-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
ABD KAPATMAYA KARŞI MI TEMKİNLİ Mİ?
ABD Kapatmaya karşı mı temkinli mi?
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
12 Mayıs 2008 08:23
ABD, kapatma davasının arkasında askeri ve sivil bürokrasinin olduğu inancıyla, 50 yıldır ortak çalıştığı askerî ortaklarını yitirmek istemiyor. Bu kesimi küstürmemek için laiklik, iktidarı küstürmemek için de demokrasi ve seçmenin sesi vurgularını ihmal etmiyor

NUH YILMAZ / star Gazetesi Washington temsilcisi

BUGÜNLERDE hem Washington’da hem Türkiye’de ABD’nin gerçekte ne dediği tartışılıyor. Elbette AK Parti’nin kapatılması istemiyle açılan dava konusunda. Oysa ABD’nin ne dediği ilk andan beri belli. Kapatma davasının açıldığı haberi Washington’a ulaştıktan sonra Dışişleri adına yapılan ilk açıklamada, ilgili tüm tarafların Türkiye’nin demokratik kurumlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermesi gerektiği ifade edildi. ‘Demokrasilerde ülkenin siyasi geleceğini seçmenlerin belirlemesi esastır. 2007’de oy kullanan seçmenlerin oylarına saygı duyulmalıdır’ denilerek demokratik-laikliğinin çok güçlü bir şekilde desteklendiği belirtildi. Daha sonra Dışişleri Bakanlığı tarafından yinelenen açıklamalarda yargı kararına siyaset bulaşmamasının umulduğu belirtilerek, kararda temsili demokrasinin gereği Türk halkının oylarının karşılığının görülmesi istendi.

Konu hakkında bir başka önemli açıklama ise Nisan ortasında ABD Dışişleri Bakanı Rice tarafından yapıldı. Rice ‘Bu davanın demokratik ve laik ilkelere göre karara bağlanacağına inanıyoruz. Sürecin bu şekilde işlemesi herkesin çıkarınadır. Seçmenlerin sesi sahip olunan demokratik kurumlarda duyulacaktır. Herkesin umudu davanın bu bağlamda çözülmesidir’ şeklinde konuştu. Her iki açıklamada da seçmenin sesinin duyulmasına önem verilerek, konunun demokrasi ve laiklik ekseninde çözülmesi gerektiği vurgulandı. Bu açıklamalar dışında ABD tarafından yapılan resmi bir açıklama olmadı. O halde tüm bu kafa karışıklığı nereden kaynaklanıyor?

Resmi olmayan görüşler

Aslında kafa karışıklığının asıl sebebi Türkiye’deki medya yapısından kaynaklanıyor. Önemsiz bir internet sitesinindeki yazıyı bile işine geldiği zaman ABD’nin resmi tavrı gibi sunmaya yatkın haber ajanslarının kendisine medya yelpazesinde yer bulabildiği Türkiye’de, kapatma davasında taraf olan bir kesimin ABD basınında çıkan her şeyi ‘ABD’nin sesi’ diye sunması artık bir hastalık haline geldi. Bu yüzden aslında Amerikalıların çok sevdiği ve bir konuda ortalama bilgi düzeyini yansıtan ‘okuryazarlık’ kılavuzlarından bir tanesinin ABD medyasının değeri konusunda hazırlanması acil bir gereklilik halini aldı. Şaka bir yana elbette bu tür abartma ve büyütmeler bilgi eksikliğinden kaynaklanmıyor. O halde neler oluyor?

Türk medyasını bırakıp ABD medyasına göz atarsak, AK Parti’ye yönelik kapatma davasının ABD medyasında şaşkınlıkla karşılandığını söyleyebiliriz. Önemli yayın organları duruma anlam vermeye çalıştı. Zira geçen yılki muhtıradan sonra ABD’deki isimler de artık Türkiye’de her şeyin ezberlerindeki gibi olmadığını biliyor. Yani artık ‘gerici-ilerici’ şablonu iş yapmıyor. ABD’nin tartışmasız en önemli yayın organı New York Times davanın açılmasının hemen akabinde, 21 Mart’taki başyazısında konuya yer vererek, oldukça sert bir tavırla davayı eleştirdi. Yargılananın AK Parti değil, Türk demokrasisi olduğunu yazdı. Washington Post da 2 Mayıs’taki başyazısında ABD Dışişleri’ni ve Bush yönetimini çok sert eleştirerek, yönetimden, AK Parti’nin kapatılması halinde Türkiye ile ilişkilerin zarar göreceğini açıklamasını istedi. Bu iki yazı sadece en önemli iki yayın organında yer alması sebebiyle değil, her ikisinin de gazetenin yayın politikasını yansıtması sebebiyle oldukça önemliydi. Ancak her ikisi de resmi görüşten öte ABD’nin en etkili iki yayın organının, aydınların, okuryazarların ve gazetecilerin tavrını yansıtıyor. Ve elbette itibarları nedeniyle de Washington’daki iktidar sahibi siyasa yapıcılar tarafından oldukça ciddiye alınıyorlar.

Açıkçası ABD medyasında kapatma davasını alkışlayan ciddi bir ses duyulmadı. National Review adlı şu anda iktidardan neredeyse tamamen el çektirilmiş küçük bir kadronun dergisinde, kısa bir süre Pentagon’da görev yapmış, ancak şu anda resmi bir statüsü olmayan Michael Rubin’in yazıları bir istisna. Süleymaniye’de ders verdiği için kısa bir süreliğine Irak ve İran konusunda Pentagon’da üst düzey olmayan bir görevde çalışmış olan Rubin, bu konuda Nisan ayının ortasında bir yazı yazdı. Herhangi bir analiz içermeyen yazıda AK Parti’nin kapatılmasının iyi olacağı savunuluyordu. Etkisiz bir yayın organında, yetkisiz biri tarafından yazılan bu minvaldeki tek yazı Türkiye’de ısrarla ve bilinçli olarak büyütülerek verildi.

Yetkisiz birinin etkisiz açıklamaları

Şu ana kadar anlattıklarımızı toparlarsak, ABD Dışişleri Bakanlığı kapatma davası konusunda laik demokrasiye vurgu yaparak, hukukun, seçmenin sandıktaki iradesini gölgelememesini istedi. Medya ise bu tavrı yetersiz bularak eleştirdi ve ABD yönetiminin daha net tavır almasını istedi. Buna karşılık da bir isim etkisiz bir yayın organında dava lehine bir yazı yazdı. Ayrıca ABD’deki bazı Türk derneklerinin yöneticisi kadınlar, Rice’a bir mektup yazdı. Dışişleri Bakanlığı’nın seçmenin sesine kulak verilmesi çağrısına tahammül edemeyen bu kadınlar da Washington Post ve New York Times’ın tersine AK Parti’nin kapatılması davasına destek istediler. Mektuba Rubin’in yazısını da ekleyen bu kadınların kaygısı, AK Parti’nin kapatılmasını sabırsızlıkla bekleyen bu kesimin ABD Dışişleri’nden umudunu kestiğinin de kanıtı.

ABD’nin kapatma davası konusunda tavrı aslında net. Kesinlikle partinin kapatılmasını da güçlü müttefikinin siyasi krize girmesini de istemiyor. Ancak öte yandan kapatma davasının arkasında askeri ve sivil bürokrasinin olduğu inancıyla, NATO çerçevesinde 50 yıldır ortak çalıştığı askerî ortaklarını da yitirmek istemiyor. İşte bu çelişki ABD’nin bu konuya karşı hassas olmasını ve tarafları incitecek bir tavır almasını engelliyor. O yüzden devlet elitlerini ihmal etmemek için laiklik, iktidarı küstürmemek için de demokrasi ve seçmenin sesi vurgularını ihmal etmiyor. ABD’nin bu dengeci siyaseti, ABD’li bürokratlar tarafından da genellikle eleştiriliyor ve demokrasi yönünde daha net tavır konması isteniyor. Ancak bunun tek istisnası şu anda Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve bazı Pentagon yetkililerini de içeren az ama etkili bir kaç kişi. Bu isimler ABD’nin İran’a saldırma seçeneğini sürekli masada tutarak, Türkiye’den bu konuda destek alacaklarını umdukları herhangi bir etkili bir grup lehinde tavır almanın hesabındalar. Elbette bu grubun, İran’a ve hatta Suriye’ye saldırı konusunda önce Washington’u, özellikle de Bush’u ikna etmesi gerekiyor. O yüzden de Dışişleri’ne baskı yaparak bu konuda destek alamadıklarını düşündükleri hükümete alternatif olabilecek senaryoları her daim hazır tutmaya çalışıyorlar. Bu kesim davayı muhtemel bir koz olarak kullanmak istediğinden, bu konuda dava aleyhine çıkabilecek bir açıklamanın önünü kesmeye çabalıyor.

Washington mukimlerinin samimi görüşü

Washington’daki resmi görüş dışında, diplomatların şahsi görüşlerine verilecek iki çok taze örnek Washington mukimlerinin gayrı resmi tavrının ne olduğunu örnekliyor. İki örnekle bu havayı yansıtarak yazıyı sonlandıralım: 8 Mayıs’ta Sakıp Sabancı için düzenlenen bir konferans serisinde konuşan, Mart ayına kadar ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üç numaralı ismi olan Nick Burns, Türkiye’nin son 10 yılda demokratikleşme yolunda önemli adımlar attığını belirterek, ülkenin kapatma davasından doğan tehlikeli durumu en kısa zamanda savuşturmasını umduğunu söyledi ve hem Başbakan Erdoğan’a hem de Cumhurbaşkanı Gül’e övgüler yağdırarak, sivil yönetimin Türkiye’nin geleceği için çok önemli olduğunu söyledi. Yine aynı toplantıda konuşan ve Barack Obama’nın iktidarı durumunda önemli bir göreve gelmesi beklenen ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Avrupa Masası’nın eski direktörü Philip Gordon da kapatma davasından ‘askerî müdahale’ olarak bahsetti. Davanın askeri değil hukuki olduğu konusunda uyarılınca da bu yasal sürecin askeri müdahaleden bağımsız olmadığını ifade ederek, yargının da aynı laik-askerî elitin parçası olduğunu söyledi. Özetle dava konusunda tarafsız kalmayı yeğleyen resmi ABD’nin yönetici elitleri de, entelektüelleri de kişisel olarak kapatma davasını kabul edilemez buluyor. Dedik ya, sanal muhtıradan beri eski şablonlar artık işe yaramıyor.

AÇIK GÖRÜŞ

star
Bu haber toplam 358 defa okunmuştur.
Yorum Ekle Yazdır
YORUMLAR
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
ABD Doları (USD) Alış 1.2300, Satış 1.2400; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9140, Satış 1.9300
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi