- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Güven Akıncı
"Malatya Rektörleri"
Başlığı abartılı bulabilirsiniz. Hatta başlığı okuyup "Ne bu şimdi akademinin yeni bir dip dalgası mı ?"da diyebilirsiniz. Daha ileri gidip "Bu kadar ayrımcılığa pes" diyenler de olabilir. Aziz Okuyucu! Olası itirazlarınızı baştan göze alarak belirtmeliyim ki, akademide parantez içinde değerlendirilmesi gereken böyle bir zümreden bahsedebiliriz. Konuyu daha sağlıklı izah edebilmek için, eskilere Ismet Paşa`nın tek adamlığı dönemine gitmemiz gerekiyor. O tarihlerde Malatya`dan bir heyet, hem Malatya mebusu hem de Reis-i Cumhur olan Ismet Paşa`yi Çankaya köşkünde ziyaret etmek ve kentin bir takım sorunlarını iletmek üzere yola çıkarlar. Alınan randevüden sonra huzura buyur edilirler. Nadide Malatya meyvelerinden hazırlanmış sepet Paşa`ya bizzat sunulur ardından hasbihal faslına geçilir. Milli Şef sorar:“ Eee ne var ne yok Malatya`da? Bir probleminiz var mı?“ Heyetin ağzı en çok laf yapanı, önceden kararlaştırıldığı üzre lafa atılır: "Sayenizde herşey çok iyi Paşam. Allah sizden razı olsun. Hiç bir eksiğimiz yok. Ancak bazı kendini bilmezler orda burda diyorlarmış ki, Ismet Paşa Malatya`ya hiç bir hizmet getirmedi. Şehir hiç gelişmedi, yollar aynı, köyler aynı, halk fakir..Reis-i Cumhur memleketi böyle mi olur?” bu arada Paşa`nın mimiklerinden tepkisini ölçmek üzere gözünü yerden kaldırıp, muhatabının yüzüne çeviren sözcü, anlatısının yettiğini düşünmüş olacak ki lafı şöyle bağlamış:"Ama Malatyalı bunlara itibar etmiyor Paşam! Bilesiniz!” Mesaji alan kurt politikacı, yıllarca yorumlanacak tarihi cevabını vermiş: "Ben Malatya`ya öyle bir hizmet yaptım ki, hasılası kırk- elli yıl sonra alınacak. Türkiye`nin en iyi eğitimcilerini Malatya`ya yolladım” Heyettekiler birşey anlamadan, birbirine bakarak huzurdan ayrılmışlar. Sonraki on yıllar boyunca Ismet Pasa`nın ne yapmak istediği kentte tartışılmış durmuş. Paşa yandaşlarına göre “O feraset sahibi bir hemşehri olarak yapmış yapacağını” Geçen onca yıldan sonra bizim kanaatimize göre de “Paşa yapmış yapacağını...” Işte Ismet Paşa`nın selekte eğitimcilerinin yetiştirdiği öğrencilerden biridir Istanbul üniversitesi rektörü Mesut Parlak. Bir diğeri Dokuz Eylül Üniversitesi rektörü Emin Alıcı. Trakya Üniversitesi eski rektörü Osman Izci de bir ötekisi… Bir de Inönü Üniversitesi rektörü Fatih Hilmioğlu var ki, diğerleriyle tıpçı, rektör, kemalist olmaklığıyla birçok ortak noktası varsa da, kendisi Malatyalı değil. Elbistan`dan o. Ama Malatya`daki üniversitede rektör. Ancak yıllar yılı Elbistanlilar kendilerini Malatya`ya yakın hissettiklerinden Rektör Hilmioğlu`na da Malatyalı diyebiliriz. Ismet Paşa`nın “iyi eğitimcileri” nden Elbistanlılar`ın da nasiplendiği, cengaver kemalist Fatih Hilmioğlu`nun “yüzde doksan beş ile de gelseniz yapamazsınız” diyerek demokrasiye diklenmesinden anlıyoruz. Malatya`nın yegane yüksek ögretim kurumunun başındaki bu şahıs, ikinci kattan aşağı sekreter atıp yaralanmaya sebebiyet vermekten, yapılan üniversite ihalelerindeki yolsuzluklara(bakınız Sayıştay raporlari), halkla kavga etmekten, “halkı kin ve nefrete sevketmeye” kadar birçok konuda sabıkalıdır. Malatyalı farkındadır ki, bu adam kentin “özel durum”u dikkate alınarak oraya selefi olan general eskisi gibi “gönderilmiş” bir donkişottur. Üniversitenin kadro sorunu gibi bazı konuları gündemde tutarak, kimi kötü niyetli veya saf Malatyalılar`dan destek buluyorsa da, kentli bu “donkişot öykünmecisi”nin gideceği günü dört gözle beklemektedir. Mesut Parlak`a gelince; kendisi Türkiye`nin en köklü üniversitesine rektör olunca biraz Malatya lobisinin şişirmesiyle birazda Özal döneminde öğrenmiş olduğu “profesyonel hemşehricilik”le kentte heyecan yarattı. Hele de Türkiye`de çok sayıda “önemli adam” çıkarmışlığıyla övünen Malatyalılar, son dönemde bu alanda kısırlık yaşayınca, rektör Mesut Parlak`a “abdurahman celebi” rolü düşmüştür. Ülkede yaşanan “türban” tartışmalarına bir ucundan katılan rektör Parlak “biz türbanlılara hakettikleri notu vermeyeceğiz belki” dediği TV programından sonra artık hemşehrileri nezdinde de bitmiş bir kişiliktir. Ne merhum Özal `dan öğrendiği manevracılık ne de Cumali Ünaldı gibi Malatyalı`nın sevdiğini düşündüğüm isimlerin desteği, Mesut Parlak`ı mesut kılamayacaktır artık. O, Ergun Babahan`ın harika tesbitiyle Orhan Kemal`ın roman kahramanı “Bekçi Murtaza”dan mülhem, “Bekçi Mesut” tur artık... Dokuz Eylül rektörü Emin Alıcı`dan bahsetmeme gerek var mi bilmiyorum..Siz onu “Anadolu keşke müslüman olmasaydı”demesinden hatırlayacaksınız. Trakya Ü. Eski rektörü Osman Inci ise, ulusalcı kesimin salon toplantılarının gediklisi zaten. Malatya rektörleri deyince bir önemli bilim insanını da burada anmazsak yazının eksik kalacağını düşünüyorum. Bu kişi Prof.Dr. Cafer Özkul. Yukardaki isimlerden farklı olarak Malatyalı, kendisini “bilim haysiyetini onurla taşıyan” bir hemşehri, bir profesör olarak tanıyor. Prof.Dr. Cafer Özkul tek kelime Fransizca bilmeden Etibank bursuyla geldiği Fransa da Roven Üniversitesi rektörlüğüne kadar yükselmiş. Türkiye`de akademyanın sorunlarının aşan bir rektör sorunu oluşmuştur artık. Bilimsellik ambalajıyla bu gerçek örtülemez. Derhal tasfiye edilmesi gereken, bu bilimselliği kendinden menkul taife, bu ülkenin malı davarı kadar dahi bir zenginlik değildir artık.. guvenakinci@hotmail.com Bu makale toplam 2782 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||