-
Haber10 Arama
Sondakika Haber Bandı Ekle Anasayfam Yap Arşiv Künye 20 Ağustos 2008 Çarşamba
  SON HABERLER
Avni Özgürel
Avni Özgürel
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Sahtelik, devlet ve siyaset

Okullarda tarihi ‘Tanzimatın ilanı’, ‘Meşrutiyetin ilanı’, ‘Cumhuriyetin ilanı’ başlığı altında okuduk. İlan, tebrikleşme, şenlik, bayram vs. Bu ilanlardan sonra ne oldu, ne değişti diye bakma alışkanlığımız yoktur.

İlanı yeterli sayan, bunu yapınca meselenin halledilmiş olduğuna inanıp kafasını başka yöne çeviren bir siyasi kültür geçmişimiz var.

Biraz dikkat edilince görülür ki bu ‘ilanla yetinme’ halk iradesine, demokrasiye doğru atılmış adımlara mahsus tavırdır bizde. Kamu gücünü ortaya koyan, pekiştiren, hatırlatan konularda ilan, yaptırım tebliği manasına gelir. Sıkıyönetim ilanı, olağanüstü hal ilanı, af ilanı, savaş ilanı vs. Şimdilerde IMF veya AB’den gelen zevat demokratik süreçle ilgili bir konuda ‘Kanun tamam ama uygulama önemli, izlemek lazım’ dediğinde ‘Ne demek istiyorsunuz, inanmıyor musunuz’ manasında gösterdiğimiz tepki, ne yaptığımızı veya yapacağımızı ‘ilan’ ettikten sonra bizim toplum olarak bunu önemseyip inanmamıza karşılık batılıların söyleneni ihtiyatla karşılamaları bir buçuk asırlık tecrübeye dayanır.

Nedir o tecrübe derseniz başlangıcını hatırlatayım. Tarih 1876 senesi Aralık ayının 23’ü. Yani birinci meşrutiyetin ilan edildiği gün. Anayasaya dayalı meclis idaresinin gereğine inandığımızdan falan değil, yükselen Rus tehdidi ve emrivakileri karşısında Osmanlı topraklarının paylaşımında henüz anlaşmaya varamamış olan Avrupa’ya ‘Size benzemeye çalışıyoruz’ demenin işareti, şirin görünmenin aracıydı meşrutiyet. Babıâli’yi Balkanlar’da taviz vermeye zorlayarak Rusya’yı oyalamak ve zaman kazanmak isteyen Avrupa devletlerinin organize ettiği ‘Tersane Konferansı’na katılan delegeler toplantı halindeyken atılan yüzbir pare topun çıkardığı gümbürtü üzerine Hariciye Nazırı Safvet Paşa’nın ayağa kalkıp ‘İşittiğiniz sesler anayasanın ilan edilmesi şerefine atılan toplardır...‘ açıklamasını yaptıktan sonra delegelere ‘Bundan böyle bütün Osmanlı vatandaşlarının hak ve hukukları anayasa teminatı altına alındığına göre toplantının devamına ihtiyaç kalmamıştır’ dediği bilinir.

Trajik olan Babıâli’de Sadrazam Mithat Paşa çevresinde hararetli tebrikleşme devam eder ve imparatorluk çapında kutlama programları hazırlanırken Tersane Konferansı’na katılan delegelerin ‘Biz başka bir iş için geldik buraya. Müzekerelere devam edelim’ diyerek gündem üzerinde konuşmayı sürdürmeleridir. Avrupalıların bu tavrına şaşıran ve hayal kırıklığına uğrayan Hariciye Nazırı Safvet Paşa’nın öğlen yemeği için verilen arada Babıâli’ye gittiğinde kendisini merakla bekleyen Mithat Paşa’nın ‘Nasıl karşıladılar’ sorusuna verdiği cevap da manidardır: ‘Çocuk mu kandırıyorsunuz siz dediler!’

Aradan geçen bunca zamana, meşruti idarenin enkazı üzerine cumhuriyetin inşasını başarmış olmaya, kimi alanlarda küçümsenmeyecek ciddi mesafe katedilmesine rağmen, iş demokrasi, adalet, hak ve özgürlükler konusuna gelince Türkiye’nin hala ‘ilanların içini doldurma’ noktasında duruyor olması acıdır. Bu durumun sistemi, sistemle bağlantılı bütün kurum ve kuruluşları, giderek toplumu her konuda ikiyüzlü, sahte bir tavır içine ittiğini, diğer sebepler bir yana bizatihi temel kirlilik kaynağı olduğunu görmemek için direniyoruz.

Hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim hatta ahlaki düzenin temeli din alanında resmiyete yansıyan tavırla toplumun muhtelif katmanlarında yaşanan gerçeklik arasında adeta uçurum var. Herkesin demokrasi yanlısı göründüğü, ama kimsenin gerçek manada demokratik bir yapının inşası için kılını kıpırdatmadığı; herkesin dindar, muhafazakâr görünüp din adına sergilenen sakilliklerin sadece aleniyet kazananları karşısında homurdandığı ötesinde bir şeye yeltenmediği; eşitsizlik, haksız kazanç, yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, adaletsizlik, şiddet, istismar konularında herkesin tepkili olup kimsenin talepkâr olmadığı ve en kötüsü, bütün bu olumsuzluklardan yararlanma fırsatı doğduğunda herkesin pay kapmak için kuyruğa girdiği bir tablo duruyor önümüzde. Sormak istiyorum, sizce sistemden kaynaklanan, sistemin ürettiği iki yüzlülük dışında neyle izah edilir bu?

radikal
Bu makale toplam 541 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1880, Satış 1.1980; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7440, Satış 1.7600
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi