- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Mehmet Kamış
Kökler
82 yaşına gelen müzisyen İlham Gencer, başvuruda bulunup Osman olan ilk adını Bozkurt olarak değiştirmiş. Gazetelerde İlham Gencer'in ülkücü kimliğine atıf yapılarak şu sözlerine yer veriliyor: "Bazı küresel güçler son yıllarda kavramlarımızı dejenere ediyorlar. Türk tarihinde bize yol gösteren ne varsa onları silmek istiyorlar. Türklerin büyük destanı Ergenekon'un adının bir polis operasyonuna verilmesi beni üzdü. Ergenekon Destanı ne kadar büyükmüş ki şimdi onu karalamaya çalışıyorlar. Bunlara tepki göstermek için ismimi Bozkurt olarak değiştireceğim." İlham Gencer'in bu ifadelerinden bir iki gün sonra amcası İbrahim Gencer'in eşi ünlü opera sanatçısı Leyla Gencer'in vefat haberi duyuldu. Leyla Gencer, San Babila Kilisesi'nde yapılan törenden sonra cesedi yakılıp Boğaz'ın sularına savrulacak. İbrahim Gencer ile evlenip Selanik'ten göç eden bir aileye gelin olan Leyla Gencer'in annesinin Polonyalı Katolik Angela Minakovska olduğu ve annesinin inançları doğrultusunda bir hayat sürdüğünü kamuoyu pek bilmiyordu. Leyla Gencer gibi kamuoyunda Müslüman isimlerle anılıp gerçekte farklı inançlara sahip insanlar bir hayli fazla. En son Erol Aksoy'un annesinin Arnavutköylü Stavrinia Aksoy olduğu kamuoyuna yansıdı. Küçük yaşta babasını kaybeden Erol Aksoy tıpkı Tevfik Fikret gibi gayrimüslim olan annesi tarafından büyütülmüştü. Bu durum aslında bizim topraklarda çok sık görülen bir olaydı. Osmanlı'nın hüküm sürdüğü Balkan, Kafkas, Anadolu ve Ortadoğu coğrafyası çok kültürlü ve çok inançlı bir yapıydı. Bu ülke sınırları içinde Ermeni'den Rum'a, Bulgar'dan Sırp'a, Yahudi'den Hıristiyan'a, Mecusi'ye, Yezidi'ye kadar neredeyse dünyadaki bütün inanç sistemlerini görmek mümkündü. Bu inanç ve etnik yapılar kendi hayat tarzlarını rahatlıkla yaşayabiliyor, varlıklarını sürdürüyorlardı. Osmanlı Devleti, bunların yaşama hakkına ve hukukuna çok dikkat ediyor, ancak ordu gibi stratejik yerlere gayrimüslimleri almıyordu. Gayrimüslim olanlar askeriye içinde sadece tıp ve eczacılık alanında yükselebiliyor, kurmay olamıyorlardı. Bu Osmanlı'nın devlet politikasıydı. Osmanlı idaresi altındaki gayrimüslimler belirli bir zaman sonra isim değiştirerek Müslüman olduklarını beyan etmeye başladılar. Gerek Osmanlı tebaasından gerekse Polonya, Almanya gibi ülkelerden Osmanlı'ya sığınanlar isimlerini değiştiriyorlar, 'Müslüman olduk' diyorlar, ancak sosyal hayatlarında İslam'ın hiçbir detayını uygulamıyorlardı. Bu tür uygulamalar Osmanlı'nın yıkılışına kadar her geçen yıl artarak devam etti. Cumhuriyet'ten sonra ulus devlete geçen Türkiye'deki gayrimüslimler hayatlarını devam ettirebilmek için Müslüman isimlerini daha çok kullanmaya başladılar. Bugün kimlerin farklı kökenlerden geldiği ve inançlarını devam ettirdiği tam olarak bilinmiyor. Bunları böylesi bir uygulamaya sevk eden en önemli etken kuşkusuz Osmanlı dönemindeki gibi bir hoşgörü ortamının olmaması. Ancak başka bir etken daha var ki onun üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor. Mesela; adının karıştığı yolsuzluklardan sonra önce tutuklanan daha sonra da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Yücel Aşkın, dedesinin Güllü Agop olarak tanınan Türk tiyatrosunun kurucularından olan Agop Vartovyan olduğunu açıklamıştı. Şüphesiz hiçbir kimse kökenlerinden dolayı kınanamaz. Ancak o kişinin üniversitesinde İslam'la barışık herkesi fişlediği ve bir yerlere ihbar ettiği iddia ediliyorsa, o zaman onun kökleri önem arz ediyor. Türkiye'de farklı inançlardan gelen, çok etkili yerlerde oturan ancak hayatını bu toplumun değer yargılarıyla mücadele etmeye adamış o kadar çok insan var ki. O zaman maalesef bu insanların kökleri önemli hale geliyor ister istemez. ZAMANBu makale toplam 386 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||