|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Ruşen Çakır
Hep devletten yana ama “derin devlet”e mesafeli DEVLET BAHÇELİ
Türkiye, başörtüsü tartışmaları eşliğinde çok kritik bir dönemden geçiyor. Bu sürecin figüranı olmak yerine baş aktörlerinden biri olmayı tercih etmiş olan MHP lideri Bahçeli’nin dün Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşma da günün anlamına uygun bir şekilde “kritik”, hatta “tarihi” ydi. İki kez satır satır okuduğum konuşmadan şu sonuçları çıkarttım: 1) Üniversitelerdeki başörtüsü yasağını nasıl ve neden kaldırmak istediklerini tam olarak anlatamadıklarını düşünüyor; 3) Yasağın kaldırılmasına karşı çıkanların, AKP kadar, hatta ondan daha fazla MHP’yi yıpratmak istediklerine inanıyor; 4) Bazı güçlerin, cumhuriyeti ve laikliği koruma iddiasıyla demokrasi dışı yollara meylettiklerini ve MHP’yi de saflarına çekmek istediklerini ileri sürüyor; 5) Yasağın kalkmasının ülkedeki gerilimleri azaltmayacağından, tam tersine daha da artırabileceğinden endişeleniyor; 6) Başörtülüler ve onların destekçilerinin “rövanşist” duygularla, özellikle taşrada başı açık kız öğrencilere baskı uygulayabileceklerini kabul ediyor; 6) Doğabilecek çatışma ortamının demokrasi için çok kötü sonuçlara yol açabileceği kaygısını taşıyor. Bütün bu kaygı ve uyarılara rağmen MHP liderinin konuşmasından “geri adım” atılabileceğine dair işaret alabilmek mümkün değil. Zaten bu saatten sonra böylesi bir manevra bir nevi “siyasi intihar” anlamına gelirdi. Geç kalmış hesaplaşma Kaldı ki, bazı çevrelerin MHP’ye yönelik eleştiri ve saldırılarının Bahçeli’yi daha da bilediği anlaşılıyor. Kendisinin, özellikle üst düzey subay ve yargı mensuplarının emekli olduktan sonra MHP üzerinde bir nevi hak iddia etmelerinden öteden beri rahatsız olduğunu bilirdik. Anlaşılan türban konusunda benzer çevrelerden gelen baskı ve hakaretler Bahçeli’yi patlama noktasına getirmiş. Şu cümlesi kavganın ne denli büyük olduğunu göstermeye yeterli olabilir: “Türk milliyetçileri, cumhuriyetin büyük tehditlere maruz kaldığı karanlık yıllarda gözlerini kırpmadan mücadele ederken ve bu mücadelenin akabinde en ağır haksızlıklara uğrarken bugün MHP’den devlet adına tavır bekleyenlerin o günlerde hangi görevlerde bulundukları ve milliyetçi gençlere hangi gözle baktıklarının bizce çok iyi bilinmektedir.” Bu cümleyi herhalde şöyle çevirebiliriz: “Dün de devleti koruma adına gençlerimizi ortaya sürdünüz, sonra da onlara işkence edip astınız.” Dünkü konuşma Devlet Bey’in, kendilerini “devletin gerçek ve tek sahibi” addedenlerle olan çatışmasının daha sert ve açık yaşanacağının kanıtı olarak görülebilir. Ancak MHP liderinin “demokrasi ve inanç manifestosu” olarak tanımladağı ve Türkeş’in “9 Işık” ından esinlenerek dokuz başlıkta topladığı konuşmasında “devletin bekası” kaygısından asla vazgeçmeyeceğini de hatırlatmalıyız. “MHP, Anıttepe ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halattır” diyerek Anıtkabir’le Kocatepe Camisi’ni, yani laiklikle dini birleştirdiklerini söyledi ve burdan hareketle, devletle millet arasındaki uyumu en iyi partilerinin sağlayabileceğini söyledi ki tam da bu iddianın sınanacağı bir dönemden geçiyoruz. vatanBu makale toplam 2810 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||