-
  SON HABERLER
Peren Birsaygılı
Peren Birsaygılı
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
'Aljir' hanımlar kampı

“ALJİR” HANIMLAR KAMPI

ola ki
şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı
beğeniyorum
çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir
şeydir
devlet sırrtyla birlikte insanın
sinematografik bir bayatı olabilir
o kibar çevrelerden batakhanelere

yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
ve sonunda estetik bir
idam belki....

İsmet Özel

Hapishanenin adı Aljir imiş…Yani Akmola vatan haini hanımları kampı.. Akmola, Kazakistan’ın kuzeyinde yer alan ve büyük bölümü steplerle kaplı olan bir bölgenin adı. 1994’te Kazakistan’ın başkenti olduktan sonra, ismi de Astana olarak değiştirilmiş.. Ve Astana da, Kazak türkçesinde başkent anlamına geliyor zaten.

Bu ansiklopedik bilgileri bir kenara bırakın da, bir zamanlar Akmola vatan haini hanımları kampında yaşanmış büyük trajediye dair iki satır bir şey bulmak neredeyse imkansız. Velhasıl tarihin derinliklerine gömülerek yitip giden o kadar çok şey var ki, Akmola’da yaşanmış trajedi de bunlardan sadece biri. Ve, bazen gezip gördüğünüz yerlere ait mezar taşları dahi, tıpkı Akmola’daki gibi evvel zaman içinde kalmışların yaşamlarına dair önemli ipuçları olabiliyor. Ancak, Akmola vatan haini hanımları kampında kaybolup gitmiş hanımların büyük çoğunluğunun mezar taşı bile yok. Yani onlar, tarihin dönüşü olmayan yollarında unutulup gitmiş, gizli kahramanlarımız, sırlarımız Ancak, onları bize hatırlatan ta zamanımıza kadar canlılığını muhafaza edebilmiş o ağıtlar var ki belki de asıl gerçek bu ağıtlarda saklanıyor. Zira bunların bir ezgisinde dahi, binlerce sayfaya sığmayacak kadar çok hüzün gizli.

Kamp, Stalin zamanındaki büyük temizlik esnasında yani 1937 senesinde, Akmola’da dedik ama aslında Akmola’dan 40-45 km kadar uzaklıkta bir bölgeye inşa edilmiş. Bu hapishane, sadece hanımlara özel olarak düşünülmüş ve aynı anda 25.000 hanımın kaldığı yüksek bir mevcuda da sahip olmuş. 25.000 hanım demek ise, Stalin’e göre 25.000 vatan haini eşi demek.

Oysa, Lenin ve Stalin’in, Ekim devrimi öncesi Rusya Müslümanlarını, çarlık Rusya’sının sürdürdüğü baskı politikalarına karşı isyana ve devrimi desteklemeye çağırırken söze nasıl başladıklarını bilmeyen herhalde yoktur.

Onlar o vakitler söze ” Ey Rusya Müslümanları “ diye başlıyor ve şöyle devam ediyorlardı;

“Ey Rusya Müslümanları, Volga ve Kırım Tatarları, Sibirya ve Türkistan Kırgızları ve Özbekleri…Kafkas ötesinin Türk ve Tatarları, Çeçenler ve Kafkas dağlıları, sizler.. Camileri ve ibadethaneleri yıktırılmış, inanışları ve gelenekleri Çarlar ve Rusya’nın yıkıcıları tarafından boğulmuş olan sizler!..”

Ancak, Ekim devrimi esnasında Bolşeviklerle işbirliği içine giren ve asıl amaçları ezilen Rusya Müslümanlarının haklarına geri kavuşması olan her kim varsa, 1937’den sonra Stalin tarafından “Turan Devleti” kurmak amaçlı bir gizli örgüte üye olmakla suçlanarak, imha edilmiştir. Yani,bilim adamları, edebiyatçılar velhasıl Rus Müslümanlarının içinde yetişen milli karakterdeki tüm aydınlar, bu temizlik hareketi esnasında maalesef bir yerlerde düpedüz, acımasızca katledilmiştir..

Bunlardan birisi de meşhur Sultan Galiyev’dir. Kendine ait bir yaşamı hiç olmamış olan Galiyev..Bu dünyaya rast gele bir rol oynamaya değil de, hayatın kendisi olmak için gelmiş olan Galiyev. Garip ama suratına baktığınızda, zaten genç ölmeye mahkum birisi olduğunu şıp diye anlayıverdiğiniz Galiyev. Soluk soluğa başkalarının yaşamları içinde koşmuş olan ve en sonunda, geride siyah-beyaz soluk birkaç fotoğraf bırakarak, bu dünyadan göçüp gitmiş olan Galiyev…Ve göçüp gideli onlarca sene olmasına rağmen, hala anlaşılamamış olan Galiyev…

İşte Aljir hapishanesine götürülen bu hanımların içinde de, bir zamanlar Sultan Galiyev ile beraber Stalin’in yardımcılığını da yapmış olan ve 1938’de kurşuna dizildikten sonra 1957’de itibarı geri verilen Turar Riskulov’un eşi de vardır. Bir zamanlar Bolşevik partinin en önemli isimlerinden olan Saken Seyfullin, Temirbek Julgenov, Uzakbay Kulunbetov, Sultanbek Kojanob,Jamaydar Sadvakasov’ın hanımları ise bilinen diğer hanımlardan sadece bazıları.

Bugün bile, bu hanımların başına gelen korkunç sonu hala hatırlayan yaşlılar bulmak mümkün. Bükük belli apak Kazak nineler, dedeler.. Bunlardan, o vakitler çocuk olanların daha sonra anlattıklarına göre, eşleri bir köşede kurşuna dizilirken, yaka paça evlerinden alınarak Akmola’daki kampa getirilen hanımlara söylenen öncelikle şuymuş;

“ Eğer eşinin bir vatan haini olduğunu kabul edip, buna dair bir evrak imzalarsan cezan hafifleyecek..”

Yine söylendiğine göre, hanımlar içinde böyle bir evrak imzalayacak kadar alçalan çıkmamış. Binlerce hanımın neredeyse tamamı eşinin hatırasına sadık kalarak ölmeyi, onursuzca yaşamaya tercih etmiş. Hatta bazı hanımlar, öldürülmeden önce bir yolunu bularak, eşlerinden kalan mirası, yani el yazması eserleri toprağa gömmeyi başarmış ve sonradan topraktan çıkarılarak gelecek nesillere aktarılan eserler, bu büyük trajedinin boyutlarını bir kez daha gözler önüne sermiş.

İnsanı en çok dehşete düşüren ise, bu hanımları bu hale getirenlerin yola daha iyi ve adil bir düzen hayaliyle çıkmış olmaları. Ve tıpkı iyi kötü bir düzen oturttuktan sonra, bu düzeni korumak için her şeyi mubah sayan tüm zalimler gibi, onlar da 25.000 hanımın katledilmesini dahi mubah saymışlar. Ancak silahla temizleyenler, kanla yıkayabilenler..Yani küçük sahte tanrıcıklar, sanki kanla sulanmayacak olsa, çorak kalacak sanılan toprakların bekçileri. Onlar ise mevcudiyetlerini maalesef her çağda sürdürmekteler ve her tarafta varlar.

O hanımların aziz ruhları ise, adeta hala Akmola steplerinde dolaşıyor. Üzerlerinde toprak rengi kaba kumaştan giysileri, birbirlerine zincirlenmiş halde, dar koridorlardan geçmeye mahkum edilmişler sanki.

Şimdi kalksanız ve oralara gitseniz, hoyratça da olsa toprağında dolaşsanız ve hatta gözlerinizi dört açsanız, çok fazla mezar taşı falan göreceğiniz yok da; kendinize “Neden?” diye sormanız pek muhtemel..

Keşke imkan olsa da konuşabilseydim sizlerle. Neden buradasınız, neden böyle oldu diye sorabilseydim. Sizler tarihte yaşadınız ve artık yoksunuz.. Biz ise, kaderimizin bizi nereye götüreceğini bilmeyecek kadar aciz, halen tarih denen o gayya kuyusunun içinde debeleniyoruz....

Bu makale toplam 3725 defa okunmuştur.

 

Döviz fiyatları güncelleniyor
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi