-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
DARBECİLERİN DİLİNDE DENİZ GEZMİŞ
Darbecilerin dilinde Deniz Gezmiş
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
12 Mayıs 2008 10:05
Darbe planlayıcılarının etkilerini, günümüzdeki darbeci eğilimlere destek veren eski 68’lilerde görebiliyoruz. Gezmiş’i dahi bir darbe çığırtkanlığının aracı olarak kullanmaya çalışanlar, ‘ulusalcılık’ saçmalığının teorisyenliğini ve örgütçülüğünü yapanlar bu ilişkinin günümüze sarkan örnekleridir

Darbe çığırtkanlarının dilinde Deniz Gezmiş

AYDIN ÇUBUKÇU*-AÇIK GÖRÜŞ/Star

DÜNYA ve Türkiye için tarihsel bir dönüm noktasını simgeleyen 1960’lı yılları, özellikle son yıllarına damgasını vuran gençlik hareketlerini, efsane haline gelen önderlerini yeniden düşünmek ve sağlıklı bir değerlendirme yapmak için yeterli bir sürenin geçtiğini düşünebiliriz. Ne var ki, demlenen zamanın herkese aynı tadı vermesi süreye bağlı değil.

Özellikle 1968 sonrasında toplumsal ve siyasal hayatımızın merkezine oturan gençlik hareketleri, üzerinden 40 yıl geçtikten sonra, artık tarihin bir parçası olarak serinkanlılıkla değerlendirilebilir mi?

Kimilerince ‘anarşik hareketler’ biçiminde karalanmaya çalışılan, kimilerince de ‘Atatürk gençliğinin düzene tepkisi’ olarak pohpohlanan, ama kendi içinde kendi amaçlarını ve hedeflerini oluşturan, yeni örgüt ve eylem biçimleri deneyen bir hareket söz konusuydu.

Dolayısıyla, o gün olduğu gibi, bugün de bu değerlendirmenin hangi kavramlara oturtulacağı, nasıl nitelendirileceği bir mücadele konusudur. O gün karşı karşıya gelen güçler, bugün de siyaset sahnesinin ortasındadır.

Fakat belki de herkesin birleşeceği bazı tarihsel gerçeklerden söz edilebilir.

Öncelikle unutulmaması gereken, 68 gençliğinin, İkinci Dünya Savaşı sonrası doğmuş olanların kuşağı olduğudur. Savaşın sürüp giden -olumlu olumsuz- bütün sonuçları, onların aile içi ve eğitim süreci ilişiklerinde etkili olmuştur. Dünya çapında Soğuk Savaş’ın, ülkede demokratikleşme çabalarının, iki partili siyasi yaşamın gerilimlerinin, kültürel oluşumların döneme özgü renkleri, bu kuşağın düşünsel ve siyasal eğilimlerini belirlemiştir.

Darbe ve devrim ikileminde

İkinci olarak, ülke içinde, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine giden koşullar ve sonrasında 1961 Anayasası’nın sağladığı göreli özgürlük ortamı, sosyalist görüşlerin tartışılmaya başlaması, TİP’in kuruluşu ve yeni, değişik bir ses olarak siyaset sahnesine renk vermesi, ülke ve dünya sorunlarının farklı bir açıdan gündeme getirilmesi önemli unsurlardır.

Aynı cümleden olmak üzere, bir kuşak öncesi üniversite öğrencileri, ‘hükümet devirmiş, devrim yapmış’ kuşak olarak biliniyordu ve 27 Mayıs Askeri darbesinin önemli dayanaklarından birini gençlik oluşturuyordu. Bütün bu özelliklerin birleşiminden, her bir genci ‘sorumlu’, kendisine bir ödev yüklenmiş gibi hissetmesini sağlayan genel bir toplumsal ve siyasal atmosfer doğmuştu.Özellikleri oluşturan bu unsurlara, dönemin ABD politikalarının etkilerini de eklemeliyiz. Vahşi yöntemlerle sürdürülen Vietnam Savaşı, yaşlı, çocuk, kadın ayırmadan halka yönelik işkence ve katliamlar, haksızlığa ve saldırganlığa karşı tepkiye hazır gençliğin başlıca öfke kaynaklarından birini oluşturuyordu.

Hemen yanı başımızdaki kardeş Filistin halkının işgal edilmiş yurtlarındaki acıları da, İsrail üzerinden ABD’ye yönelik başkaldırıyı besliyordu.

40 yıl sonra 68’liler

Ülke içinde ise, Amerikan askerlerinin ve sivil personelinin tam bir sömürge efendisi şımarıklığıyla işlediği suçların Türk polisinin ve mahkemelerinin müdahalesi dışında tutuluyor olması, 6. Filo’nun limanlarımıza gelmesi ve Amerikan askerlerinin eğlence yerlerindeki pervasız rezaletleri, yurtseverlik ve ulusal onur duygularını derinden yaralıyordu. Siyasal iktidarın başı Süleyman Demirel’in Amerikan Morisson şirketinin eski temsilcisi olmasıyla, 27 Mayıs Darbesinin muhalifi olarak oy toplayıp iş başına gelmiş olması, Amerika-iktidar bütünlüğü kurulmasını kolaylaştırıyor ve tek bir hedef haline getiriyordu.

Aynı dönemde, işçilerin sendikalaşma mücadelesi, Türk-İş, DİSK bölünmesi, köylülerin toprak işgalleri, tütün, pamuk, fındık, çay üreticilerinin şiddetli gösterileri kaynayan bir toplum görüntüsü çiziyor, büyük bir değişim için koşulların olgunlaştığı duygusunu yaratıyordu.

27 Mayıs Askeri Darbesinin üzerinden henüz on yıl bile geçmeden, Ortadoğu’nun özün koşullarında gelişen BAAS hareketinin ilham kaynağı olduğu, ‘Kapitalist Olmayan Yoldan Kalkınma’ modeli üzerine tartışmalar, etkili bir ‘sivil-asker-aydın zümre’ kavramının da siyaset hayatımıza girmesine yol açmıştı.

Bu çevreler açısından halk, sürekli olarak ‘gericilere oy veren’ bir cahiller kitlesinden başka bir şey değildi.

Dolayısıyla, halk için yapılması gerekenler, büyük ölçüde ‘halka rağmen’ yapılmak zorundaydı ve bunun başlıca aracı da askeri darbe idi. Bu çevreler, TİP’in başarısının ‘parlamenter rejimin sosyalistler tarafından da kabul edilebileceği’ sonucunu doğurmasından da endişeleniyordu. Parlamento ile darbe arasında bir seçime zorlanan gençliğin, ilk yıllarda buna verebileceği bir cevap yoktu.

Kuşkusuz komplocu ve gizli araçlar kullanılarak gerçekleştirilecek bir siyasi darbenin bile toplumsal meşruiyet diye bir sorunu vardır. 60’lı yılların darbecileri, toplumsal dayanaklarını gençlik eylemlerinin arkasında arıyorlardı.

Kuşkusuz bunun için nesnel bağlar ve etki araçları geliştirmeliydiler.

İçinde yaşadığım bu süreç içinde bu çabaların değişik biçimlerine çok tanık oldum. Ne var ki, gençlik örgütleri, bilerek ve isteyerek bu planların içinde asla yer almamıştır.

Tek kişi ya da grupların ilişkileri dışında, askeri darbe planlayıcıları gençlik üzerinde ciddi bir etkiye sahip olamamıştır.

Ama gerek siyasi sloganlar, gerekse genel bir ‘kurtuluş yolu reçetesi’ ekseninde önemli bir taraftar edindiklerini söylemek de yanlış olmaz.

Ulusalcıların dünü

Biz, bunun sürüp giden etkilerini, günümüzdeki darbeci eğilimlere destek veren ya da doğrudan o tür çabaların içinde olan eski 68’lilerin kişiliğinde görebiliyoruz.

Deniz Gezmiş’i dahi bir darbe çığırtkanlığının aracı olarak kullanmaya çalışanlar, ‘ulusalcılık-kızılelmacılık’ saçmalığının teorisyenliğini ve örgütçülüğünü yapanlar bu etkilenmenin ve ilişkinin günümüze sarkan örnekleridir.

68 rakamının simgelediği o büyük hareketlilik döneminin karmaşık ve çok yönlü faktörleri, siyasal tarihimizin önemli ve uzun ömürlü özelliklerini belirlemiştir. Bunlar, günümüzde de hareket halinde olan faktörlerdir. Ancak, önemli ölçüde değişmiş bulunan dünya ve ülke koşullarında, bu faktörlerin hareket ve etki biçimleri de değişmiştir.

Değişmeyen tek gerçek, gittikçe daha derin bir bunalım içinde çürümeye devam eden iktisadi ve siyasi sistemdir. Açıkça görünen, yeni bir çalkantının eşiğinde olduğumuzdur. Bu kez tarihin tekerrür etmeyeceğini, doğru bir çıkış yolunun bulunabileceğini umut etmemiz için yeterli gücümüz var.

star
Bu haber toplam 1080 defa okunmuştur.
Yorum Ekle Yazdır
YORUMLAR
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
ABD Doları (USD) Alış 1.2300, Satış 1.2400; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9140, Satış 1.9300
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi