-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
AK Parti, “Kürt Sorunu” ve Karamsarlık

Türkiye gibi iç ve dış etkenlerden kaynaklı devasa sorunların bulunduğu bir ülkeyi yönetebilmek için sağlam bir irade, iç bütünlüğü olan muhakeme yeteneği ve her türden insan ile ilişki kurabilme kabiliyetinin yanı sıra, eleştirilere açık olma da önemli bir özellik olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü bulunduğumuz coğrafya, farklılıkları ve çeşitlilikleri ile anlam bulan bir coğrafyadır.

Sahip olduğumuz farklılıkları ve çeşitliliği yönetemediğimiz zamanlarda, bizi bekleyen en önemli sorunun, PKK terör örgütü gibi örgütler ile mücadele etmek olduğunu, hepimiz biliyoruz artık. PKK terör örgütü ile mücadele ve bunun toplumsal hafızamızda oluşturduğu anlam ise binlerce insanımızın kaybı, toplumsal ayrışmalar ve bölünme korkusudur.

Bu anlamın doğal sonucu ise bölünme korkusunu bastırmak için uygulanmaya konulan plansız sosyal yardım projeleri, sağlıksız temsil sistemine yol açacak siyasal ilişkiler (aile, aşiret, şeyhlik), ilişki kurma olanağı bulunan temsil mekanizmalarını mahkum etme çabaları ve sözlerin ötesine geçemeyen açıklamalardır.

Aslında sorunun çözümsüzlüğe mahkum olmuş gibi görünmesinin temel nedenlerinden birisi, ortaya çıkan sonuçları derin biçimde yaşayan insanımızın, sorunun çözüm sürecinin tarafı olmamasıydı. Çünkü inisiyatif, sürekli bir biçimde, terör örgütü ve terör örgütünün öne çıkardığı kesimlerin elinde oldu.

Böylesine karanlık bir geçmiş üzerine yapılmış olan 22 Temmuz seçiminin sonuçları, oldukça anlamlıydı. Çünkü uzun yıllardan sonra bölge insanı, ilk kez, inisiyatifi terör örgütünün elinden almış görünüyordu. Seçim sonuçlarının AK Parti için taşıdığı anlamdan ziyade, bölge insanının bu tutumu önemliydi. Bu tutumu; “bölge insanı, PKK terör örgütünden uzaklaşıp tercihini çözümden yana belirtti…” şeklinde yorumlamıştık. Ortaya çıkan sonuç, sorunun çözümü ve korkuların giderilmesi açısından önemsenebilir bir umut ışığı içermekteydi. PKK terör örgütü kaynaklı bölücü terörün bitirilebileceği ve terör sorunu üzerinden ortaya çıkmış olan “Kürt sorununun” çözülebileceğine ilişkin bir umut yeşermeye başlamıştı.

Ancak, 22 Temmuz seçimlerinden bu yana geçen sürede, AK Partinin izlediği politikalar ve sergilediği kimi tutumlar, bu umudun yerini karamsarlığa bırakmaya başladı.

“AK Parti iktidarda rahat bırakılmadı, sürekli farklı sorunlarla uğraştırılıyor, bak kapatma davası da açıldı…” türü değerlendirmeleri mazeret olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü iktidar olmak ve “hükümet etmek”, her türlü koşulda ülkenin sorunlarına çözümler üretebilmeyi gerektirmektedir, sızlanmayı değil.

Fazla geriye gitmeden, 22 Temmuzdan sonra, olup biteni değerlendirmek gerekirse;

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; AK Parti tarafından açıklanan yeni ekonomik paketin sorunun çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Çünkü sorun, salt yoksulluk sorunu değildir. Sorunun; terör, yoksulluk, terör üzerinden geliştirilmiş kültürel haklar talebi ve siyasal temsil kanallarından yoksun olmak gibi farklı boyutları bulunmaktadır. Bu nedenle, tek bir sonuca yönelen çözüm paketlerinin, sorunun bütünü çözmesi mümkün değildir. AK Partinin bu durumu, 6 yıla yakındır devam eden iktidarı sürecinde anlayamamış olmasını düşünmek oldukça güçtür!

Diğer bir olumsuz gösterge ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da artma eğilimi taşıyan gerginlik ve şiddet ortamıdır. Gerginliğin ve şiddetin çözümü değil, çözümsüzlüğü dayattığı ve bu durumun ise terör örgütünün işine yaradığı açık bir gerçektir. Terör örgütünün kaybettiği inisiyatifi ele almak için gerginliklerden medet umduğu bir zaman diliminde, iktidarın ve kamu yöneticilerinin de bu eğilime çanak tutan tutumlarını anlayabilmek oldukça güçtür. Her türlü haklı gerekçe dahi, terör örgütünün oyununu boşa çıkarmayı gerektirir. Çünkü iktidar olmak, bu anlama gelmektedir. İşte, terör örgütüne karşı yürütülen kararlı mücadele ile halkı terör örgütünden ayırma, bu noktada önem arz etmektedir.

22 Temmuz seçim sonuçlarına rağmen, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çözülemeyen temel sorunlardan birisinin, “temsil sorunu” olduğunu yeniden keşfettik. AK Partinin almış olduğu oy ile üstlendiği temsilin anlamlı olacağını düşünmüştük. Sanırım yanıldık. Zaten sorunlu olan temsil ilişkisi, AK Partinin milletvekillerine “konuşma yasağı getirmiş” gibi algılanan tutumu ve milletvekillerinin de, halkın sorunlarından farklı alanlara yönelmeyi tercih etmeleri üzerine, iyice derinleşmiş görünüyor. AK Parti içinde, bir iki kişinin yürütmeye çalıştığı etkisiz çabanın, yeterli olmadığı açıktır.

Temsil alanında yaşanan diğer bir sorun da, DTP’nin tutumudur. DTP yöneticilerinin yürüttüğü temel politikanın, gerginlik üretmek ve bu gerginlik üzerinden inisiyatif geliştirmek eksenine oturduğu biliniyor. “Düşüncesini ifade etmeyi” aşan bir tutumu tercih etikleri açıktır. Bu tutumun en somut göstergesi, tahriklere dönüşen ifadeleridir. Bu anlamda; DTP ile PKK terör örgütünün tutumları arasında büyük bir “aynılık” da söz konusudur.

AK Parti milletvekillerinin, almış oldukları oyun değerini bilmez tutumları ile DTP’li milletvekillerinin tahrik edici tutumlarının birleşmesi, temsil kanallarının kapanması anlamına gelmektedir. Kimi sivil toplum kuruluşlarının, bu alanda inisiyatif alma çabalarının ise başbakanın “milliyetçi anlarına” denk gelmesi, sorunun derinleşmesi anlamına gelmektedir.

Tüm bu karmaşa ve çözümsüzlüğü teşvik eden tutumlar içinde, Cumhurbaşkanının inisiyatif geliştirme çabaları ise sorunun çözümüne katkı sağlamaya yetmemektedir.

Giderek olumsuzluğa kayan bu atmosferin, akla getirdiği soruyu şu şekilde sormak mümkündür; “AK Parti (de) ‘Kürt sorununu’ çözümsüzlüğe mi itiyor?”

adnanfaruk@gmail.com

Bu makale toplam 3463 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1880, Satış 1.1980; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.8820, Satış 1.8980
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi