- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Mehmet Irmak
Yasal ( GDO ) ya da Moleküler işgal
Son çıkan tohum yasası ile genetiği değiştirilmiş (GDO) tohumların ülkemize girişi serbest bırakılıyor. 1970’lerde tarım konusunda kendi kendine yeten ve bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan TÜRKİYE bu gün bu stratejik iki önemli unsuru yitirmiş durumdadır. Genetiği değiştirilmiş organizma ( GDO ) veya ( GEİ GENETİCALLY ENGİNECRED ) içeren tohum belkide insanlık tarihinin en büyük dramı olacaktır. Bu çalışmalar, moleküler düzeyde olduğu için, sessiz ve derinden yoluna devam etmektedir. Bu sayede biyolojik ve mikrobiyolojik savaş’ın her türlüsü çok kolaylıkla yapılabilir. Yediğimiz ekmekten meyve’den tutun, meyve suyuna, biraya ve şaraba kadar her şey ama her şey artık genetik olarak değiştirilmiş şekilde soframıza geliyor, bu yasadan sonra çok daha rahat olarak gelecek. Bunun anlamı şudur; Bizim ve çocuklarımızın vücudunu oluşturan organik moleküller ( Karbonhidratlar, aminoasitler, gliserol, ve yağ asitler ) yabancı denen güçler tarafından kontrol edilebilir. Yani sadece beyinlere hükmetmekle kalınmayacak, moleküllerimize kadar nüfus edilebilme imkanı da ortaya çıkacak. Bugün kendi halkına GDO yedirmeyen, AB, ABD ve İSRAİL, bu tohumların en büyük satıcıları durumundadırlar. Bu tohumların hiçbiri yeterli uzun dönemli deneylerden geçirilmemiştir. Bunların toplumlar üzerindeki etkileri tam olarak bilinmemektedir. GDO’ ların deneme testleri hayvanlar üzerinde kesinlikle denenmemiştir. Bol ürün verdikleri için dokunulmaz kılınmışlardır. GDO’LARIN ÖZELLİKLERİ 1- Soyun devamını sağlayan genetik kodlar ortadan kaldırılmıştır. 2- Bunların genotipleri manipülasyonludur. Soy devamlılığının dışında daha ne gibi kodlamaların yapıldığı bilinmediği için, örneğin; bunların polenlerinin doğudaki benzer türleri yok ettiği BİLİM TEKNİK dergisinin 2007 mart sayısında işlendi. Bilmediğimiz pek çok gen’de bu bitkilere eklenmiş olabilir. 3- Örneğin; GDO buğdayı ekilmiş bir tarlayı ertesi yıl doğal buğday ( Anadolu ekolojik buğday tohumu ) ekmeye kalkarsanız, toprağa karışan genler sayesinde ekeceğiniz buğdayın bazı böcek türlerine karşı dayanıksız olduğu görülecektir. Bunlara karşı kullanılacak pestisitler ( BÖCEK İLAÇLARI ) aynı firmalarca üretilmektedir. 4- GDO’ların dış görünüşleri ( FENOTİPLERİ ) aynı olsa da, bunların moleküler düzeydeki semtomları Kesinlikle ülkemizde bilinmemektedir. Sindirim sistemimizde kana karışan bu moleküller, ALIEN filmindeki gibi, neden canavar “Meyve ve Sebzeler” olmasın. 5- Bu tohumlardan oluşacak ve gelişecek bitki örtüsü tamamen ülkeyi kaplayacak ve tüm topraklarımızı 50-70 yıl içinde işgal edecek. Bu geri dönüşümsüz bir olgudur. Yani sadece, karaciğerimiz, kaslarımız ve beynimiz moleküler işgale uğramayacaktır. 6- Genetik olarak işlenmiş tohumların gerçek genotipini saptayacak teknolojik imkanlar, Türkiye’de olmadığı için, bunların etkileri yıllar yada kuşaklar sonra ortaya çıkacaktır. Bu bitkiler hakkında çok az şey bilinmektedir. Gerçek bilgiler yabancı devletlerin gizli laboratuarlarında ve kasalarında saklanmaktadır. 7- GDO’ların sentezleyeceği aminoasitler, karbonhidratlar ve enzimler, beyin hücrelerindeki nörotrans maddenin düzeyini değiştirebilir. Teknolojinin gelişmesiyle bu canavar bitkiler aracılığı ile başka ne gibi müdahalelerde bulunacaklarını bilemeyiz. Basın yayın kuruluşları, seviyesiz magazinle zaman dolduracaklarına GDO’yu gündeme taşımalı ve bağlantısız uzmanlara tartıştırmalıdır. Gıda firmalarının finanse edeceği manipülasyonlar, gerçekleri bir kez daha karanlığa gömer. Bu makale toplam 2261 defa okunmuştur.
|
|||||||||||
|
||||