sığınmış olması ne kadar da ironik değil mi? İntihar, ne acı! Kastelli`nin saltanatına darbe indirilmesinin onuncu sene-i devriyesine denk gelen tarihlerde çok benzer bir tür yapılanmalarda Konya bozkırlarında filizlenmeye başladı.. Özellikle dindar kesimin faize karşı mesafeli tutumundan faydalanan çoğu kötü niyetli kimseler(bugün geriye bakıldığında hemen hepsinin dolandırıcı olduğunu pekala söyleyebiliriz) başta yurtdışındaki Türk işçileri olmak üzere birçok insanın paralarını çarptılar. Devlet baba tıpkı on yıl öncesinde Kastelli`ye gözyumduğu gibi, bir süre İslami maske takmış bu nitelikli dolandırıcılara da göz yumdu. İç Anadolu bölgesini üs tutan bu tabela yapıları, para toplama konusunda tv reklamları tam boy gazete ilanları gibi pahalı reklam araçlarına da hayli cömert bütçeler tahsis etmişlerdi. Gün aşırı, yeni bir holding(!) adı duyan küçük yatırımcıar için görüntü şöyle idi: “ Yıllardır küçük tasarruflarımızı değerlendirecek bir yol arıyorduk. Faizle çalışan sisteme dahil olmakta istemiyorduk. Bu adamlar bize gelip küçük birikimlerimize talip olduklarında, onları Islami Tv kanalından ve başlıca gazetelerden duyuyorduk. Yanlış bişey yapacaklarına ihtimal vermedik, zira buluştuğumuz yer çoğunlukla camiler, referansları ise güvenilir(!) Tv kanalları ve gazetelerdi. Ayrıca toplumda saygı uyandırmış kimi simaları da beraberlerinde görüyorduk. Bizimle beraber kıbleye yönelip namaz kılan hatta kıldıran bu insanların sonradan sahtekarlar olarak karşımıza çıkacaklarını ne bilelim?” Yeşil holdingçilerin mağdur ettiği, sayıları hiçte azımsanmayacak bir kitle var. Bunların önemli bir kısmı Avrupa`da yaşıyor. Ayrıca Türkiye`de de mağdurlardan söz edebiliriz. Kandırılmış bir kitle. Faizden kaçarken, dolandırıcıya tutulmuş mütedeyyin bir kitle. Ne acıdır ki, kimse bu kitlenin sesini duymak istemiyor. Hemen her kesimden girişimcinin servetine servet kattığı son birkaç yılda, adına yeşil holdingçiler denilen ihanet şebekesi ısrarla kar etmediklerini, kar payı dağıtamayacaklarını söylüyorlar. Ana paranın verilmesi umudu ise ufukta bile görünmüyor. Allah adını da kullanarak gariban insanların cebine el uzatan bu müslüman kılıklı dolandırıcılar kuşkusuz ki kısa vadede kazançlı(!) görünüyorlar. Ancak mağdurlar tevekkül içerisinde “Biz hesaplaşmamızı ahiret gününe erteledik, Allah(cc) adalet sahibidir.”diyorlar. Kastelli ile mezkur zevatı karşılaştırdığınızda kim daha şerefli sizce? guvenakinci@hotmail.com Bu makale toplam 2339 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||