-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Yanlış Temsil ve Muğlaklık: AK Parti

AK Parti aleyhine açılan kapatma davasına ilişkin ilk değerlendirmemizde, “intikam davası mı, terbiye etme davası mı” diye sormuştuk. Yaşanılan süreç izlendiğinde, kendi içinde iki şık içeren bu sorunun, her iki anlamda da gerçekleşme eğiliminde olduğu görülmektedir.

Evet, AK Parti aleyhine açılan kapatma davası hem AK Partinin “terbiye edilmesi” sürecine katkı sunuyor, hem de 6 yıllık iktidar sürecinde yapmış olduğu olumlu çalışmalara rağmen, intikam almaya dönüşüyor.

Olup bitenler karşısında, AK Partide kafaların oldukça karışık olduğu açıkça izleniyor. Hiçbir şey net değil. “Mini bir demokrasi paketi mi hazırlasak, yoksa geniş mi olsa, savunma şöyle mi olsun, böyle mi olsun” gibi var olan durumun doğru kavranmadığı izlenimi veren, tutumlar egemen.

Partide ve hükümette var olan görüntü, sürecin iyi yönetilmediğini ortaya koymaktadır. Aslında bu durum, 6 yıllık AK Parti iktidarı sürecinde, sürekli bir biçimde sergilenen somut bir olgu. AK Parti, “devletin” taraf olduğu konularda ne yapacağını bilmez bir tutum içine girmektedir. Bugünkü görüntü de bunun farklı tezahürüdür.

Devletin içine çöreklenmiş kimi kesimlerin; her türlü yönlendirme, tehdit ve sindirme politikalarına rağmen, 22 Temmuz seçimlerinde % 47 civarında oy almış bir partinin, daha iyi yönetilmesi bekleniyor.

Halk desteği bu kadar geniş olan hükümetin Başbakanı, yalnızlaşmış veya yalnızlaştırılmış gibi görünüyor. Başbakanın, önemli meselelerle ilgili olarak, iyi bilgilendirilmediğini ortaya koyan ipuçları var. Yalnızlık ve yetersiz bilginin neden olduğu gerginlik, tutumlarına ve ifadelerine yansıyor. Yaşanılan sıkıntıları milletin tüm bireyleri ile paylaşmasını sağlamak yerine Başbakan, küçük salon toplantılarına yönlendirilmiş. Millete ulaşmak için organize edilen “ulusa sesleniş” programlarının içeriği ve hazırlanış şekli ise milletin gözündeki devi cüceleştirmeye hizmet ediyor. Bu programların Başbakanın, halkın gözündeki doğal karizmasını sınırladığını açıktır.

Hükümet üyelerinin içinde bulduğu ruh hali ise çok daha olumsuz. Ortak aklın biçimlendiği mekan olan Bakanlar Kurulu üyelerinin süreci izleyebildiğini söylemek oldukça güç. Bürokratların insafına teslim olmayı, iyi yönetim sanan Bakanlar Kurul üyeleri var!

22 Temmuz seçimlerinden sonra ortaya çıkan ve “devletin” taraf olduğu tüm süreçler, Cemil Çiçek’e havale edilmiş durumda. Ancak, Cemil Çiçek’in demokrasi perspektifi ve devlet anlayışı ile bu sürecin yönetilemeyeceği açık bir gerçektir!

Türkiye’ye yaşatılmaya çalışılan bu antidemokratik sürecin aşılmasını kolaylaştıracak tek araç ise daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlüktür. Bu nedenle, demokrasi ve özgürlük perspektifleri zayıf olan kişilerin bu sürece katabileceği herhangi bir şey olamaz.

Sahi, AK Parti hükümetinde kaç tane başbakan yardımcısı olduğunu bilen var mı? Varsa, bunların ne iş yaptığını duyan var mı?

Yazık… Hem de çok yazık

Süreci yönetemeyip başkalarına havale edenlerin cevaplandırması gereken bir soru var. Milletin iradesinin arkasında durmayı risk görenleri, bu iradenin yönetimi için bürokratik elitten icazet arayanları, bürokratik elitten icazet almayı hükümet olmak sananları sürecin tek aktörü haline getirenlere millet daha ne kadar tahammül edecek? Düşünmek lazım...

Devleti tanıma ve hükümet edebilmenin kurallarına vakıf olma açısından 6 yıl, kısa bir süre değildir. Buna rağmen üst üste yapılan yanlışları hayretle izlemekteyiz. Merak edenlere son örnek, bürokrasinin insafına terk edilmiş olan, 1 Mayıs olaylarıdır.

Yanlışlardan kurtulmak isteyen AK Parti yönetiminin dikkat etmesi gerekenlerin bir kısmını, ana başlıklarıyla ifade etmek gerekirse; (1) bürokratik elit ile anlaşma yapılamayacağı bilinmelidir, (2) demokratikleşme için gerekli ve geciktiği açık olan tüm adımlar hızlıca atılmalıdır, (3) AK Parti, kendi içerisine yönelik koparma girişimlerine hazır olmalıdır, (4) iç ve dış kamuoyunda var olan desteğin gereklerinin yapılmasına özen gösterilmelidir.

Parti kapatma ve demokratikleşme konusunda, şu ana kadar net bir strateji belirleyip açıklayamamış olan AK Parti yöneticileri, mevcut krizin “yönetilebilir” olduğunu sanıyorlar. Bu büyük bir yanılgıdır. Aksine, bu süreçte ortaya çıkacak her türlü krizin ve provokasyonun faturasının AK Parti’ye kesileceği açıktır.

Siyasetin en önemli özelliklerinden birisi de kararlılıktır. Günü kurtarmaya yönelik muğlak politikalar, sadece kaybetme sürecini uzatabilir. Muğlak politikaları benimseyenlere milletin ne cevap verdiğini anımsamak için seçim sonuçlarına bakmak yeterli olacaktır. Bu gerçeğe rağmen AK Parti, muğlak politikalardan medet ummaktadır!

Aslında süreci değerlendirirken, şunu sürekli akılda tutmak gerekiyor; 2002 yılından bu yana, CHP’nin ve “Ulusalcı” akımların AK Parti iktidarı için kullandığı eleştiri dili, bugün bürokratik elit aracılığıyla, Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. Bahsedilen dili oluşturan, kullanan ve mahkemeye taşıyan taraflar ile bu konuda karar verecek olanların ayniliğini unutmamak gerekir. Bu gerçeği görmek için iddianameyi okumak yeterlidir.

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 3036 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1870, Satış 1.1970; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7640, Satış 1.7800
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi