- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Murat Belge
Bir baba gine tavuğu...
DSP'li olup da CHP'den Meclis'e girenlerden birinin Türkiye'nin adının bütün yabancı dillerde de 'Türkiye' olarak yazılmasının sağlanmasına dair TBMM'de bir önerge verdiğini gazetelerde okumuştuk. Bugünlerde CHP kurultayı yaklaştığı için bazı köşedeşlerimiz CHP'nin niçin 'sosyal-demokrat' olamayacağı hakkında yazılar yazıyor (ben de çok uzun süredir aynı fikirde olmuşumdur, kendimi 'sosyal-demokrat' veya 'sosyalist' saydığım için de bu partiye yaklaşmamışımdır). Evet, CHP'den ne kadar sıksan sosyal-demokrasi çıkmaz, ama üç aşağı beş yukarı aynı nedenlerle, DSP'den de çıkmaz. Zaten çıkan çıkıyor, görüyoruz. Epey süre önce CHP'den bir milletvekili de ortaöğretimde niçin bu kadar çok 'yabancı dil' öğretildiğine dair soru önergesi vermişti. O zat sonra AKP'ye geçti. Oysa o soruyu soracak bir kişinin asıl yeri CHP olmalıydı. Şimdi de DSP'li 'Turkey=hindi' adına takmış. 'Çıkan'lar, işte bunlar. Baktım, bugünkü Taraf'ta Halil Berktay konuyu ele almış, her zamanki 'erüdisyon'uyla, niçin ve nasıl, ülkenin adının Amerika'nın keşfinden sonra Eski Dünya'nın tanıdığı bu kuşa verildiğini anlatıyor. Anlattıktan sonra, haklı olarak, alfabeler sorununa kadar getiriyor konuyu. Çinliler nasıl yazacak, bu muhterem 'solcu' milletvekilinin önerdiği 'Republic of Türkiye' adını? 'Almanya' der dururduk, ama Almanlar ülkelerini (ve kendilerini) bu adla anmıyorlar. Muhterem 'solcu' milletvekilinin bu çok 'ulusal' önerisi bütün dünyada kabul görürse, biz de 'Deutschland' demeye başlayacak mıyız? 'Türkiye' adı ilk İtalyanca 'Turschia'dan çıkar. Çeşitli halklar bunu kendi dillerinin telaffuzuna ve ortografisine uydurarak söylüyor, yazıyor. Bunu onlardan alıp kendi ülkemizin adı olarak kabul eden de biziz. İtalyanca'da bu kelime 'hindi' anlamına filan gelmiyor. Şimdi onlar da mı değiştirsin, kelimenin kullanımını! Ya muhterem 'solcu' milletvekilinin bu itirazının uluslararası önemini idrak eden Hindistan, 'Vay, siz bize hindi diyormuşsunuz! Bunu hemen değiştirin!' diye bir nota verirse, bunu kabul edecek mi, muhterem 'solcu' milletvekili? Maça gittiğinde 'Bir baba gine tavuğu' diye bağırmaya razı mı? Ya o zaman Gine itiraz ederse? Ama bu absürd konu değil, üstüne birkaç söz söyleme ihtiyacını duyduğum şey. Sağda veya solda (bizim şu andaki tuhaf ölçülerimiz içinde söylüyorum) durduğunu iddia eden partilere kaydolarak 'siyaset' yapan ve sonunda seçilip Meclis'e de girmeyi başaran milletvekilleri, bu arkadaşlarının bu şekilde, başka yığınla arkadaşlarının da yığınla başka biçimde kanıtladığı bir bilgi eksikliğini, bir akıl yürütme deformasyonunu, bir nitelik düşüklüğünü, daha ne kadar sürdürecekler? Böyle bir zat, böyle bir önerge vermeden önce, konuyu bilen birine danışmayı hiç düşünmez mi? Yoksa, danışmış da mı vermiştir? Öyleyse, danıştığı kimdir? Bu toplum bu niteliksizliğe ve bu temelsiz, mantıksız 'ulusalcı' ajitasyona daha ne kadar 'maruz' kalacak? Şüphesiz, bu sorunun asıl muhatabı, cevabı vermesi gereken, toplumun kendisi. Toplum bu gibi demagojileri, ağzı açık bir kayıtsızlıkla seyre devam ettikçe, demagoji de devam edecektir. Peki, neden bu böyle? Ha, soru böyle konunca, o zaman bunun muhatabı da 'toplum' değil. Bunun muhatabı, Türkiye'de parlamentoyu ve parlamentarizmi bu hale getirenler. radikalBu makale toplam 410 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||