- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Adnan Faruk
Şehit Anneleri ve Eşleri Ne Yapıyor?
Son günlerde artan PKK terör örgütü saldırıları ile ortaya çıkan kayıplarımız ve neredeyse toplumun tüm kesimlerince, bir düzeyde, kutlamaya başlanan “anneler günü” kutlamalarını birlikte değerlendirince, şehitlerimizin eşleri ve annelerini anımsamamak mümkün değil. Türkiye’nin her türlü enerjisini ve birikimini tüketen PKK terörü konusunda yazılmadık ve konuşulmadık herhangi bir alanın kaldığı söylenemez. Her alanı, hem de defalarca konuştuk ve konuşmaya da devam ediyoruz. PKK terörünün neden olduğu insan kaybımızı sürekli konuştuk. Bölücü terörün, insanlarımız arasında, geliştirmeye çalıştığı ayrılıkçı fikirleri ve bu fikirlerin giderek zemin bulmasına dikkat çektik. Ayrılıkçı fikirlerin ve şiddetin doğal sonucu olarak oluşan toplumsal ayrışmaya da dikkat çektik. Terör üzerinden beslenerek zemin bulan antidemokratik oluşumları gündeme taşıdık. Kan üzerinden yapılan siyaseti kınadık. İletişimin arttığı, dünyanın tek bir ülke gibi algılandığı bu zaman diliminde “kimlik politikalarına” sarılmanın anlamsızlığının üzerinde durduk. Ülke kaynaklarının hesapsızca tüketilmesine hayıflandık. Terör gerekçesiyle ülke yönetiminin her aşamasına yerleşemeyen “hesap verebilirliğin” önemini sürekli vurguladık. Teröre karşı verilen mücadeleye ilişkin temel politikaları eleştirdik ve bu konudaki düşüncelerimizi yazdık. Şehit olan vatan evlatlarımızın cenazelerine katıldık. Arkalarında ağladık. Yas tutuk. İsimlerini okullara, parklara ve sokaklara verdik. Peki, aşağıdaki soruları hiç sorduk mu? Terörün canlarını aldığı şehitlerimizin annelerinin ve eşlerinin neler yaptığını hiç düşündük mü? Geride kalanların sahip oldukları tüm dezavantajlara karşılık ne tür sorunlar yaşadıklarını gündemimize aldık mı? Eğitimden, çalışma yaşamından ve sosyal yaşamdan dışlanmışlık ile bütünleşen, evlat veya eş kaybetme acısını, hafifletmek için neler yaptık? Birey olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, hatta devlet olarak gündemimize aldık mı onları, hiç? Resmi törenlerin dışında kapılarını çaldık mı? “Vatan sağ olsun” diyen annenin, eşin veya evladın duygusunu anlamak için empati yapmayı denedik mi hiç? Evet, bu soruları sormadık ve konuşmadık… Ancak, evlatlarını ve eşlerini terör saldırılarına kurban edenlerin duyguları üzerinden politika yapmayı çok sevdik. Cenaze törenlerinde nutuk atmaktan da geri durmadık. Geride kalanları protokol toplantılarına “meze” yapmayı da becerdik. Kılık kıyafetlerini de dilimize doladık. Cenaze törenlerini siyasi çıkarlarımız için kullanmaktan da çekinmedik. Hatta bunu “milliyetçilik, vatanseverlik” adına yapanlarımız da çıktı. Şehitlerimizin kanları kurumadan, balolarda ve düğünlerde eğlenen sorumlularımız da çok oldu. Hatta şehitlerimizin vurulduğu yerlerde eğlence görüntüleri de izledik. Şehitlerimiz adına, teröristlere karşı değil, ülkenin seçilmiş yöneticilerine karşı, darbe planlayanlar dahi oldu. Şehitlerimizin kanı üzerinde makam mevki edinenler, “vatansever” edasıyla dolaşıp, ülkemizi kargaşaya sürüklemeye de çalıştılar. Bunlar ilk anda benim aklıma gelenler. Buyurun sizler, bu tür uygunsuz tutumları saymaya devam edin. Peki, artık “yeter” demek gerekmez mi? Bu insanların anneleri, eşleri ve çocukları neler yaşıyor, ne tür sorunlarla mücadele ediyor, hangi problemleri çözmek için çabalıyor, ayakta durabilmek için ne yapıyor, devletin sağladığı küçük kaynaklar yaşamak için yeterli mi, duygu dünyaları nasıl, şimdi yine “vatan sağ olsun” diyorlar mı, demiyorlarsa sorun nerede? Evet, artık bu soruları düşünmek ve üzerine konuşmak gerekiyor. Tüm bireyler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, yöneticiler, işadamları ve siyasetçiler olarak, bu alana ilişkin, yeni bir süreci başlatmalıyız. Süreci başlatmakla kalmayıp, parçası olmalıyız. Dinlemek, anlamak, destek olmak ve çözmek için. Yoksa semboller üzerine geliştirilen ve sahici olmayan milliyetçilik anlayışı, bizi tahmin dahi edemediğimiz, olumsuz noktalara götürebilir. Bu sahteciliğe ve sahtekarlara, bu noktadan hareketle, dur demeliyiz. farukadnan@gmail.com Bu makale toplam 3378 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||