- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Mehmet Kamış
Türkiye'nin diş ağrısı
Türkiye'yi PKK ile yordukları gibi başörtüsü yasağı ile de yoruyorlar. Toplumun, devletin, insanların, aydınların bütün enerjisini bu yasak harcıyor. Örtü yasağını savunanlar da, karşı olanlar da olayı sonuçlandırmak yerine sürekli tartışmayı tercih ediyor. Birbirlerini suçluyorlar, itham ediyorlar, kamplaşma zemini oluşturuyorlar. Bu açıdan baktığımızda DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'in söyledikleri çok önemli. Sezer, "Bütün enerjimizi, hiç çalışmayan, üretmeyen, yeni şeyler koymayanların heveslerini tatmin için harcıyoruz." diyor. "Hangi projelerle, hangi üretim projeleriyle Türkiye'yi kalkındıracağız? Atatürk Cumhuriyeti'ni daha ileriye taşımak için hangi atılımları gerçekleştireceğiz, bunu hiç konuşmuyoruz. Varsa yoksa Atatürk, laiklik, birlik... Olmuyor, olmadı. İşte 22 Temmuz'da yaptık. İnsanların karnı aç. Biz diyoruz ki 'senin karnın aç, ama boş ver, laikliği kurtar ve bize oy ver' diyoruz, bunu da kimse yutmuyor artık." diye konuşuyor. Bu ülkenin; daha ileri gitmesi için hiç kafa yormayan, gelir seviyesi yüksek, geçinme derdi olmayan, üretmek zorunda kalmayan küçük bir azınlığın laiklik sorunu ülkenin enerjisini bitiriyor. Bu kesim, toplumun dişinin ağrıdığının farkında değil. Evet başörtüsü dinin her şeyi değil, Türkiye'deki en hayatî mesele değil; ama çok şiddetli bir diş ağrısı. Diş ağrısı bütün ağrıları bastırıyor. Diğer bütün hastalıkların, problemlerin üstünü örtüyor. İstediğiniz kadar 'diş ağrısından daha önemli problemler var' deyin. Kimseye sesinizi duyuramayacaksınız. Bu ağrı tedavi edilmedikçe bünyenin bütün dikkati oraya toplanacak. Bazı aydınlarımız 'Türkiye'de türbandan acil sorunlar var' derken haklı olabilir, gerçekten de bu ülkenin acilen çözmesi gereken birçok sorunu var; ama bu binlerce üniversite öğrencisinin bayan olduğu ve başörtüsü taktığı ve kadın olduğu için mağdur edildiği gerçeğini örtbas etmiyor. En temel insan hakkı ihlalinin ortadan kaldırılması sürecinde 'ben oynamıyorum, bu benim sorunum değil' denmesinin tuhaflığını ortadan kaldırmıyor. Bir ülkede insanları tekdüze hale getirmek, nüansları ortadan kaldırmak ne kadar yanlışsa, insanlara en temel hakkının verilmesinde kararsızlık göstermek de o kadar yanlıştır. Yerli, özgürlükçü, insan haklarından sonuna kadar yana, sosyal adalet gibi evrensel değerlere bağlı aydınlara her zaman ihtiyaç var ve Türkiye'yi idare edenler bunları kendi gerçekleriyle kabul etmek durumundadır. Ancak Türkiye'yi bu diş ağrısından bir an önce kurtarmak lazım. Diş ağrısı çeken insanlar nasıl başka bir şey düşünemezlerse, Türkiye'de büyük bir kesim başka bir konu düşünemez durumda. Bu sorun çözüldüğünde dindarlar belki çok daha farklı konuları tartışmaya başlayacaklar kendi aralarında. İslam'ın modernite ile karşı karşıya gelmesinden kaynaklanan birçok mesele, üzerine hiçbir fikir yürütülmeden öylece bekliyor. Türkiye'deki dindar aydınların beyin enerjisinin büyük bir kısmı başörtüsü yasağına gidiyor. Bu konu varken başka bir şey tartışılmıyor. Liberali, dindarı, solcusu Türkiye'yi seven herkes hadi el birliğiyle bu meseleyi bitirelim. Ben kendi adıma kadınlarımızın böylesine mağdur edilmesinden acı duyuyorum; ama en çok da zihinsel enerjimizin büyük bir bölümünün bu yasağa gitmesine üzülüyorum. zamanBu makale toplam 340 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||