- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Yıldırım Türker
Özgürlük ve teferruat
Vatan söz konusuysa, ülkenin bölünmez bütünlüğü söz konusuysa diye söze başlandığında; velhasıl burada itişe kakışa hayatta kalmaya çalışırken tepemizde sallandırılan kimi paslı kılıçlar her çekilende bizim kaygılarımızın teferruat olduğu söylenegelir. Özgürlük adına, insan hakları ve eşitlik adına her söz aldığımızda teferruat muamelesi görmeye alışkınız vesselam. Zehirli Çiçek, '301 halkın sorunu değil' derken bu maddeyle başına iş açılan, katil beslemelere hedef gösterilenlerin bir avuç kendini bilmez olduğunu anlatmaya çalışıyordu. 301, ona kalırsa bir teferruattı. Yaralıları toplam nüfusa vurulduğunda kayda değer bir yüzde çıkmıyordu. Başörtüsü tartışmalarında da gelinen nokta, üniversitelerde mağdur olan genç kız sayısının ne kadar düşük olduğunu çeşitli araştırmalarla gösterip, böylesi bir teferruatın gündemimizi rehin almasına itiraz etmek. AKP'nin Şark usulü fırsatçılığına itirazlarını dile getirenler oldu. Ne laikçilere ne de İslamcılara yaranabilen bu grup hak ve özgürlüklerin öncelikler ve önem sırası güdülemeyecek bir alan olduğunun altını özenle çiziyordu. Öte yandan her iki taraftan da gönüllü sayım memurları işbaşındaydı. Bu konuda, bana kalırsa son sözü söyleyenler, imzaya açılmış bir metinle karanlık görünen geleceğimize güçlü bir ışık olan bir grup başörtülü kadın oldu. Onların metnini, ola ki ulaşamadıysanız, birlikte okuyalım istiyorum. Derin bir soluklanıp yeniden başlayabilmek için: "SÖZ KONUSU ÖZGÜRLÜKSE HİÇBİR ŞEY TEFERRUAT DEĞİLDİR BİZ HENÜZ ÖZGÜR OLMADIK... Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bize bir şey öğretti: Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, sözlerine, düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir. Başını örttüğü için ayrımcılığa uğrayan kadınlar olarak tüm samimiyetimizle açıklıyoruz ki; üniversitelere başımızı örterek girmekle mutlu olmayacağız. Ta ki: Kürtlerin ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gereken hukuki ve psikolojik ortam oluşturulmadan, Acımasızca işlenen cinayetlerin gerçek sorumlularına ulaşılmadan, 301 davalarını bitirecek düzenleme yapılmadan, Azınlık vakıflarının üzerinde pişkince oturanların rahatı bozulmadan, Alevilerin ibadetini kültürel aktivite, ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekte ısrar etmekten vazgeçilmeden, Üniversitelerden sudan sebeplerle atılan arkadaşlarımız geri dönmeden, Yasakçı zihniyet bize ne zaman, nerelerde ve nasıl örtüneceğimizi dayatmaktan vazgeçmeden, Üniversitelerin bilimsel özgürlüğünün önündeki en büyük engel YÖK kaldırılmadan... Kısacası; 12 Eylül darbe anayasasını esamesi okunmayacak şekilde ortadan kaldırıp yeni, sivil bir anayasaya yapılmadan mutlu olamayacağız. Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsiz düzenini devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiçbir özgürlük tam özgürlük değildir. Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız. Unutulmamalı ki; 'Gökler ve yer adaletle ayakta durur.' (Hz. Muhammed)" radikalBu makale toplam 681 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||