-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Anzaklar, bir turist kafilesi midir?
Afşin Selim
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Anzaklar, bir turist kafilesi midir?

Sene-i devriye bâbında; senede bir gelirler, yerler, içerler, gezerler, dedelerini ziyaret edip, güle oynaya evlerine dönerler. Hoş, dedeleri tâ oralardan buralara, ne maksatla gelmiştir, malûm. Mevzu, torunların dedelerine bir nevi “nispet” yapma mevzuudur. Bilirler ki, dedeleri, sultanların en uslularından , “Osmanoğulları’nın en akıllısı”, sultan “Deli İbrahim” in delilerine kefen biçme kaygusu gütmenin bedelini ödemiştir. Merhûm Mehmet Akif beğ’in ifadesiyle: “Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk/Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...” Gel de “hoşgör”! Hayır efendim, güdük bir “hoşgörü” ile hareketle, “boşgörmeye” kalkışılmayacağız.

Avustralya ve Yeni Zelanda (Australian and New Zealand Army Corps) diyarından kopup gelen, İngiliz ordusunda sat tutmuş dedelerinin günahını torunları çekmeyecek muhakkak. Lâkin, bugün vaziyet öyle bir hâl almış ki, zannedersiniz bunların dedeleri işgalci ve istilacı değil! “Saygı duyalım” değil mi, yahû ne duyarsan duy; “tahammül” var iken, “saygı” nın esamesi niçin okunur, meçhûl. Keza, dedesine saygı duyduğun Anzak, turistik bir gezinin müdavimi değil idi!

Mülazım Ahmet Halit Üngör'ün 15-Nisan 1915 tarihli bir hatıratı: “Çanakkale'de çarpışıyorduk. Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlıydı bu. Bizim erattan onu görenler arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin bize yaklaşmasına engel olamıyorlardı. Düşmanımız anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Hemen silahımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet debelendikten sonra hareketsiz kaldı. Sürünerek yanına gittiğimde, ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı, zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım, iç cebinde bir şişlik vardı. Elimi, üniformasından ileri sokarak onu aldığımda dona kaldım. O değil de ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey, sözde düşmanım olan o zencinin kanlarıyla ıslanmış bir Kur’an’dı. Ah sömürgeci İngilizler! (Not: Bu Kur’an şu anda Abidealtı Müzesindedir)”

Çıkarma zuhur ettiğinde, her Anzaklı hatunun, “gemilerde bir yâri” vardır. Bir Pazar sabahı, şiddetli “pazar sendromu” yaşattığımız bu güruh, neye uğradığını şaşıracaktır. Kaynamıştır kazan, fokur fokur. Hani diyor ya bazıları, “tam maksatları da belli değildir aslında” falan feşmekân. Daha ne olsun! “Geldikleri gibi gidecekler” dir. Tabi, öyle el kol sallaya sallaya değil. Onlar işgal için geldikleri “buradan”, torunlarına bir mezar taşı bırakmıştır.

Anzaklığı’ndan iftihar eder olmuş mevcut güruh, neyin iftiharında ola ki? Kişi, öğündüğü şeyin aşinâsıdır. Yeni Zelanda ve Avustralya halklarından oluşmuş Anzak taifesinin, aslında harp istememiş olmaları, “aslında, belki de, şöyle de böyle de” silsilesiyle devam ededursun, titretmiş bir İngiliz korkusu olduğu aşikâr. Ki izdiham, bizatihi Çanakkale için, “aç kurt” misali, “ne koparırsam kâr” kudurganlığında! Mevcut “gönüllü” fedailer arasında, türlü “kabile” fertleri de peydah olmuş. Kurtlar Vadisinden Murovari: “Ya seve seve, ya sıka sıka”, ötesi yok elbet.

Parantezimiz olsun: Bu ülke dışında birileri tenkit edilirse, hemencecik “yabancı düşmanlığı” mevzusu bahse konu olur. Değinelim efendim: Mefhumların ajite edilip, tarumar edildiği bir ülkede, dışarı ve dışarıdaki hakkında görüş beyan ederken, yabancı düşmanı olup çıkma ihtimalinizde mümkündür. O sebepledir ki, izahatınıza dikkat ediniz. İmdi, “yabancı düşmanlığı” bir meseledir. Yeni(!) Türkçe’ye göre: Sorun. “Konuya Fransız kaldın” benzetmesi de, “yabancı” oluverdin babında söyleniveriyor. Hâsılı, etrafta şahidi olduğumuz hâdiseler ürkütücü sonuçlara gebe kalabilir. Bu, her yabancının düşman adledileceği mânâsı taşımıyor kuşkusuz. Bizler hasta bir medeniyetin çocukları mıyız ki, her yabancıyı düşman telakki edelim! Zenofobia, her kim varsa düşmanlaştırır. “Başıboş”luk alametidir bir nevi. Hâlbuki; kavga, işgalci ile, istilacı ile, sömürgeci ile, vicdansız ile…

Çanakkale’de umduğunu bulamayan, bir de üstüne fazlaca kayıp veren Anzaklar, “bilmeden gelip bastığı” topraklarda bozguna uğratılmıştır. “Baskın, basanın” olmamıştır. Bu “gönüllü” fedailer, başkalarının vebalini çekseydi, “gönüllü” olurlar mıydı hiç? İşgalcinin dahi sevimli gösterilmeye çalışıldığı “bu ülke”de, mefhumların, akılların iğdiş olmuşluğundan, tarihte mi nasibini almıştır? “Türk-Anzak hikâyesi” adlandırması da, bunlardan biridir heralde. Neyin hikâyesi, nasıl bir hikâye? Cesaret timsali olarak afişe edilmeye çalışılan Anzaklar, hangi sömürgeci cesurluğunun vebaline ortak olmuştur?.. Batılılık budalalığına bir başka misal de bu olsa gerek. Heyhât! “Çanakkale’yi bu yılda unutmadık” söylemi, “Anzakları da bu yıl unutmadık” feveranıyla eşleştiriliyor. Tabiî ki Anzakları da unutmayacağız! Evet… Gelecekler ve dedelerinin mezarları başında, “anma merasimi” düzenleyecekler. Dedeleri madem ki başkasının günahına kurban olmuştur, torunları da dedelerini yâd edecektir. Ve işgalin/istilanin ne menem şey olduğu bir kez daha hatırlayacaklardır. Anlayabiliyorsa tabi!

Denize nazır şafak ayinleri yapılarak, şaraplar yudumlanıp, “müşterek acı” dan dem vurmak, zıtları birleştirmek gibi bir şey oluyor zannımca. “Zıtlar birleşseydi ebedîyyen ayrılmazdı” değil mi?.. İşgal kaygısındayken, bertaraf olmuş bir güruh işte… “Ölüm kalım mücadelesi” diyen bir dilin, hemen ardından, işgalciye aşk nağmeleri düzmesi de, iğdişliğin bir başka boyutu. Bir de, “özel statü” istediklerini duymuş idim ki, şaşırmamak gerek. “Zavallı” adamcağızlar ne de olsa! Bırakınız, “barış mesajları” iletsinler. Bush’ta aynı mesajları iletiyordu, iletiyor.

“Türk lokumu” yeme bahsini de duymuşluğunuz var mı? “Türk lokumu yiyeceğiz” cinsinden hayvansı çığlıklara gark olmuş bu işgalcilerin akrabayı talukatı, her sene Çanakkale’ye “çıkartma” yapar! Peki, bizim çocuklar bilir mi, bunların Çanakkale’yi bildiği kadar… Yarın öbürsü gün, farkında dahi değildir, kimdir Anzak, necidir; gözyaşı döker arkasından…

Şunu da hatırlatalım: “Çanakkale dışında vurdular beni” der, İbrahim Tenekeci. Manidardır.

Bu makale toplam 3144 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2300, Satış 1.2400; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9140, Satış 1.9300
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi