-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Gözümüz Aydın; Cumhurbaşkanı Yargılanıyor!

Anayasa Mahkemesi AK Partinin kapatılması yönündeki davanın görüşülmesi talebini oy birliğiyle kabul eti. Bununla yetinmeyip, “vatana ihanet” suçu dışında yargılanması mümkün olmayan Cumhurbaşkanını yargılanmasını da 7-4 oy çokluğuyla karar verdi.

Gözümüz aydın!

Ortaya çıkan bu karar, son iki yıldır, farklı formatta, yürütülen ‘darbe’ girişiminin devamıdır. Daha net bir ifadeyle; yasamaya, millet iradesine ve hatta Cumhurbaşkanına karşı yapılmış bir ‘darbedir.’

Bu arada; yıllar öncesinin gazete haberlerine dayanan savcılık iddianamesin kabul eden mahkemenin, yargılama sonucunda vereceği kararın, iyimser bir tahmin ile 7-4 veya 8-3 çıkacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.

6 yıldır ülkemizi yöneten, kaynaklarına biçim veren, güvenlik politikalarını belirleyip uygulatan ve tüm gizli bilgilerin emanet edildiği iktidar partisini, rejim karşıtı olduğu gerekçesiyle kapatılması talebini ‘hukuki’ bulabilirsiniz.

Peki, seçildikten sonra yargılanması Anayasa ile sınırlandırılmış olan Cumhurbaşkanının, bu sürecin parçası yapılmasını nasıl değerlendirmek gerekir?

Cumhurbaşkanı seçimini bloke edemeyen ve köşke çıkmasını engelleyemeyenlerin oluşturduğu yıpratma kampanyası mı?

Aslında bu sürecin en çirkin ve ilkesiz tarafı ne biliyormusunuz?

Sürecin tarafı olan ve tetikleyenlerin; “hukuka güvenin ve kendinizi savunun” önermesinde bulunmalarıdır.

Cumhuriyet tarihimiz, “hukukun ve yargının” ne demek olduğunu ve konjonktürün kararlar üzerindeki etkisini ortaya koyan yüzlerce örnekle doludur.

Buyur istediğiniz örneği seçin;

1960 darbesiyle görevinden uzaklaştırılan hükümetin başbakanı ve bakanlarının idamına hükmeden yargı kararları, hukukiydi ve saygı gösterilmeliydi! Zaten de, Bayan Çölaşan böyle buyurmamışmıydı?

Gençlik hareketlerinin içinde bulunmalarına karşılık, kimsenin kanına girmedikleri bilinen gençleri idama gönderen karar da hukukiydi ve saygı gösterilmeliydi!

1 Mayıs 1977 tarihinde, Taksim’de meydana gelen katliamı derinlemesine araştırmadan geçiştiren yargı kararı da hukukiydi ve saygı gösterilmeliydi!

Malatya Belediye Başkanı Hamid Fendoğlu, gelini ve torunlarına yönelik katliam girişiminin arkasındakileri deşifre etmekten kaçınan yargı kararına da saygı gösterilmeliydi!

Sıkıyönetim olmasına ve ülkenin iç güvenliğini üstlenmiş olmalarına rağmen, gençlerin birbirlerini öldürmelerini, “darbe koşullarının olgunlaşması” olarak değerlendiren sıkıyönetim yetkililerini, hukukun karşısına çıkarmaktan kaçınan yargının kararına da saygı gösterilmeli!

12 Eylül askeri darbesini yapan, yüz binlerce insanı fişleyen, sürgün hayatı yaşatan ve zindanlarda işkencelerden geçiren konsey üyelerini yargılamaktan kaçınanların kararına da saygı gösterilmeli!

Darbe sonrasında, “bir sağcılardan bir solculardan”, ilkesiyle boyunlarına ip geçirilen gençlerimiz için verilen kararlar da hukukiydi ve saygı gösterilmeliydi!

Susurluk olayından sonra yapılan yargılamalar ile ortaya çıkan kararlar da hukukiydi! Peki, ülkemizin yönetimine nüfuz etmiş kişilerin varlığını örtbas eden bu karara da mı saygı göstereceğiz?

Buyurun, örnekleri çoğaltın ve “yargıya saygı” destanları yazın.

Peki, yargılama sürecinden önce iddianame sahibinin yaptığı açıklamalara ne diyeceğiz?

“Cumhurbaşkanı Gül’e siyaset yasağı gelebilir. Ama gelse bile bu onun görev yapmasına engel değildir.”

Sanırım burada, “teşekkür” etmek gerekiyor!

Kısacası; yargılama sürecinden önce sergilenen tutumlar, iddianamenin başkalarıyla paylaşıldığına ilişkin ortaya çıkan gerçekler ve yargılama öncesinde ifade edilen görüşler, olup bitenin, basit bir hukuk davası olmadığını ortaya koymaktadır.

Evet, sorun bir iktidar mücadelesi sorunudur. Sergilenen görüntü ise bu mücadeleye hukuki bir kılıf bulma çabasıdır. Yargılamanın sonucunda ortaya çıkan karar ne olursa olsun, bu gerçek değişmeyecektir.

O zaman ne yapmalı?

Hukukun inandırıcılığını yitirdiği ve yargılamanın millet vicdanında kuşku doğurduğu bir ortamda yapılacak tek şey, kararı milletin vermesini sağlayacak mekanizmaları oluşturmaktır.

Çünkü “kuvvetlerden” herhangi birine güven sarsılsa da, çok şükür, demokrasi kurumu, hala inandırıcılığını korumaktadır.

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 3798 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1650, Satış 1.1750; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7900, Satış 1.8060
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi