-
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
'Ergenekon’ ve Örtbas Girişimi

Uzun zamandan beridir devam eden Ergenekon Operasyonunun 5. dalgasının, medyada farklı bir biçimde karşılandığını, hayretle, izlemekteyiz. Kopartılan gürültünün etkisiyle, ortaya çıkan birçok gerçek gizlenmeye çalışılıyor. Tek başına bu tutum dahi, nedenli büyük bir sorun ile karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yetiyor.

Kamuoyuna yansıyan telefon konuşmaları, Yargıtay binasına ilişkin krokiler, AK Partinin kapatılması için açılan dava iddianamesinin iki gün önceden bir siyasi partiye gönderilmiş olması, teknik takibe takılan “davayı açtıracağız, ama ortamında hazırlanması gerekir” türündeki ifadeler, bu ifadelerde adı geçen ‘emekliler’, sürecin başında ortaya çıkan bombalardan üç tanesinin Cumhuriyet Gazetesine atıldığına ilişkin bulgular, Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan’ın ilişki halinde olduğu kişiler gibi onlarca gerçek kamuoyundan gizlenmeye çalışılıyor.

Aslında, ülkemizi uzun yıllardır meşgul eden ve “devlet içine yerleşmiş olan çetelerin” neden olduğu olumsuzluklardan kurtulma olasılığının bulunduğu bu operasyon sonucu ortaya çıkan yeni gerçekler ve farklı işbirlikleri, gözaltına alınan kişilerin ‘kariyerlerinin’ gölgesinde bırakılmaya çalışılıyor.

Bu işin, bilinçli bir biçimde yapıldığını düşündüren tutumlar sergileniyor.

Ülkemizi kaosa sürüklemeyi ve darbe yöntemleri kullanarak iktidarı değiştirmeyi amaçlamış ‘Basçı organizasyon’, kişilerin yaşları, “entelektüel” birikimleri ve toplumdaki konumları üzerinden masumlaştırılıyor.

Hukuk, herhangi bir suç organizasyonu içinde ismi geçen bir kişinin yaşı, toplumdaki konumu veya farklı özelliklere sahip olması nedeniyle, ayrıcalıklı bir muameleye tabi tutulmasına olanak tanıyor mu?

Peki, “hukuk karşısında herkes eşittir” ilkesi ne olacak?

Tamam, kimseye bir şey sormayalım! O zaman gelin, Danıştay saldırısını anımsayalım.

Yürütülen operasyonda ortaya çıkan gerçekleri örtbas etmeyi vazife edinenler tarafından “Türkiye Cumhuriyet’in 11 Eylül’ü” olarak sunulan Danıştay saldırısının sonucunda, günlerce katilin oraya nasıl, elini kolunu sallayarak, girdiği konuşulmuştu. Güvenlik kameralarının, “bozuk oldukları” gerekçesiyle kayıt tutulamadığı ifade edilmişti. Katil ise ana binadan ek binaya, oradan da bilmem kaçıncı kata çıkıp katliamı gerçekleştirmişti!

Bu katliam ve katliam öncesi Cumhuriyet Gazetesine gerçekleştirilen saldırılar, Cumhuriyet karşıtı bir ‘meczubun’ bireysel inisiyatifi olarak sunuldu. Bununla birlikte, yargılama sürecinde ortaya çıkan ilişkiler ağı görmezlikten gelindi. Yargılamayla da olayın bireysel bir eylem olduğu sonucuna varıldı!

Bizde inandık ve sustuk!

Peki, son operasyon ile ortaya çıkan her şeyi bir kenara bırakalım. Ama kamuoyuna yansıyan, Yargıtay krokilerine ne diyeceğiz?

Anlaşıldığı kadarıyla, Danıştay krokilerini hazırlayıp Alparslan Arslan’a vermiş olanlar, bu kez de Yargıtay krokilerini hazırlamışlar.

İşte kamuoyuna yansıyan krokilerden bir bölüm: “Sarı işaretli bölgeler rahat. Buralarda güvenlik, polis, görevli yok. 6 nolu kapı tünel bölgesinde kalıyor, gece için uygun. 3 nolu kapı kilitli, ancak açıla bilir. Buradan A blok zemin katına inilir. Burası Milli Eğitim Bakanlığı ile A Blok arasında kalıyor ve araba park yeri tenha. C Blok 8 nolu kapı çok müsait. Girince bazen kapı arkasından bir güvenlik çıkabilir. Burada lavabolar var, oraya geçilebilir. Her zaman yok. 9 nolu kapı kilitlidir, ama açılabilir. Ön taraftaki ışıklar oraya ulaşmıyor ve ulaşsa da arabalar park ediyor görünmüyor. Karargah kameraları da orayı görmüyor. 10 nolu kapı kullanılmaz, ön taraftaki ışıklar burayı iyi görüyor. Ön tarafta iki kamera var. Ön taraftaki sarı alan ağaçların altında kalıyor. Işıktan da geri kalıyor. Orayı güvenlik kulübesi görmüyor. Arkada camları yok, o nedenle bir kör nokta oluşuyor. Karargah kameraları görse de karanlık olduğundan sıkıntı olmaz. Ancak fazla beklememeli. Karargah önünden hemen ikaz gelebilir…”

Son operasyon üzerinden öylesine bir hava estirildi ki, geçmiş dönemlerde darbe girişiminde bulunmaktan yargılanmış kişilerin gözaltına alınması sürecinde ortaya çıkan bu krokilerin ne için hazırlandığını sormak dahi ayıplanır oldu.

Peki, bu krokiler ne için hazırlanmış ve krokilerle hedeflenen neydi?

Aklı melekelerini yitirmiş ve kullanılmaya hazır binlerce Alparslan Arslan’ların bulunduğu ülkemizde, gerçekten, hedef kim veya kimlerdi?

“Davayı açtıracağız, ama ortamında hazırlanması gerekir” ifadesiyle amaçlanan hedef, bu krokilerin arkasında mı gizli acaba?

Bu denli açık gerçeklerin üzerine, salt insanların yaşı ve var olduğu ifade edilen ‘entelektüel’ birikimleri nedeniyle gidilmesin mi?

ABD ve AB karşıtı görünen ‘Basçı Ergenekoncuların’, ülkemizi kargaşaya sürükleyecek eylemleri organize ederek, emperyal güçlerin amaçlarına hizmet ettiklerini yazmayalım mı?

“Efendim toplumsal ayrışma derinleşiyor ve milleti duyarlı olmaya çağıralım” türündeki, ‘itidal’ ve ‘sağduyu’ çağrıları nedeniyle, olup bitenin örtbas edilmesinin tarafı mı olalım?

Siyasi bir partinin kapatılma talebi ile kaos çıkarma amacındaki ‘Basçı Ergenekonculara’ yönelik operasyonu eşit ağırlıkta mı görelim veya gösterelim?

Kısacası; son operasyon üzerinden yürütülen her türlü ‘itidal’, ‘sağduyu’ ve ‘duyarlılık’ talepleri, ortaya çıkan gerçekleri gizleme amaçlı değilse de, gerçekleri örtbas etmeye hizmet ettiği açıktır.

Kimse milleti; olup biteni görmez, işitmez ve anlamaz sanmasın!

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 4816 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1750, Satış 1.1850; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7250, Satış 1.7410
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi